Page 20 - mentese_10
P. 20

Bedri ÖZER

                         Ozan                                              Çocuklar ise dikkatsizce o karlı
                                                                           buzlu yollardan ve saçak altların-
                                                                           dan; hiçbir tehlike yokmuşçasına
                                                                           ve umursuzca yürür, kaymamaya
                                                                           özen gösterir, buna rağmen düş-
               BAKDIN GÖRDÜN                                               meyi yinede becerirdi!


                                                                           Öte taraftan, çarşıdaki esnaftan ba-
               GAR HAVASI,                                                 zısı kışı soğukta geçirirdi. Bunlar;
                                                                           semerci, sayacı, nalbant, Demirci
                                                                           ve buna benzer meslek grubunun
               ERKENDEN EVİ GEE,                                           ustaları idi. Hatta bu meslekler dı-
                                                                           şındaki bazı iş yerlerinin, önünde
                                                                           cam çerçeve yoktu. O nedenle kış
               A KÖR OLMIYASI.                                             boyunca soğukta çalışırlardı. Za-
                                                                           naatkâr sıkı giyinse de eller üşür,
                                                                           ara sıra bir adım ötedeki kahveye
                                                                           gidip  beş on dakika ısınır, tekrar
                     ocukluğumuzda;yağmurlu,   başlardı…  Hey  gidi  yıllar!  Sular  işine dönerdi.
                     karlı, buzlu kış ayları yaşa-  seller gibi akıp gittiniz. Şimdi o yıl-
               Çnırdı. Saçakta buz sarkıtla-  ları ve hayali ile tebessüm ettiğimiz  Diğer taraftan, yaşam tarzları top-
               rı, karın örttüğü kiremitli toprak   yaşamımızdaki kesitleri ve o güzel  lumda genel kabul görmese de, bir-
               damları ve ağaçları… Doğa, beyaza   anıları çok özlüyoruz.   likte yaşadığımız ve sonraki kuşak-
               bürünüp süslendiğinde muhteşem                              ların da, yaşayacağı yurttaş tipleri
               kompozisyonu ile kartpostala ben-  1950’li yıllarda, Muğla sokakları  vardı. Bu hemşehrilerimiz; genelde
               zerdi.  Görüntüyü  pek  sever,  sey-  arnavut döşemeydi, irili ufaklı taş-  kendisi için yaşayan, sabah evden
               retmekten inanılmaz zevk alırdım.   la yapılan, usta ve işçilerinin Ar-  çıkıp, akşam geç vakit dönen ve
               Yeni yıl içeri girmeden herkes gibi   navut olması nedeniyle “Arnavut  evi ile ilgisi sadece yatmaktan öte-
               kırtasiyecilere  kartpostal  almaya   döşeme” diye tanımlanan yolda  ye geçmeyen insan tipiydi(!) Evin;
               koşar, en güzelini seçmekte zorluk   yürümek oldukça zordu. Çünkü  yiyeceği, yakacağı, çarşı ve pazar
               çekerdim. Çünkü hepsini beğenir   mahallenin fırınına, bakkalına ve  sorumluluğunu da, hanım yükle-
               ama en güzeli hangisini diye uzun   diğer esnafa nalınla gidildiğinden  nirdi.
               süre seyredip düşünürdüm.     yolların düzgün olmayışı ayak bile-

                                             ğinizin her an burkulmasına neden  O tip hemşehrimizden biri, bir sa-
               Kış gecelerinin hoş anılardan biri   olabilirdi. Hatta dikkatsiz ve çirkin  bah karnını doyururken, eşi Muğla
               de; su bardağına biraz pekmez   yürüyüş, bilek kemiği çıkıntılarına  ağzı ile sinirli şekilde: “Aaşam üs
               koyup içini kar doldurup, “Gar/  bazen nalının topuğu, dövüş ho-  baş  tuluk  gibi  şımşırıgdın.”  dedi-
               Garması” yemek çocukluğumuzun   rozlarının mahmuzu gibi vurdu-  ğinde içince çenesini tutamayan,
               zevkli atıştırmalıklarındandı. Gece   ğunda hafifçe sıyırır ve kanatırdı.   içmezse dilini yutan hemşehrimiz:
               ev oturmasına gelen komşulara, çı-                          “Biliman!” yanıtı verdi. Sinirden
               tırmak yapıp ikram etmek ve ayrı-  Yaşlanmış çalışmaktan elini aya-  gözleri yuvasından fırlayan eşi:
               ca cevizli pekmez sucuğu, pekmez   ğını çekmiş, ununu eleyip duvara  “Sen bilmezsen kim bilcek, kimi
               köftesi, kuru ve yaş üzüm, asarak   asmış ve kendini uhrevi hayata  sorcez?” diye öfkesi iyice kabardı.
               korunan ayva, kavun gibi ötekileri   hazırlayan yaşlılar, evde abdest alır,
               sunarak birlikte ve Muğla ağzı ile   Mes’ini giyer, bastona dayanarak  Hemşehrimiz, hanımının öfkesi-
               “Gülüş oyneş” tüketmek mutluluk-  namaza giderdi. Namazdan sonra  ni yatıştırmak için, yavaş sesle ve
               tu.
                                             yürüme mesafesinde ulaşabileceği  usulce:  “Aaşam lokantıda oturur-
                                             evinden başka yeri kalmadığından,  kan gar yağmış, vallaha habarım
               Yere Sofra bezi serilirdi, üzerine   çıkışta kısa süreliğine hemen biti-  olmadı. Arkıdeşlenen, memliketin
               kasnak, kasnağın üzerine kocaman   şikteki kahveye uğrar, bir bardak  girdisini çıkdısını gonuşupduru-
               bir sini, sininin üzerinede, Muğ-  adaçayı içer, oturanlarla iki beşlik  duk.”  diye, hanımın öfkeli sorgu-
               la ağzı ile; Gırık delik konurdu…   bozar  ve  eski  yılları  yâd  edip  eve  sunu savuşturmak istedi, ama ha-
               Sininin etrafına bağdaş kurulur,   dönerdi.                 nımı: “Abo! Bakın dı gari bi, yon.
               sığılmazsa çocuklar diz çöküp otu-                          Memliketi gonuşupdurlarmış. Oşt
               rur ve kısa süre sonra atıştırma







    20 20
   15   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25