Page 77 - Menteşe Dergisi Sayı 13
P. 77

Saburhane
                             Tülay KAYAR                                                   Saburhane
                             Araştırmacı - Yazar






                       aburhane… Muğla’da
                       yaşayanlara ayrı ayrı
                  Shayaller kurduran mistik
                  semt… Öyle ki; kimi zaman
                  iftarın yaklaşmakta olduğu bir
                  saatte, üstüne susam serpilmiş
                  bir pide almak için hayal eder-
                  siniz Saburhane’yi. Kimi zaman
                  sarmaşıklarla kaplı kahveha-
                  nelerinde oyun oynamak için…
                  Bazen ara sokaklarında, beyaz
                  badanalı bir hayatta oturmayı
                  hayal edersiniz, bazen de ah-
                  şap kokulu bir evin penceresin-
                  den, dışarıda akan Kara Muğla
                  Deresi’ni seyretmeyi…
                  Ben de Saburhane’yi hayalsiz
                  hayal edemeyenlerdenim.
                  Meydana, perşembe pazarının
                  bitiminden girdiğimde baş-
                  larım hayal kurmaya. Hayal
                  ettiğim Saburhane bu günkü    tol’un Hanı. Meyhane Boğazına  teşeoğulları tarafından Türk-
                  Saburhane’den biraz farklıdır   girerim Eczacı Haralambos’un   lerin eline geçmiştir. Osmanlı
                  elbette. Her şeyden önce, öyle   taş evinin yanından. Kapı   Dönemine gelindiğinde nüfus
                  ortadan yürüyemem, çünkü      önlerine konulmuş masalarda   Müslüman Türkler ve Hristiyan
                  Kara Muğla Deresi akmaktadır.   koyulaşan sohbetlere ve çalan   Rum azınlıklardan oluşuyordu.
                  Derenin sağından yürürüm      müziğe kulak kabartırım.      Türklerin daha çok tarım ve
                  bir süre. Şaraphaneye gelirim.   Bir süre açmam gözlerimi, aç-  hayvancılıkla uğraştığı bu bir-
                  Yapılmakta olan şarapların    tığımda ise bu günkü Saburha-  liktelikte yaşam dönemlerinde
                  kokusu az ilerideki fırınlardan   ne’nin hüznüne kaptırırım ken-  Rumlar, değirmencilik, yapı-
                  yükselen ekmek kokularına ka-  dimi. Saburhane biraz kendisi,   cılık, dülgerlik (marangozluk),
                  rışır, adeta duyarım. Kocaman   biraz da değil gibi gelir bana.   kireççilik,  fırıncılık ve terzilik
                  kavak ağaçları vardır derenin   Hani bir şeylere, bir yerlere   gibi mesleklerle uğraştılar.
                  sağında ve solunda. Altlarında   tutunmaya çalışan, tutunamaz-  Yerli Rumların yanı sıra adalar-
                  masalar, sandalyeler… İşten   sa yitip gidecek olan gibi. Sağa  dan gelen Rumlar, taşıdıkları
                  gelmiş, yorgun vücutlarını Hris-  sola park etmiş araçların ya-  kültürle yerli kültürü etkilediler.
                  to’nun Hamamı’nda temizleyip   nından, Kara Muğla Deresi’nin   Saburhane yıllarca bu iki kültü-
                  dinlendirmiş Rum gençleri     şimdi betonla kaplı üstünden   rün bir arada kardeşçe sürdü-
                  oturmaktadır oralarda. Ve     yürürken dalarım düşüncelere.   rüldüğü yer olarak anıldı.
                  hatta bıçkın Türk delikanlıları…  “Tutun”, derim Saburhane’ye,   Vee…1.Dünya Savaşı…Diğer
                  Önlerinde mezeleri, ufaktan   “tutun” günümüze ve geleceği-  ülkeler 4 yıl savaşırken biz 9 yıl
                  demlerini almaktadırlar. “Titrek  ne,  geçmişinle…          savaştık. 1.Dünya Savaşından
                  Gavur” lakaplı meyhaneci-     Saburhane mevkii, Asar        sonra, 1919-1923 yılları arasında
                  nin sohbetleriyle sıkıntılarını   Dağı’nın eteklerine kurulmuş,   Kurtuluş Savaşımızı verdik. ”Bu
                  atmaktadırlar. Karşıya geçerim   Muğla’nın ilk yerleşimlerinden-  ulusun başına gelen en büyük
                  taş köprüden. Karşımda tüccar-  dir.  Uzun yıllar Rodos Krallığı   deprem 1.Düya Savaşıdır” der
                  lık yapan Barutçu’nun Hanı    ve Doğu Roma Krallığı içinde   tarihçi İlber ORTAYLI: Savaşın
                  durmaktadır. Az ileride Apos-  kalan Muğla, daha sonra Men-  en önemli sonucu da “Müba-


                  Menteşe Kültür-Tarih-Sanat / Tülay KAYAR                                  devamı sayfa 78’de




             77 77
   72   73   74   75   76   77   78   79   80   81   82