Page 18 - Menteşe Dergisi Sayı 9
P. 18

KISRAKÇILARDAN

                          HAMDİ TOPÇUOĞLU
                          Yazar - Şair
                                                           OTÇULARA






                       ocukluğumda   ekinler  - Çakallar da var, kurtlar da var.  Atın sırtında harmanın kıyısında
                       biçilir biçilmez, Çal do-  Bak dinle sesleri istersen,  diyerek  on adım gitmek büyük bir sevinç,
                       laylarından kısrakçılar  yorganın altında noktaya döner-  tarlada tur atmak, hele hele pına-
               Çgelirdi.                     dim.                          ra ya da kuyuya su almaya gidip
                                                                           gelmek unutulmaz deneyimler de-
               Çal nere, Yatağan nere?       Bu aslında bir oyundu. Yıllar geç-  mekti. Bu yüzden eninde sonunda
                                             tikçe onun da aslında harman ge-  isteğime ulaşırdım.
               “Şu karşıdaki karlı dağların ardın-  celerinde benden daha çok kork-
               da onlarca daha dağ düşün, Çal  tuğunu; ama korkuyu yenmenin  Dün gibi anımsarım o çilekeş at-
               onların da arkasında.”        yolu olarak beni korkutmak olarak  ları.
                                             seçtiğini anlamıştım.
                10-15 atla onca yolu nasıl gelirdi                         Günlerce hatta haftalarca traş bile
               bu insanlar şaşardım. Yulaflar, ar-  Bir sabah harman yerinde kısrak  olmaya fırsat bulamayan, ovadan
               palar, buğdaylar harman yerlerin-  kişnemeleriyle uyanırdık. Bakar-  ovaya geçe geçe koca Ege’yi arşın-
               de  kısrakçıları beklerdi.    dık ki yağız, al,  kır, doru atlar  ot-  layan gün o adamlar  şimdi yoklar
                                             lardı anızlarda. Ben alnı akıtmalı  mı acaba?
               “Milas ovasındalarmış,  iki üç gün  olsun da donu ne olursa olsun der-  ***
               sonra burada olacaklarmış.”   dim.                          Yaylada işler her şey öylesine hızlı
                                                                           değişiyor ki işlere yetişmek için her
               “Tütünlerin dikimi de geldi. İşler  “Bu at benim.”          dem sağlıklı ve güçlü olmak gere-
               yine karıştı.”                                              kiyor.
                                             Harmandan harmana dolaşırdı at-  Atalar her ne kadar “ Bugünün işi-
               “ Kır tarlaların tavı da geçiyor.”  lar. Sabahtan akşama ortada, başı  ni yarına bırakma!” demiş olsalar
                                             poşulu, yüzü gün kurusu  bir adam  da burada sözü değiştirip  “Saba-
               Akşamları avlulardaki konuşmalar  yan yana bağladığı kısrakları elin-  hın işini akşama; hatta öğleye bı-
               telaştı  baştan sona.  Öyle  ya çiftçi  deki kırbaçla  yönlendirirdi:  rakma.” demek gerek.
               için bir gün bin gündü bu mev-                              Daha üç beş gün önce bataktan
               simde. Diktin diktin; biçtin biçtin,  Dehh!                 girilmeyen tarlalarda otlar birden
               dövdün dövdün…                                              sarardı. Yıllarını bu topraklara ver-
                                             Dürrrşt!                      miş komşular;
               Bugünlerde babam ağabeyimle iki-                            “ Ot mevsimi geldi. Biçmek gerek!”
               mize harman bekletirdi. Harman  Emirlere ve kırbaca alışkın hay-  dediler.
               kıyısındaki yığınların arasına bir  vanlar, altlarına dirgenlerle atılan  “Kim biçecek?”
               hasır sererdi annem. Sonra iki kar-  sapları çiğneye çiğneye dönerlerdi.   “Otçular…”
               deş koyun koyuna yatardık.                                  Onlar da kim, demeye fırsat kal-
                                             İş ne kadar tez biterse o kadar çok  madan traktörler dalıverdi tarla-
               -  Abi, Ayıalanı’nda sırtlanlar var-  sevinirdi büyükler, bense atların  lara.
               mış.                          bir akşam karanlığında ötelerdeki  Aklımda çocukluğum…
                                             bir harmana gidişini hüzünle sey-  Günlerce  bu tarla  benim şu  tarla
               -  Var var tabii. Ayılar bile var bak-  rederdim.           senin imeceyle biçilen ekinler, har-
               sana adı bile Ayıalanı.                                     mana taşınan saplar,  dövülen har-
                                                                           man;  yağmur yağmasın dualarıyla
               Korkum biraz daha artardı. Bunu  - Amca beni ata bindirsene!  beklenen rüzgârlar, Ayrılan çeç ve
               hisseden ağabeyim fırsatı kaçır-                            saman… Sonra da  ambarlarda
               maz,                          - Şimdi olmaz, işimiz çok.    taze tahıl, taze saman kokuları.






    18
   13   14   15   16   17   18   19   20   21   22   23