Page 24 - mentese_10
P. 24

Hasan GÜNEŞ
                         Eğitimci - Yazar






                BALIKÇI EKREM




               “Hey arkadaşım! Uyan! Öleceksin   bir kızı okşar gibi… Elleri pulla-  ile yıkıyor yüzünü, tekrar tuz ola-
               denizin içinde…  Duyuyor musun   nıncaya kadar okşadı. Gözlerini  cak. Neyse bu onun sorunu…”
               beni?”                        birden açtı. “ Seni görmem lazım,  “ Sigaran var mı?” dedi, Ekrem.
                     özlerini kurumuş tuz ya-  göremezsem ölürüm, ölürüm…”  Ellerini, alışkanlıkla pantolonun
                     kıyordu. Elbiseleri parça-                            ceplerine götürdü. Islandığı için
               Glanmış, perişan bir şekilde;  Adam; ölü gibi yatan adamın orfo-  tütünlerin sarısı paçalarına kadar
               gövdesinin üst kısmı kumsalın taş-  za bakıp dirildiğini görünce şaşır-  ulaşmıştı. Halis, sigarayı kendi ya-
               lı kıyısında, belden aşağısı denizin  dı. Konuşmak için eğilerek: “ Ar-  kıp, Ekrem’e uzattı. “Adam heybetli
               tatlı dalgalarının vurduğu suyun  kadaşım yardım edeyim mi? Adın  biri, yoksa başkası olsa şimdiye
               içinde…                       ne? Nerede yaşıyorsun?”       çoktan ölmüştü…”

               Gözlerimi açabilsem, beni uyandı-  Yerdeki adam, zoraki dudaklarını   Balıkçı Ekrem, sigaranın dumanı-
               ran şu salak adama neler söyleye-  kımıldattı. Tuz kuyusu ağzından:  nı havaya savurarak: “ İşte nihayet
               ceğim… Göz kapaklarını, tuz gö-  “ Ek.. Ekrem… Balıkçı Ekrem…  usta balıkçı oldum! Orfoz yakala-
               letinden kurtaramıyordu. Üstelik  Benim adım Halis. Ekrem arkadaş  yan balıkçı usta balıkçı olur. Bunu
               ağzında da bin yıllık susuzluk…  yardıma ihtiyacın var mı?”   biliyor muydun? Bakışlarından
                                                                           bilmediğin anlaşılıyor Halis arka-
               Adam, yerde yatan bu hırpani ada-  Balıkçı Ekrem, denizin iyotlu ko-  daş…”
               mın ellerine baktı dikkatlice. Sağ  kusunu genzi yanıncaya kadar içi-
               elinde kenetlenmiş misina olduğu-  ne  çekti.  Ciğerleri  körpe  martılar  Sözünü tamamlamasıyla, Balıkçı
               nu; üstelik bileklerine kadar kuru-  gibi çırpınıyordu. Yosunları, balık-  Ekrem’in orfozla birlikte denize
               muş kanı görünce, çığlık attı. Boşta  ları, martıları, kumları… “Ah! Seni  düşmesi bir oldu. “Ne kadar da ya-
               sallanan misinayı, kıyıya doğru  gidi orfoz kanıma girme… Kor  kışıyoruz Ege’ye…”
               çekmeye başladı. Boş olduğunu  gibi yanan gözlerine dayanamam
               sandığı misinanın ucunda bir ağır-  martılar…Tamam. Şuradan ayağa  Halis, bu olay karşısında, şaşkınlık-
               lık hissetti. Kıyıya kadar çektiği  bir kalkayım, hepinizi sardalye ile  tan elindeki misinayı sımsıkı tuttu-
               misinadan kocaman bir orfozun  kendi ellerimle doyuracağım…”  ğunu ayrımsadı. Bir zaman sonra
               çıktığını görünce şaşkınlıktan kü-  Ağır ağır ayağa kalktı. Halis oldu-  kendini toparlayıp, ikilinin denizin
               çük dilini yutacaktı. Misina, adam-  ğunu söyleyen adama uzun uzun  ortasında kayboluşunu hayretler
               cağızın başparmağı ile işaret par-  baktı. Ayakta duramadığı için, bir  içinde izledi. Halis, elinde tuttuğu
               mağının arasındaki yeri kesmiş,  kayaya tutunarak kumsala çömel-  misinanın gerildiğini ve daha son-
               sanki kemiğe kadar dayanmıştı.   di. Ellerinde sımsıkı tuttuğu orfozu  ra misinayı kolaylıkla çektiğini his-
               “Misinayı çıkarsam eli acır” dedi,  bir türlü bırakmıyordu.  setti. “Nihayet! Evet nihayet!”
               adam. Orfozu baygın yatan ada-                                                                                          **
               mın yaralı eline kadar getirdi. “Ba-  “Halis arkadaş teşekkür ederim.  “ Hanım! Bak bozuşacağız! Senin-
               lığı alsam mı acaba? Nereden bak-  Bana ne olduğunu bilmiyorum. Şu  le anlaşmıştık hani. Benim hafta
               san 4-5 kilo kadar var. Adam balık  ilerideki kayalıkta balık tutuyor-  sonları balığa gittiğimi biliyor-
               uğruna ölmek üzere ben neler dü-  dum, kendimi burada bulmuşum.  sun. Hafta boyunca okula gidi-
               şünüyorum!”                   Hiçbir şey hatırlamıyorum. Balık  yorum,öğrencilerle uğraşıyorum.

                                             sevdası işte bizimkisi.”      Eve geliyorum, kızlarla ve seninle
               “Orfoz! Bu orfozun kokusu! So-                              ilgileniyorum. Bir hafta sonum var.
               nunda yakaladım seni…” Baygın   Ağır aksak denize ilerledi Balıkçı  İnsaf! Bu kadar da olmaz canım…”
               adam, parmaklarını zorlukla kı-  Ekrem. Yüzünü deniz suyu ile yı-  Kezban hanım, kocası Ekrem’e kız-
               mıldattı. Ellerini orfozun üzerinde  kadı. Kurumuş tuzları  yüzünden  gınlıkla bakıyordu. Kızları hastay-
               yavaş yavaş gezdirdi. Sanki genç  zorlukla çıkardı. “Adam deniz suyu  dı, ikisi ile ilgilenmesi çok zordu.







    24 24
   19   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29