Page 48 - Menteşe Dergisi Sayı 8
P. 48
NECATİ YILDIRIM
Eğitimci - Yazar
YOLU MUĞLA’YA
DÜŞEN ASKER
böyle tutunacak bir dal bulmuş-
Cemal Madanoğlu, tu Muğla’da: “Kartal’da bize koru-
“İlk görevime 1927’nin başında macılık yapan Katırcıoğlu Sami’yi
genç bir teğmen olarak Muğla’da arayıp buldum. Beni görünce çok birçok insan tanımış, birçok dost
başladım.” diye anlatıyor: “Muğla- sevindi. Bu nedenle çevreye yaban- edinmişti. Sık sık bu dostlarıyla
lıların çoğu okumuş yazmış insan- cılık çekmedim.” buluşup çevrede bir yerlere gidi-
lardı. Hepsi güler yüzlü ve temiz- Muğla’yı çok sevmişti yorlardı. Yine bir gün yaylada top-
diler, şakacıydılar. İyi dostluklar genç teğmen. Hele türküleri pek lanmışlardı. “Arkadaşlarla ağaç-
kurdum.” hoşuna gitmiş, hepsini de öğren- ların altında sofra kurmuş, yiyip
Teğmen Cemal Mada- mişti çok çabuk. Kısa sürede kırk içiyorduk.” diye anlatıyor İstanbul-
noğlu, o zamanlar yirmi yaşına yıllık bir Muğlalı gibi olmuştu. lu Teğmen Cemal: “Ben dedim ki:
basmamıştı daha. Genç cumhuri- Bir gün Karabağlar’a gitmişlerdi. ‘Yahu, ben Muğlalılar kadar enayi
yetin ilk subay kuşağından sayılır- Orada bu genç teğmen Operatör insan görmedim.’ diye güldüm.
dı. Şöyle bir düşündüğünde, neler Doktor Cemil Bey’in dikkatini İçimizde Süreyya Kolcuoğlu var:
görmüştü genç yaşında: İlkokul çekmişti. Doktor bey, “Yahu, bu ‘Neden enayi oluyormuşuz?’ diye
yılları Birinci Dünya Savaşı’nin acı genç kimlerden oluyor?.. Ben ta- kaşlarını çattı. Çevreyi gösterdim.
hikâyelerini dinleyerek geçmişti. nıyamadım bunu...” diye sormuştu ‘Baksanıza güzelim marulları to-
Yine çocukluk yıllarında İstan- masadaki arkadaşlarına. Masada- huma kaçırmışsınız.’ Süreyya Kol-
bul’un İngilizler tarafından işgâl kiler de, “Bu arkadaş yabancı...” cuoğlu gitti, benim güzelim de-
edildiğini görmüştü. Daha sonra diye hafiften gülmüşlerdi: “Aramı- diğim marullardan birisini söktü
da Millî Mücadele yıllarına tanık za karıştı... Türkülerimizi, şarkı- getirdi, burnuma doğru uzatarak:
olmuştu. larımızı öğrendi... Hemen ısındık ‘Bak İstanbullu!.. Bu marul değil,
Böyle büyük çalkantılar görerek birbirimize... İşte böyle biz ondan tütün...’ dedi.”
gelmişti Muğla’ya. Annesi Nazife ayrılamıyoruz, o da bizden ayrıla- İşte böyle ilk dersini Muğla’da al-
Hanım, oğlunun kurada Muğla mıyor...” mıştı İstanbullu teğmen!..
Birinci Dağ Alayı’nı çektiğini du- Genç teğmen, Muğla’da İlk kez tütünü burada öğrenmiş-
yunca sevinmişti: “Cemal,” demiş- asker olduğunu unutuvermişti ti!..
ti, “Muğla’da Sami ağabeyini ara... sanki!.. Bu şirin, küçük şehirde “Muğla’da iyi subaylık yapamadım
Katırcıoğullarından Sami... Sana
yardımı dokunur.”
Kimdi bu Katırcıoğulla-
rından Sami (d. 1898 - ö. 1980)?..
Katırcıoğulları Muğla’da
geniş bir sülaleydi. On bin nüfuslu
bu şehirde tanımayan yoktu onla-
rı. Ula kasabasının eşrafındandı.
Köklü, soylu, kalabalık bir süla-
leydi. Salih Sami Muğla’nın dama-
dıydı. O yıllarda daha otuzuna git-
memişti; yakışıklı, boylu boslu bir
delikanlıydı.
Genç Teğmen Cemal,
48

