Page 50 - Menteşe Dergisi Sayı 8
P. 50
tabii senatörlük verildi. Cemal
Madanoğlu bu duruma karşı çık-
tı. 1961 yılında MBK üyeliğinden
istifa etti. Yine aynı yıl, korgeneral
rütbesindeyken ordudan da ayrıl-
dı.
27 Mayıs’ın liderlerinden
Cemal Madanoğlu’nu bir yazısın-
da şöyle anlatır şair Cemal Süreya:
“27 Mayıs’ın Millî Birlik Komi-
tesi’nde ne yeni ne çarpıcı yüzler
vardı! Kimi zaman gruplar halin-
de bir arada, kimi zaman tek tek
gündeme gelen bu yüzlerin bugün
büyük bir bölüğü unutulmuş du-
rumda. Ama aralarında birtakım
değerlerin simgeleri olmuş, adları
bir şeylerle özdeşleşmiş, bildiri de-
ğeri kazanmış kimseler de var...”
Kimlerdi bu unutulma-
yan yüzler? Tabii başta Cemal
Gürsel geliyordu, sonra da Cemal
Madanoğlu... Cemal Süreya, ya-
zısında şöyle değerlendiriyor bu
simgeleşmiş adları: “Madanoğ-
lu’nda Cemal Gürsel de, Osman
Köksal da, Ahmet Yıldız da var.
andırıyordu Muğla. Bir dağın ete- la’yı topa tutarız, taş üstünde taş Eski subay yeni subay iç içe onda.
ğinde, kendi yazgısıyla baş başa kalmaz.’ Ben ürktüm, ‘sakın böy- O günlerdeki konumu ve rolü ile
kalmıştı. Orduevi yoktu, askeri le bir şey yapmayın, asker içine daha sonraki hayat serüvenini bir
gazino yoktu. Böyle bir yerde, as- kesinlikle girmeyin.’ dedim. Yani arada düşünürsek 27 Mayıs odur
ker nereye gider, nerede otururdu? çocukça bir şey yapsam, ‘hadi’ diyorum. Hiç değilse, en çok odur.
“Daha çok Türk Ocağı’na gidi- desem, Muğla gitti. ‘Sakın böyle 27 Mayıs’ın doğrultusu, karşımıza
yoruz.” diyor Madanoğlu: “Kitap şeylere girmeyin, biz dört kişiyiz, hemen Madanoğlu’nun yüzü çıkar.
okuyanımız oluyor, konuşuyoruz, bu kadar kişi yeter, başka kimseyi Zaman içinde bir doğrultu. Yoksa
tartışıyoruz, okuyanlar ortaya bir partiye almıyoruz.” diyerek onları Madanoğlu da hatta Ahmet Yıldız
fikir atıyorlar. Türk Ocağı bize ikna ettim.” da komite günlerinde her şeyin
epey şeyler verdi...” Bu arada yıllar su gibi farkında değillerdi. Madanoğlu da
Cemal Madanoğlu Muğ- akıp gitmiş, Eşmeli Yörük çocuğu Ahmet Yıldız da bunu çok genç
la’da genç bir teğmenken başını 27 Mayıs’ın önde gelen liderlerin- anladılar. Bir bakıma iş işten geç-
belaya sokacaktı neredeyse. Çün- den biri olmuştu. Gazeteci Meh- tikten sonra...”
kü 1930’larda Nail Çakırhan İstan- met Ali Birand’ın “Demirkırat” O yıllarda memlekette
bul’dan gelmiş, siyasi çalışmalara belgeselinde, o yılları şöyle anla- ne siyasal çalkantılar bitiyor ne de
girişmişti burada: “Ben Muğla’da tıyor: “Dedim, arkadaşlar, bunlar sular duruluyordu. Bu çalkantılar
bir hücre kurdum. Bir öğretmen, dokununca devrilirler. Ve devrile- içinde 1965 milletvekili seçimleri
bir işçi, bir de posta dağıtıcısı var- cekler. Göreceksiniz...” O heyecanı gelivermişti. Eski MBK üyesi Ce-
dı. Muğla’da kurulan ilk hücre... yeniden yaşıyordu Cemal Mada- mal Madanoğlu da düşünüp ta-
Benim ilk gizli çalışmam buydu. noğlu: “Siz dedim şimdi bana söz şınmış, sonunda o da İstanbul’dan
Bu çalışmam başıma büyük işler verin. Ne Berlin elçiliği ne içişleri bağımsız aday olmuştu. Bu iş için
açabilirdi. Bir gün bizim hücreden bakanlığı!.. Hiçbirimiz hiçbir vazi- Kadıköy’deki apartman dairesini
işçi olan arkadaş geldi. Bana dedi fe, görevimiz dışında, kabul etmi- sattı. Asıl önemlisi de toplumdaki
ki: ‘Burada Madanoğlu isimli bir yoruz...” saygınlığına güveniyordu: Tanı-
teğmen, bir de onun çavuşu var, Bu içten uyarıya, bu çağ- madığı bir kişi yazıhanesini ver-
bunlar bizim adamımız. Onlar ne rıya kimse kulak asmadı!.. 1961 di. Kırk elli sempatizanı arabasını
zaman isterseniz söyleyin, Muğ- Anayasası’nda, MBK üyelerine
50

