Page 14 - Menteşe Dergisi Sayı 9
P. 14
BİRDAL CAN TÜFEKÇİ
Yazar - Şair
ŞU KÖYCEĞİZ YOLLARI
Sevgili okurlarım / iz- lık” köyünün bataklıklarında, de- asker eğlencelerinde, dost sohbet-
leyenlerim, yöremizin niz kıyılarında, meke avına çıkar. lerinin baş davetlisidir Hasan Ali.
anonim olarak bilinen “Meke” bir nevi göllerde yaşayan, Arkadaşları O’na:
G“Şu Köyceğiz yolları“ eti lezzetli ama kılçıklı bir kuş tü-
adlı 9/8 ritimlik sevilen türküsü- rüdür. Gezdiği, dolandığı her yerde “Arap Hasan, Haydi çal hele bir
nü; ilk kez radyo ve televizyonlar- onun yanık sesiyle okuduğu türkü- türküde, yüreğimizin pası silin-
da Ahmet Bayatoğlu ile kızı Zehra leri dinleyenler, bu kara oğlan ga- sin, gözümüz gönlümüz açılsın
Bayatoğlu’ndan dinlemiştik. Tür- liba birine sevdalı diyerek kendile- dinleyelim.” derler. Oda kendisi-
kü Hamdi Özbay tarafından 1976 rince merak eder, yorum yaparlar. nin bestelediği “CANGAROĞLU”
yılında notaya döküldü. Söylen- Köyün genç kızları onu görünce, “KAMÇI” “KEZBAN” türkülerini
diği yıllardan beri Türkiye’de hiç kikirdeşerek bakarlar, kendilerinin çalıp söylermiş.
kaleme alınmayan türkünün gizli olmasını dilerken; yine de birbirle-
kalan öyküsü ile söz ve bestesinin rine sormadan edemezler. Acaba Hasan Ali Dalar’ ın sevdalısı Ayşe,
kime ait olduğunu ilk kez sizlerle Arap Hasan kimi seviyor? gök gözlü, sarı saçlı, elma elma
paylaşıyorum. Umarım beğenir ve yanaklı, aşı kirazı dudaklı, selvi
zevkle okursunuz. Karayağız delikanlı Hasan Ali, boylu, güzel huylu, ürkek ceylan
güçlü kuvvetlidir. Belki de onun yapılı, keklik sekişli, kekik kokuş-
1919 yılında Köyceğiz’e bağlı Gü- böyle güçlü kuvvetli oluşu, on beş lu, dünyalar güzeli bir kızdır. Ayşe
zelyurt köyünde doğan Hasan Ali yaşındayken Dalaman Çayı üze- alımlı, Ayşe çalımlı, anasının körpe
DALAR, kara yağız esmer bir köy rinde bulunan tarihi Atatürk köp- kuzusu, evin en küçüğü olması ne-
delikanlısıdır. Onun teninin koyu rüsünün yapımında (1934- 1935) deniyle de babasının küçük nazlı-
esmer oluşu nedeniyle ona Arap yılları arasında işçi olarak çalışmış sıdır. Ama kara yazılıdır Ayşe!
Hasan Ali derlerdi. Tuttuğunu olmasındandır.
koparan, eli her işe yatkın, attığını Doru atın üzerine binip de “ dehh-
vuran, köyün bütün güzel kızları- Arap Hasan Ali, Ayşe’ye yanıktır. hh” dedi mi; yeri göğü inletir atını
nın, peşinde koştuğu, genç kızların Ayşe der, başka bir şey demez! Her dörtnala sürünce, sanırsın rüzgâ-
yüreğini hoplatan, heybetli cüssesi nefes alışında Ayşe’si için çarpar rın kızı oluverir birden. Döşüne
ve babasının yönlendirmesi ya- kalbi. Arap Hasan Ali, yürek yangı- değen otuz belik örgüsü, başında
nında biraz da kendisinin güreşe nının ateşiyle, bağlamasının telle- ipek bürgüsü, gülünce yanakları
meraklı olmasıyla yörenin namlı rine öyle bir vurur ki, tellerde ateş al al olur, gözleri daha bir kat daha
pehlivanları arasında ünlenmiştir. alır sanırsın. Aşkını bağlamasıyla mavişleşirdi. Sonra da önüne kattı-
sevdasını parmaklarındaki hünerle ğı camuzlarını bataklık denilen göl
Hasan Ali, at üstünden inmeyen, birleştirmiştir. içindeki tarlaya doğru sürerken;
tüfek omzunda, dağ bayır dolanan bir türkü tuttururdu. Arap Hasan
bir yiğittir. Akşama kadar “Çakal- Her düğünde, her bayramda, her da atını Ayşelerin tarlasına doğru
14

