Page 86 - Menteşe Dergisi Sayı 8
P. 86

TÜLAY KAYAR
                        Yazar



                                               “MUĞLA’DA GÜZ BAHARI “ İSİMLİ KİTABIMDAN…


                                MUĞLA’DA ESKİ RAMAZANLAR



                   nsanları ister istemez manevi  Şimdi  iş  kadınlardadır.  Onlar  ha-  mayı da ihmal etmezler. Bu arada
                   yoğunluğa iten mistik hava-  zırlıklarını telaş içinde yaparlar.  dışarıda top bekleme görevi ço-
                   sıyla, inanç dünyamızı ay-  Eğer bir de iftara misafir alınmışsa  cuklarındır.
               İdınlatan, on bir ayın sultanı  telaşları katlanır. Önceleri ev ka-     Ve ezan ve top ve hurma
               Ramazan, şehre ihtişamıyla gelir,  dınları mangalın közünü canlan-  ya da zeytin, yaz aylarında illa ki
               Kurşunlu Camii’nin önündeki çı-  dırıp, soğumasınlar diye yemekleri  su…Arkasından öğle sonrasını te-
               narın altıda başlayan dükkanlar  üzerine koyarlar, sofralarını kurar-  laşa boğan yemekler gelir sofraya.
               dizisinin ilki olan kadayıfçıda, ta-  lar, öyle beklerlerdi iftarı. Sonraları  Ramazan’ın en “hora” geçen yeme-
               hinlerin dövme olduğu, kadayıf-  evlerde mangal kalmadı, yemekler  ği çorba, önce içilir. Daha sonra pi-
               ların elde yapıldığı zamanlardan  sobaların üzerine taşındı. Sofralar  lavlar, etler, börekler gelir sofraya.
               anılarımıza giriverir.        kuruldu gene ama mangal keyfiyle  Tatlı en son yenir. Bu ya çarşıdan
                      “Çınarın altındaki ilk  soba keyfi anımsananlar arasında  gelen helva olur ya da elde yapılan
               dükkan Çüçenler’in Mehmet ile  yerini aldı.                 kalburabastı, saraylı, baklava ya da
               oğlu  Efe  Şadi’nin  kadayıfçı  dük-     Kadınları sofra telaşı sü-  un helvası olur. Tatlılar sabahtan
               kanıydı. Oda büyüklüğündeki kız-  rerken erkekler kepenklerini kapa-  yapılmıştır. Saraylı ve baklavaya
               gın tepsilerin üzerine, yukarıdan  tıp Helvacı Mustafa Dayı’dan hel-  ramazanlar’da daha sık rastlanır.
               delikli, huni gibi bir aletle hamur  vasını ya da tahinini, fırından da     Tatlılar yenip kahveler
               dökülürdü. İncecik kadayıf hamur-  üzeri yumurtalı bol susamlı pide-  içildikten sonra evin erkekleri te-
               ları kızgın tepsinin üzerinde hafif  sini almak için sıraya girerlerdi ön-  ravih namazı kılmak için cami-
               tavlandıktan sonra satılırdı. O dizi  celeri. Börekçi fırınlarının önünde  ye, kadınlar da ya camiye ya da
               dükkanlar Yağcılar Hanı’nın önün-  de aynı telaş olurdu. Börekçi fırın-  bir  komşu  evine  giderler.  Çünkü
               den geçerdi. Pabuççular, terziler,  larında saat birde börekler pişiril-  kadınlar teravih namazını genel-
               çeşitli dükkanlar, fırın ve kadayıfçı  meye başlardı. Börekçi Sedat Har-  likle bir komşu evinde toplanarak
               vardı orada. Ramazan akşamüzer-  mandal’ın anlattığına göre; ilk indi  kılarlar. Her gün bir kişide topla-
               leri fırının önünde, susamlı yu-  namazına kadar peynirli olanlar  nılır. Erkekler namaz sonrasında
               murtalı ramazan pidesi yaptırmak  girer, sonra peynirli olup da hatırlı  kahvehaneye  giderler.  Dükkanlar
               isteyenler kuyruk oluştururlardı.”  olanlar girer, en sonunda da sıcak  ve kahvehaneler sahura kadar açık
                      Bugünün Saburhane fı-  yenileceğinden etli olanlar girer-  kalırdı önceleri. Kahvehanelerinde
               rınları önünde oluşan kuyruk gele-  di. Günümüzde  Saburhane fırın-  ramazan  eğlencelerinin  yapıldığı,
               neği ve diğerleri, Muğla’nın yöresel  larının önü geçmişle yarışırcasına  Karagöz-Hacivat oynatıldığı, tom-
               tadını hala koruyabilen yaşlıları-  dolar. Pideler eskisi gibi uzatılır,  balalar oynandığı dönemleri de ya-
               mızın anlatılarında böyle şekille-  börekler koydurulur. Helvacıya ge-  şadı Muğla. Yaşadı ve o dönemleri
               nir. Ve o yaşlılar gene anımsarlar,  lince, günümüz Muğlalısının Hel-  anılarına kaydetti.
               aktarların şekerci düveninde satı-  vacı Tahsin’i vardır artık.     Önceleri “erbaine giri-
               lan çıtırmak çeşitlerini ve Helvacı     Pideler, helvalar eve gelip  lirdi” deniliyor. “Erbaine girmek”
               Mustafa Dayı’nın tahininin angılı  sofraya oturulduğunda ezan vakti  demek şöyle; Ramazan boyunca
               olduğunu.                     gelmek üzeredir. Ramazan topu-  camiinin bir köşesi kapatılıyor ve
                      Sabah kahvelerinin, öğle  nun atılması beklenir. Öyle ki; top  oraya giren kişi otuz gün orada
               yemeklerinin, ikindi çaylarının bir  atılmadan oruç açılamaz sanki. Ra-  ibadet ediyor. Bu arada kimseyi
               süre kaldırıldığı Ramazan günle-  mazan ve top bütünleşmiştir ade-  görmüyor, kimseyle konuşmuyor,
               rinde, sohbetlerin ana konusu if-  ta tıpkı Ramazan ve davul gibi…  ihtiyaçlarını gidermek için kimse-
               tarda yenilecek yemeklerdir. Evin  Muğla’da top Asar Dağı’ndan atılır.  nin olmadığı bir zamanda çıkıyor.
               erkekleri ramazan alışverişini ra-  Asar Dağı’nı evlerinden görebilen-  Yemekleri de camiye getiriliyor. Bu
               mazan öncesinde yapmışlardır.  ler, topu beklerken o tarafa bak-  ritüelin amacı günahlarından arın-







    86
   81   82   83   84   85   86   87   88   89   90   91