Page 78 - Menteşe Dergisi Sayı 13
P. 78
ağaların ve beylerin evleri
yağmalanmakta ve yakılmak-
ta, kendileri öldürülmekteydi.
Bütün bunların yanında toplu
katliamlar da başlamıştı. Artık
oradan gitmek zamanıydı.
Yugoslavya’dan başlayan göç
hikayesini 1927 yılında Muğ-
la’ya gelen, Veliyovski (Veli
Ağabeyler) ailesinden,, Veliyet-
tin Seba ile yıllar önce kitabım
Muğla’da Güz Baharı’nı yazar-
ken konuşmuştum. Dedesi Veli
Seba’nın anılarını dinleyerek
büyüyen Veliyettin Seba’nın
babası, göç zamanında üç
yaşında olan Kireçci Ali lakaplı
Rahmetli Ali Seba’dır.
dele”dir. Yunanistan Başbakanı ne zamana kadar içlerinde Kalabalık bir grup halinde
Eleftherios Venizelos Küçük saklı tuttular, bilmiyorum. Ama trenle Yugoslavya’dan yola çı-
Asya dediği Anadolu’yu alarak giderken dönmek için umutları karlar. . Sonrasında bir gemiye
topraklarını büyütmek istiyor- vardı. Komşularına bazı eşyala- bindirilirler. Arkalarında Yugos-
du. Bunu başaramadı çünkü rını emanet edenler bile oldu. lav köyü Bohla’yı, yeşillikler
Türk Ulusu Mustafa Kemal Gittikleri yerlerden doğdukları içindeki çok güzel evlerini,
Atatürk’ün önderliğinde yaptığı şehri ziyaret edenler de oldu. evlerinin önünden akan pınar-
haklı ve onurlu mücadelesini Rahmetli Araştımacı Yazar larını, ucu bucağı görünmeyen
kazanmıştı. Hal böyle olun- Ünal Türkeş’in anlattığına fındık bahçelerini bırakırlar. Ve
ca Venizelos başka bir planı göre; Eczacı Haralambos’un tabii iyi, kötü anılarını da…
gündeme getirdi. Yunanistan kızı 1970’li yıllarda Muğla’ya Muğla’ya geldiklerinde onlara
büyümemişse kalabalıklaş- gelmiş, Eczacı Hilmi Şerif Bay- 1922 yılında buralardan gitmiş
malıydı. Anadolu’daki kendi dur’u ziyaret etmiş, sonrasında bir Rum Subayı’nın evi veri-
tabirleriyle Helen nüfus Yuna- Saburhane Meydanındaki evle- lir. Yerleşilir. Saburhane yeni
nistan’a alınmalı, oradaki Türk rine giderek saatlerce oradan sakinleri için kapılarını açmıştır.
nüfus Türkiye’ye gönderilme- çıkmamış, hasret gidermiştir. Yeni bir kültür bu şehre adımla-
liydi. Bunun adı Mübadeledir. 1922 yılının sonbaharında rını atmıştır.
Mübadele dramdır. Mübadele boşalan Saburhane’yi ve Alıştılar, gelenler de alıştı, bu
yaradır ve hüzündür. Saburhane’nin özgün evlerini şehir de, gelenlerine alıştı.
Yunanistan’a Anadolu’dan gi- başka hüzünler beklemektedir Kolay olmadı elbette. Ancak
den Rum nüfus 1.500.000 kişi artık. Kadim semt Saburha- ikinci kuşaklar dost olmayı
idi. Oradan gelen Türk nüfus neyi kadim yapan da budur başarabildiler. Çalışkandı-
ise 500.000 idi. Muğla’da o işte. Gidenlerin ve gelenlerin lar. Kapanan kireç ocaklarını
dönem yapılan sayımda Rum hüzünlerine kapılarını açmak, çalıştırdılar. Yılanlı yolunun
nüfusun 1.017 olduğu yazılıdır yaralarını sarmak. yapımında, Karabağlar Yayla-
kayıtlarda. Rumlar Muğla’dan Bütün bu olaylar yaşanmak- sında çalıştılar. Saburhane’nin
gittiğinde; değirmenler sustu, tayken Balkanlar kan ağlamak- kahvehanelerinde sabırla
fırınların ateşi söndü, dülger- taydı. Bir zamanlar çok büyük beklediler alışmayı, belki de bu
lerin hızarları durdu, yapıcıların olan Osmanlı Devleti’nin yüzden Saburhane adını çok
malaları durdu. Andon’un yıl- sınırları giderek küçülmüş, benimsediler. Bugün şehrin
larca yaktığı hamamı soğudu. Balkanlardaki Müslüman Türk başka mahallelerinde daha
Saburhane derin bir sessiz- vatandaşları, şiddeti her geçen konforu evlerde yaşamlarını
liğe büründü. Bu, sadece bu gün artan zulümlere maruz kal- sürdürseler de, her gün Sa-
şehirde böyle olmadı, bütün mışlardır. Müslümanlar hiçbir burhaneye gelirler, yeni pişen
Türkiye’de böyle oldu. Giden- sebep olmadan öldürülmekte, ekmeklerin, demlenen çayların
ler bir gün dönme umutlarını evleri yakılmakta, Müslüman kokusunda, sohbetlerin en
Menteşe Kültür-Tarih-Sanat / Tülay KAYAR devamı yan sayfada
78 78

