Page 91 - Menteşe Dergisi Sayı 8
P. 91

Y: Öğretmenimiz Mustafa Bey.  nır).  Unu (onu)  biz işleriz. Perçin-  şıyorum. Benim işçilerim vardır.
                  Mustafa Oran. Başöğretmenimiz  lemek için.(Burada “perçinlemek”-  İşçilerim çalışıyoru (çalışıyor).(
                  de Sadık Okyay.               ten  kast edilen; nalın, hayvanın  Mehmet Küçem, bu röportaj yapıl-
                  S: Nalbantlık mesleğinin püf nok-  tırnağına nal çivisi ile çakılması-  dığında fiilen nalbant olarak çalış-
                  taları nelerdir. Biraz anlatır mısı-  dır) Hindi (şimdi) yok artık. Öle  mıyor, fakat müşterilerine yanında
                  nız?                          (öyle) nalbant nerde hindi (şim-  çalıştırdığı genç nalbantlarla yar-
                  Y: Araba deye bi şe (bir şey) mi  di)? Benim arkıdeşim (arkadaşım)  dımcı olmaya çalışıyordu)
                  varıdın u (o) zamanları? Herkesin  Selattin (Selahattin) varıdın sona  S: Nalbantlık mesleğinizi kaç yılın-
                  arabası değil eşeği varıdın. Yaylası  (sonra). Ömer’in çırağıydı… U  da bitirdiniz?
                  olan herkesin eşeği varıdın. Esnaf,  (o) yapardın.80 gada (kadar) ki-  Y: 15-20 sene oldu. Yanımda Se-
                  aşam (akşam) oldu mu? Herkes  reç ocağı vardın Moğla’da. Hepsi-  lattin (Selahattin) varıdın (vardı).
                  eşeğine atla (atlar) Yayla’nın yo-  nin odunları dağdan gelirdin. Heç  Unu (ona) ben hisse verirdim.
                  lunu tutarıdın. Sabah kalktı mı?  (hiç) gelmese 400 hayvan geliridin.  S: O yıllarda Muğla’da kaç nalbant
                  Yayla’dan Moğla’ya (Muğla’ya),  Kilonan verirledin odunları kireç  vardı?
                  gine (yine) eşennen (eşeğinnen)  ocaklana  (ocaklarına).  Gantarda  Y:  12-13 nalbant varıdın. 2- 3 de
                  gelirdin.                     (kantarda) tartılırdın. Çok çalıştık  seyyar nalbant varıdın.  Moğla’de-
                  S: Müşterileriniz size gelmeden  biz. Yayla’dan sabalen (sabahleyin)  ki bütün hanlada (hanlarda) hep
                  önce haber verirler miydi?    yayan gelirdim. Aşama (akşama)  nalbant bulunurdun. Şu Tabakha-
                  Y: Nadir olarak önceden haber ve-  gada  (kadar)  nal  döğerdim.  Bir  nede (eski tabakhaneden söz edi-
                  rirdin. Ben gelecem (geleceğim)  tek nal, 1000 çekiç darbesinden  yor) bile 4-5 dene (tane) nalbant
                  deye. Moğla’nın yerlisiyse, önce-  meydana geli. Bizim  gibi nal ya-  varıdın.( Mehmet Küçem’in şu an-
                  den geli (gelir) söylerdin. Köyler-  pan yogudun (yoktu anlamında).  daki iş yeri, Ulu Cami’nin hemen
                  den çok hayvan gelirdin.      Demiri kesmesi yok. Gösterem  dibinde, yıllarca nalbantlık yaptığı
                  S: Gün içinde kaç hayvana nal ça-  bakem (Halen, iş yerinde satmakta  sokağın  da yaklaşık 20  metre ya-
                  kardınız?                     olduğu, Denizli’den hazır aldığı bir  kınındadır. Mehmet Küçem, halen
                  Y: Gelişine göre. Hayvan çogudun  nal örneğini gösterir) İki kenarları,  hırdavatçılık yapmaktadır)
                  (çoktu anlamında). Çıkıştıramaz-  döğe döğe şişirili bunna. (şişirilir  Ü.T. : Çok teşekkür ederim Meh-
                  dık ( yetiştiremezdik anlamında)  bunlar anlamında) Biz daha ga-  met  Amca.  Verdiğiniz  bu  değerli
                  U (o) zamanları kireç ocakları  lın (kalın) şişirirdik. Hindi(şimdi)  bilgiler için. Sağ olun, var olun.
                  çogudun (çoktun). Kireç ocakla-  dışarıdan getiryom ben bunnarı.
                  na (ocaklarına) odun çekilirdin.  Ben bunnarı (bunları) gendim (ha-
                  Günde 300-400  hayvan geliridin  zır) alıyorum. Nalla (nallar) 3mm
                  Moğla’ya. Dağ köylenden (köyle-  saçtan, döğe döğe şişirilerek mey-
                  rinden).                      dana getirili.(getirilir anlamında)
                  S: Hangi köylerden gelirdi?   S: Çırağınız hiç yok muydu?
                  Y: Yakın köyleden (köylerden).  Y: Esas, babamın yanında ben
                  Dırlavan’dan. Gozağac’ından. Et-  çalıştım (tek çırağı bendim anla-
                  rafdeki (etraftaki) yakın köyleden  mında) Sona (sonra) (babamın)
                  (köylerden).  Odun  getirirleridin  evlatlık gibi gördüğü, köyde anası
                  kireç ocaklana (ocaklarına). Ayrı-  babası ölmüş, Göktepe’den… (bir
                  ca evlere de odun çekelerdin (çe-  çırak aldık anlamında). Askere
                  kerlerdi)  Günde 600-700 hayvan  gidene gada (kadar) yanımızda ça-
                  geliridin.                    lıştı. (yanlarında çalışan çırağı kast
                  S: Günde, sayı olarak –takriben-  ediyor) Askere gitti geldi. Köye
                  kaç hayvana nal çakardınız Meh-  döndü. Mal mülk edindi. Köyden
                  met Amca?                     evlendi. Hindi (şimdi) mefat etti
                  Y: Hayvanın gelişine göre. Posta  (vefat etti anlamında). İki dene
                  posta gelile bunna ( gelirler bunlar)  (tane) çocuğu va (var) Hatta biri,
                  Hepsine bakılı (bakılır) Kimisine  Zafer’in damadı oldu.
                  iki dene (tane), kimisine üç dene  S: Nalbantlık mesleğinizi kaç yaşı-
                  nal çakılı (çakılır) Çıkıştıramazdık  nıza kadar sürdürdünüz?
                  (yetiştiremezdik). U (o) zamanla-  Y: Ben halen nalbantlık mesleme
                  rı (zamanlar) hazır çivi yogudun  (mesleğime) sürdürmeye devam
                  (yoktu). Saç, Denizli’den alını (alı-  ediyorum. Hala nalbantlıkla uğra-
   86   87   88   89   90   91   92   93   94   95   96