Page 82 - Menteşe Dergisi Sayı 13
P. 82
Sadrettin KILIÇ
Ünal TÜRKÖZ Sadrettin KILIÇ
Yazar
iyatro severler, henüz bazen iş kıyafetlerinin üzerin-
daha onu tanımıyorken, deki çamur ve kireç lekeleriyle
Tben, onu tanıyordum… evlerine dönüyorken, bazen
Aynı mahallede idi çünkü evle- de, çalıştığı işyerine gidiyorken
rimiz… Evlerimiz, birbirini dik görürdüm…
kesen iki sokağın içinde bulu- Mehmet amcanın iki oğlu
nuyordu… Kuş uçumu, iki evin daha vardı… Yani üç kardeş-
arasındaki uzaklık, olsa olsa iki lerdi… İki kardeşinden küçük
yüz metre bile değildi… Baba- olanı Orhan, benden birkaç
ları, hemen her gün sokağımız- yaş küçük, büyüğü Necati ise,
dan, en az bir kez muhakkak benden iki üç yaş büyüktü…
geçerdi… Anneleri ise, zaman Aynı mahallenin çocuklarıydık
zaman ansızın evimizin kapısını biz… Onların evinin bulundu-
çalmadan açar anneme: ğu sokakta, yol “Toprak yol”
“ N’apduru sunuzzzzz?” diye olduğu için evlerinin önünde,
yüksek sesle önce hal hatır diğer mahalle arkadaşlarımızla Sadrettin KILIÇ
sorar, sonra hemen arkasından birlikte çift kale kurar zaman
siz sormadan o, o gün yahut zaman top oynardık… Sonra ile küçük kardeşi olan Orhan’ı
daha biraz önce ne yaşadıysa, saklambaç oyunu oynardık… oyuna çağırmak için tabii…
onu size anlatmaya başlar- Tabii bu ve saymadığım diğer Dokuz on yaşlarınday-
dı… Avluya yani “Hayat”a pek oyunları, daha çok yaz tatil- dım… Evlerine gittiğim gün-
ender girer, daha çok, sokak lerinde okullar kapandığında lerden biriydi... Bir yaz günü
kapısı önünde anlatacaklarını oynardık… öğleden sonrasıydı öyle
anlatırdı “Aynımah teyze”… Onu, yani arkadaşlarım hatırlıyorum... O günü yaşamım
Sonra birden, ansızın geldiği olan iki kardeşin ağabeylerini boyunca da hiç unutmadım
gibi, yine ansızın “Ben gidiyo- pek sık göremezdik… O, hepi- ya…
rum” bile demeden görünmez mizden daha büyüktü çünkü… Ağabeylerini, içeride yani
oluverir, çeker giderdi… Onu, daha çok sokakta, ara hayatta bir pencerenin önün-
Anneleri, en yakın köyümüz sıra Muğla’ya geldiği zaman- de, camın tam önüne geçmiş,
olan Dirgeme’den, babaları larda, otobüsten Turgut Reis yüksek sesle kendi kendine
“Mehmet amca“ ise Türkiye’nin Lisesi önünde indiği için “Mey- hem konuşuyor, hem de el kol
diğer ucundaki bir vilâyetimiz- dan Sokağı” nın içinde evlerine hareketleriyle tuhaf davranış-
dendi… Karslı olduğu söylenir- doğru geliyorken görürdüm… lar yaparken gördüğümde çok
di… “Mehmet amca” yapı işleri Bu sırada kardeşleri Necati ve şaşırmıştım… Ne yalan söyle-
ile uğraşırdı… Büyüklerimiz bu Orhan, o gün ağabeylerinin yeyim, herhalde “aklını oynattı
gibi işlerle uğraşanları “Yapıcı” Muğla’ya geleceğini önceden galiba” diye de çok korkmuş-
diye adlandırdıkları için, ben bildikleri için gözleri sürekli tum… O sırada yanımda ol-
de Mehmet amcayı “Yapıcı” Turgut Reis lisesi önünde du- mayan kardeşi Necati yanıma
olarak bilirdim… İş kıyafetleri racak olan İzmir’den gelecek geldiğinde ona sorduğum o
içinde ne zaman onu sokakta otobüste olduğundan, onun soruyu ise hiç unutmuyorum:
görsek, mahallenin çocukları otobüsten indiğini çoğu zaman “Necati abi… Abine bir şey
olan bizleri tanıdığı için, yanı- birlikte görürdük… Bir kez bile mi oldu yaa? Niye böyle dur-
mıza yaklaşır, bizlere babacan olsun yanına yaklaştığımı ha- madan kendi kendine konuşu-
tavrıyla bazı öğütler verir, yo- tırlamam… Büyüğümüz olduğu yor, tuhaf el kol hareketleri ya-
luna öyle devam ederdi… Beni için çekinirdik… Öyle yetiş- pıyor? “ dediğimde Necati’nin
iyi tanıdığı içinse, hep ismimle tirilmiştik… Yalnız evleri çok kendine has o kahkaha atışıyla
hitap ederdi… Farklı bir insandı müsaitti sık sık girer çıkardım… ağzından çıkan o sözleri hiç
Mehmet amca… Onu sık sık Kardeşlerini yani “Necati abi” unutmam:
Menteşe Kültür-Tarih-Sanat / Ünal TÜRKÖZ devamı yan sayfada
82 82

