Page 85 - Menteşe Dergisi Sayı 8
P. 85
zaman ayırıyor, aileler yeni açılan zaman iki kişi karşılıklı oturup taşı girdiğinde bütün bahçeyi o nefis
çay bahçelerinde geceleri yazlık hareket ettirerek buğdayı bulgura böreğin kokusu sarardı inanılmaz
sinemalarda vakit geçirmeye başlı- dönüştürürlerdi. Böylece hazırla- biçimde… Babam Halil Dereli’ye
yordu. Sonuçta ailelerin önemli bir nan bulgur, hafif rüzgârda savru- göre erkeç etinin lezzetinin kay-
bölümü ekmek gereksinimi fırın- larak kapçığından ayrılır, bulgur nağı, Yayla’nın ünlü karaağaç(gar-
lardan sağlamaya başladı. kalburundan geçirilerek incesi ele- geç)ağacının yaprağıydı tartışma-
70’li yıllarda Eczacı Erdoğan nir, kışın kullanılmak üzere uygun sız.
Azizoğlu ve Baki Karaefe ile bir- çuvala konulup saklanırdı. Evde yapılamadığı gün-
likte yürüyüş yaparak Hacı Abbas Ekmek Yapımı… Söz et- lerde örneğin bizim evde annem,
Değirmeni’ne kadar ulaştık. Rum tiğim yıllarda Muğlalıların çoğun- hazırladığı hamuru “içine bir sofra
ustaların elinden çıktığını tahmin luğu evlerinde hazırlardı ekmeği- bezi sererek “miniyet” dediğimiz
ettiğim iki katlı bu güzel yapının, ni… Sacda pişirilen Anadolu’nun tahta kutuya koyar” Hadi bakalım
çatısı ve bütün ahşap elamanları çok yerinde “bazlama” olarak bili- Turgut, doğru Mehmet Amca’ya !”
sökülmüştü ama vadideki yalnız- nen ekmeğin adı Muğla’da kabaha- diyerek elime tutuştururdu. Çoğu
lığı içinde dimdik ayakta duruyor- murluydu. Maya gerekliydi kaba- kez okula gitme saatimle çakışırdı
du. Ötesinde berisinde incir ağaç- hamurlu için… Maya, bir önceki bu görev.
ları çıkmıştı. Dün terk edilmiş gibi mayalı hamurdan bir tabak içinde Gene o yıllarda mahal-
duran ocağında hala küller vardı. tel dolabın bir kenarında bekletilen le fırınları öğleye kadar evlerden
Çevrede kimsecikler yoktu, içimizi parçaydı, evde yoksa komşudan da gelen hamurları pişirir, öğleden
derin bir hüzün sardı, bir süre sus- istenebilirdi. Her hıdrellezde maya sonra başlardı hazır ekmek üreti-
kun kaldık. “hamur tutmak” denilen özel bir mine… Bizim fırıncımız Mehmet
Bulgur… Muğlalının bes- yöntemle yenileniyordu… Amca Ulucami karşısındaki fırının
lenmesinde İç ve Doğu Anadolu Doğal değirmen unundan yapılan sahip ve işletmecisiydi. Hamur ol-
halkı kadar olmamakla birlikte, bir kepekli ekmek türüydü kaba- gunsa belirtirdik, değilse Mehmet
bulgur pilavının da önemli bir yeri hamurlu... Daha bir beyaz ekmek Amca onu fırının üst bölümünde
vardı. Bulgurluk buğday, ekmek- olmasını isteyenler unun bir bö- olgunlaşmaya bırakır, sırası geldi-
likten ayrı olarak seçilir, ayıklanır, lümünü sık dokulu ipek elekten ğinde pişirirdi.
yıkanırdı. Evde yoksa komşudan geçirirlerdi. İpek elek, “ince börek” Dönüşte taşımak da bana aitti, cı-
ödünç alınan kalaylı kazanda kay- denilen ve sacda pişirilen Muğla’ya lız bir ortaokul öğrencisi olarak
natılır, kurumaya bırakılırdı. özgü, sevilerek yenilen bir börek bohçaladığım ekmek ve miniyeti
Muğlalılar; kazan, kaynatma, türünün ununun elendiği bir elek sırtıma vurup Kurtuluş sokaktaki
pekmez tavası (dığan derler) gibi türüydü aynı zamanda… Sonraları evimize tırmanırken bacaklarımın
büyük kapları… Bulgur değirme- ekmekler ve börekler, fabrika unu, titrediğini hissederdim. Evde altı
ni, terazi, kantar, kıyma makinesi, denilen toptancıdan çuvalla anılan nüfustuk, nasıl olsa pişirilmesi bü-
kuyu çengeli (kuyuya kaçan bak- hazır undan ya da yerli unla karış- yük-küçük demeden yaklaşık 25
raç, kova vs.yi çıkarmaya yarar…) tırılarak yapılan karma undan ya- kuruş olduğu için annem hamu-
gibi ev araç gereçlerini ekonomik pılmaya başlandı. ru olabildiğince büyük tutardı. O
güçleri oranında kendileri sahip Kabahamurlu yapıldığı ekmek de birkaç gün bize yeterli
olmaya çalışırlardı çoğu kez… gün arkasından börek yapmak da olurdu.
Yoksa komşudan ödünç alınırdı. gelenekti. Yayla’da besi hayvan-
Ödünç alan yerine ödünç veren ol- larının etinden satırla dövülerek
maya özenilirdi. hazırlanmış kavurmadan içine yal-
Ev halkının sayısına göre hazır- nız soğan ve karabiber eklenerek
lanan birkaç ölçek (teneke) den yapılan “etli börek” peynirli börek
oluşan bu kaynamış, kurutulmuş yanında; peynirli-otlu börek de
buğday, el değirmeninde öğütü- olurdu mutlaka. Bir bölüm aile de
lürdü. Bulgur değirmeni, alt birimi özellikle Pazar günleri “iç” olarak
sabit, üst birimi hareketli iki değir- hazırladıkları börek malzemesini
men taşından oluşan bir sitemdir. börekçi fırınına gönderirler orada
1.5-2m. Uzunlukta bir sopanın üst pişirtirlerdi. Yayla’da özel beslenen
ucu, iki direk arasına gerilen ikili erkeç etinden yapılan kavurmanın
ip örgüye geçirilir, alt ucu, üst ta- lezzetini bugün yakalamanın ola-
şın kenarındaki bir oyuğa oturtu- nağı yok. O zamanlar bahçeli olan
lur. Tek kişi olabileceği gibi birçok evlerin kapısından börek tepsisi

