Page 97 - Menteşe Dergisi Sayı 9
P. 97

İBRAHİM ERGİN                           İSMAİL ARIK
                        AZRA ŞİMŞEK
                         Yazar - Şair
                         Öğrenci                                 Şair

                BİR GÖKOVA ŞİİRİ                       VAZGEÇİLMİYOR…

                Bir daha sordum kendime                Yapayalnız kaldım bu şehirde,
                Neler düşünür uçurumda bir çiçek       Sokaklar boş, kaldırımlar bomboş,
                Gökova’yı gördükten sonra              Islak sokaklarda ümitsizce yürüyorum bu şehirde,
                Neler düşünür                          Kalbim boş, ellerim bomboş…
                Limon çiçeklerinin kokusuyla sarhoş
                Şiire durmuş şair                      Bir zamanlar kor ateşlerden alevler vardı yüreğimizde,
                Bir inansam Cennet dediklerine         Bu şehir yangın yeriydi bir zamanlar her ikimize,
                Tam burada durasım gelir               İhanetinin bedelini ben ödesem de bu şehirde,
                Biz kadın azmağı deriz                 Ne senden ne de bu kahrolası şehirden vazgeçilmiyor…
                Sazlıkların arasında
                Yeşil yılan gibi kıvrılan nehir        Metanetsiz kaldı bedenim,
                Üstünde birkaç yaban ördeği            Göğsümdeki yara nefes aldırmıyor,
                Yılan balıkları                        Kucağıma bıraktığın yalnızlıklar canımı acıtsa da,
                Ve kalabalık ayakları ağaçların        Ne senden ne de bu kahrolası şehirden vazgeçilmiyor…
                Karya’dan Likya’dan sesler gelir
                Gökyüzünü sürükler ayaydın gecelerde   Gittin gideli yüreğim hala sıcak, bir türlü soğumuyor,
                Soyunup dalasım gelir                  İçimden yalnızlığımın kafasına sıkmak geliyor,
                Aslında tertemiz, buz gibi bir sudur   Ben kendimden çoktan vazgeçtim amma,
                Akar sessiz ve ürkek                   Ne senden ne de bu kahrolası şehirden vazgeçilmiyor…
                Deniz duymuş mudur bilinmez
                Söğüt dallarını öperek alır yolu
                Sanki bir çocuk uykusudur
                Kucağıma alıp sarasım gelir
                Uzaklarda Otluk koyu                                HÜSNÜ ÖZBİLGİ
                İngiliz limanı Sedir                                Ozan

                Akşamdır Güneş denize girmek üzeredir
                Kızıla boyanmış gökyüzü
                Bitkilerin yeşil çığlığı yamaçlarda
                Bir yanda Kıran dağları                     DEMİRCİ ARASTASI
                Denizden fışkırmış hançer gibidir
                Longöz koyunu hiç görmedim                  Demirci Arastası koca han ardı
                Bir bilene varıp sorasım gelir              Anlatmaya değer kendi ritminde
                Gözümün avlusunda Gökova Körfezi            Çeliği raksettirir ustanın fendi
                Baktıkça bakasım gelir                      Örse inen çekiçlerin ritminde
                                                            Demirci ile sarraf yan yana burda
                                                            Böyle bir düzenin mimarı nerde
                                                            Altınları söndürüyor bir anda
                                                            Kızıl demir çekiçlerin ritminde
                                                            Arka sokak akşamcılar durağı
                                                            Üç beş memur ile esnaf çırağı
                                                            Kendi efkarıyla dönen plağı
                                                            Dinler durur çekiçlerin ritminde
                                                            Yazın asmalarla kaplar yüzünü
                                                            Kimi kışı bekler, kimi güzünü
                                                            Özbilgi arada dosta sazını
                                                             Çalar durur çekiçlerin ritminde..
   92   93   94   95   96   97   98   99   100