Page 68 - Menteşe Dergisi Sayı 13
P. 68

Geçmiş Zaman Olur Ki!
                           Sadettin ÖZBEK                           Geçmiş Zaman Olur Ki!
                           MUSANDER Bşk.                                   Hayali Cihan Değer
                                                                           Hayali Cihan Değer




                     eğerli okurlarım;       dedi.
                     Çocukluğum Şeyh         “Tabii’ki teyze.” diyerek tavuğu
              DMahallesi İskender Çık-       elinden alıp, hayatın köşesine
               mazındaki Geleneksel Muğla    götürüp kestim.
               mimarisi ile inşa edilen duvar-  “Ellerin dert görmesin yav-
               larına insan kokusunun sindiği   rum.” diyerek teşekkür edip
               anılar barındıran şiir gibi bir   evden ayrıldı.
               evde geçti.                   Mahallenin tavuklarını hep ben
               Babam M.Emin Zekai Özbek      keserdim.
               (Halk arasında Sarışın oldu-  Hayat arkadaşı Şevki Amca
               ğundan Sarı Muhammet olarak   arasta da bulunan İncioğlu
               bilinirdi)                    Kahvesini çalıştırır elde ettiği
               Karabağlarda tütün tarımı     gelirle ailesini gül gibi geçindi-
               yapardı.                      rirdi. Halk arasında çok sevilen
               Annem Neclâ Özbek evi çekip   babacan dürüst bir insandı,
               çeviren                       çocukları mutlu etmeyi çok           Necla ÖZBEK
               çalışkan, komşuluk ilişkilerine   sever nerede görse cebimize
               önem veren, kültürlü hamarat   harçlık koyardı.             Gençlerin örnek aldığı spor-
               bir kadındı.                  Arife abla, Halide teyze ile Şev-  cuydu.
               Mahallede kadınlar bir araya   ki amcanın kızıydı. Her konuda   Sonraki yıllarda Muğlaspor’un
               toplanır, işler el birliği ile ime-  saygıda kusur etmediğimiz,   kurulmasına da öncülük etti.
               ce usulü ile yapılırdı.       sevip saydığımız ablamızdı.   Halk arasında çok sevilirdi.
               Sokak duvarları birlikte ay-  Arife abla 1951 yılında kuru-  Ahilik felsefesiyle Muğla’da
               ranlanır, makarnalar birlikte   lan, kulüp başkanlığını saygın   yıllarca sevgiyi, saygıyı ve kar-
               kırılırdı.                    ve otoriter kimliğiyle bilinen   deşliği yaşamının merkezine
               Her işin başında sevgi ve saygı   Saadet Öztürk’ün yaptığı   koyup zahirecilik yaptı. Böylece
               vardı.                        Yılmazspor’un efsane kaptanı   alın teri akıtıp emeğinin karşılı-
               Halide teyze annemin çok      Zahireci Süreyya Serger ağa-  ğını aldı.
               sevdiği bir insan, adeta kan   beyimizle nişanlandı. Bir süre   Atatürk devrimleri ve Cumhu-
               kardeşi gibiydi, beni ve kardeş-  sonra da evlenip, mutlu bir   riyet ilkelerinin yılmaz savunu-
               lerimi çok severdi. “Evde pişen   yuva kurdular. Nur topu gibi iki   cuydu.
               komşuya da düşer.” deyip      kızları oldu.                 Politika önemli ilgi alanıydı.
               getirdiği yemeklerin tadını halâ  Hale Serger Ekin ve Sülay   Dünya görüşüne yakın bir
               unutamam.                     Serger Solmaz.                siyasi partide yıllarca, dürüst
               O zamanlar evlerin hayatların-  Süreyya ağabey yaşadığı her   politikanın öncülüğünü yaptı.
               daki kümeslerde tavuk besle-  anı doğru ve dolu dolu yaşa-  Ticari yaşamını sonlandırdı-
               nirdi.                        yan ender insanlardan biriydi.  ğında hemen hemen her gün
               Sanıyorum bir yılbaşı günüydü,   Çocukluğumda örnek aldı-   Süreyya Abi’yi dostlarıyla bir-
               Halide teyzenin elinde besili   ğım Yılmazspor’un beyefendi   likte Öğretmen evi bahçesinde
               bir tavukla kuzulu kapıyı açarak   efsane kaptanıydı. Takımını   sohbet ederken görürdüm.
               hayata adımını attığını görün-  bir orkestra şefi gibi yönetirdi.   Zaman zaman bu sohbetlere
               ce, “Hoş geldin Halide teyze.”   Muğla’da ve deplasmanda    katılmaktan keyif alırdım.
               diyerek koşup elini öptüm.    yapılan maçlarda aldığı gali-  Yağmurlu günlerde belirlenen
               “El öpenlerin çok olsun evla-  biyetlerle takımını başarıdan   bir saatte
               dım.” diyerek o da beni yanak-  başarıya taşıyan efsane bir   “ATAPARK” sohbetin merkezi
               larımdan öptü.                sporcuydu.                    olurdu.
               “Sadettin oğlum, şu tavuğu ke-  O yüzden halk arasında lakabı   Yıllarca insani değerleri bir
               siver, akşam misafirler gelcek.”   kaptandı.                apolet gibi göğsünde taşıdı,


               Menteşe Kültür-Tarih-Sanat / Sadettin ÖZBEK                               devamı yan sayfada



    68 68
   63   64   65   66   67   68   69   70   71   72   73