Page 15 - Menteşe Dergisi Sayı 8
P. 15
daha aylar vardı. Cumartesi-Pazar küvi gibi incelmiş minder ve hasır
günleri yalnız başına dışarı çıkıyor, yastıklardan oluşan diğer eşyalar
kışla yakınlarındaki bir parka otu- göze çarpıyordu. Evin eşyasının
ruyor ve çevreyi seyrederek vakti- olup da olanı buydu. Ocak yanı-
ni geçirmek onu mutlu ediyordu. yor ve tencerede pırasa pişiyordu
Zamanı böyle tüketirken, yine ki, kokusu, tavansız odayı sarmıştı.
bir Cumartesi günü, parka gitmiş Gece kandille aydınlatılan odada,
ve yalnız başınaydı, yanına genç akşamları sofra kuruluyor, bir ça-
bir hanım gelip oturmuştu. Önce naktan yemek yenilip kısa bir va-
çekingen tavrı nedeniyle yüzüne kit oturulduktan sonra aynı yerde
bakamadı, ancak kadın hâl hatır yatılıyordu. Tuvalet evin dışında üç
sorunca o da saygılı biçimde yanıt- beş adım ilerideydi. Gece ihtiyaç
ladı. duyulursa el feneriyle gidiliyordu.
GEL ZAMAN git zaman birbirle- GENÇ bayan hiçbir şeyi yadırga-
rine iyice alıştılar, hatta Cumarte- madı. Sanki daha önce, oralarda ve
si Pazar’ın çabuk gelmesini bekler bu tür evlerde yaşamış gibi davra-
oldular. Genç hanım askerin; hangi nıp tedirginlik göstermedi. Kendi
şehirde oturduğunu, şehrin nerede evi imiş gibi rahat edebileceğini
olduğunu, köyünü ve ailesini me- genç adama söyleyince, ailesi ve
rak etti. Anlatılınca da, köyü mut- yakınları şaşırdılar. Çünkü İstan-
laka görmek istediğini terhis olun- bul’da yaşayan biriydi. Köyde kalıp,
ca birlikte kendisini de götürüp o güne kadar sakladığı evlenme is-
götüremeyeceğini sordu. teğini de bildirince, şaşkınlık daha
OYSA Asker’in köyü oldukça fakir, da arttı. Kısa süre sonra klâsik bir
nüfus yok denecek kadar az, derme köy düğünü ile evlendiler. O iki
çatma birkaç evden oluşan orman odalı evin bir odası genç evlilere
köyü idi. İstanbul’da yaşayan biri- verildi. Köy’de sürprizlerle dolu ve
nin, böyle bir yeri görmek istemesi halen süregelen yaşam başlamış-
olağan gibi görünse de, varır var- tı…
maz hemen geri dönmeyi düşüne- GENÇ gelin bir hafta sonra, köyde
ceği kesindi. kahve falı bakarak kahvenin telve-
ZAMAN çok çabuk geçti… Terhis sini anlamlandırıyordu. Sezgi yete-
olduğunda genç hanımla birlikte, neği ile de; yazgıyı(!) kısmetle ilgili
anlaştıkları gibi köye gitmek üzere beklentiyi(!) gelecekte olabilecek-
otobüse binip hareket ettiler. Ka- leri(!) ve kaybolan para ile ziynet-
dın gece yolculuğu sırasında, başı- lerin akıbetini güçlü tahmini(!) ile
nı askerin omzuna koyarak uyudu. tespit etmeye başlamıştı. Adı da bir
Sabah geldiklerinde garajda indi- anda; köyün, şehrin ve ilin sınırla-
ler. Ailesi geleceğini bildiği için, rını aştı… Türkiye’nin büyük kent-
bir ciple onları bekliyordu. Önce lerinden lüks otomobillerle, arala-
ailesi ile sarmaş dolaş oldu, sonra rında çok önemli isimler bulunan
yanındaki genç hanımı ailesi ile ta- pek çok yurttaş, köye gelip kendi-
nıştırdı. sini ilgilendiren soruların cevap-
KÖYE vardıklarında, birkaç evden larını alıp dönüyordu. Genç gelin,
birinin önünde durdular. Genç kahve telvesi ve yüksek sezgisi ile
kadın çevresine bakındı, sonra iki para kazanmaya, ailenin de yaşam
odadan oluşan eve girdi. Ev çok standardı çıtanın üst seviyeye doğ-
sıradandı ve köylü yurttaşın yok- ru hızla yükselmeye başlamıştı…
sulluğu her haliyle görülüyordu.
Ocak başında; bir çalar saat, sa-
rarmış bir iki fotoğraf, kandil ve
el feneri vardı. Yerde kıl yaygı, bir
kenarda sandık, üzerinde yatak
yorgan duruyordu. İki köşede bis-

