Page 60 - Menteşe Dergisi Sayı 9
P. 60
OKTAY YİVLİ
MSKÜ Öğ. Üyesi
KENT VE DOĞA
üyük kentlerin dışında size bir komşu uzaklığı kadar ya- yine. Burada kültürle doğa, yapayla
doğup büyüyenler; kasa- kındır. Orada masal kaygısızlığı doğal yan yana, barış içinde.
baların, kentlerin orta- içinde yaşanır. Hele böylesi küçük kentlerden ay-
Bmını iyi bilirler. Özellikle Simav, sırtını yeşil bir dağa daya- rılıp uzaklaşırken ruhunuza kırıl-
Ege’nin küçük kentlerinin birbiri- mış, ovaya doğru uzanıyor. Bir ya- gan güzellikler serpiliyor. Giderek
ne benzeyen, birbirini çağrıştıran, nını çam ağaçları kaplamış, diğer seyrekleşen evler, işlenen tarlalar,
birbiriyle özdeş kişilikleri vardır. yanı alabildiğine kır, açıklık. İşte, terk edilmiş çoban evleri, yeşil çam
Taşrada yetişmiş olanlar, herhangi küçük kentleri büyük kentlerden ağaçlarıyla kar-şıt görüntü oluştu-
bir küçük kente gidince doğdukla- ayıran en belirgin çizgi: Kentler ran “kışın soldurduğu” yapraksız
rı yerin kokusunu duyar, renklerini doğayla kucak kucağa soluk alıp meyve ağaçlan, Claude Monet’nin
görürler. veriyor. Kent nerede bitiyor, doğa elinden çıkmış izlenimci bir kır
Benim için Simav’ı görmek böyle nerede başlıyor, belli değil. Sınır- resmini andırıyor.
bir deneyim oldu. Bu küçük kent- lar birbirinin içine girmiş; doğanın Bodrum’dan Ankara’ya yaptığım
te Milas’ımdan çok şeyler buldum. renkleriyle insanınkiler aynı tuval- bir gece yolculuğu sırasında Ay-
Anılar yuvası eski evler, sakin ve de erimiş. dın’ın küçük bir kentini Milas’a çok
içten insanlar, caddelerdeki din- Yeşili görmek için özel bir çaba ge- benzetmiş, “geceleyin şehirler bir-
ginlik, ağır ve kıpırtısız sokaklar rekmiyor. Tarlaların, bitkilerin, çi- birine benzer” dizesini düşürmüş-
elimden tutup beni çocukluğuma, çeklerin, ağaçların kokusu, teklifsiz tüm zamanın kütüğüne.
ilk gençliğime götürdü. Yavaşça ve doluveriyor genzimize. İnsanların, Gündüzün de geceden pek farkı
dirlikle ilerleyen bir zaman kesiti- doğanın koynunda olmaktan hoş- yokmuş oysa. Onların zamanüs-
nin içindeydim artık. nut bir esrikliği var. tü kardeşlikleri var. Kentlerimizin
Taşrada zaman yetesiye ve doygun Ege kentlerinin bu kendine öz- adları değişse de bizden ve geçmi-
akar. Size rağmen sizi sürüklemez, gülüğünü, insanla doğanın kay- şimizden bir şeyler gizli onlarda.
karşısında kapana kıstırıldığınızı naşmasını; doğa dostu Yörüklerin Kimileyin unuttuğumuz, uzak-
hissetmezsiniz. “Çarşılar kapan- göçebelik yaşantılarından kalma laştığımız, farkına varmadığımız
madan” yetişeceğim diye telaş alışkanlıklar oluşturuyor. Yüzyıl- ortak yanlarımızı onlarda görünce
edeceğiniz bir durum yoktur. Evle larca kuytu dağlarda, tepelerde, ko- şaşırsak da bir kentin insanlaşması
işinizin arası, en kabası bir arpa yaklarda yaşamış insanımız; kent- bu olsa gerek.
boyudur. Dostunuz, arkadaşınız leşince doğadan uzaklaşamamış
60

