Page 65 - mentese_10
P. 65
Şimdi işaret edilen bu hususları Kadı mest, müfti mest, saf ve sufi koydu. Zaman ve zemini nuru ile
Nesîmî’nin mest redifli gazelinde in- tasavvuf ehli mest; Elest meclisinde nurlarla mest kıldı. Şimdi Aden cen-
celeyecek olursak: ezel sakisi Tanrı tarafından sunulan netlerinin gül bahçesindeki bülbül
“ O sevgili beni ezel meclisinde mest ilâhî aşk şarabından bir damla için- ayne’l-yakîni(Tanrı bilgisini), kudret
ettiğinden beri bu sebeple bu dünya ce; “Elestü birabbikim” (Ben sizin diliyle ve canı yakan bir sesle mest
benim gözüme kilise gibi görün- Rabbiniz değil miyim?) sorusuna olarak tekrarlamaktadır. Ey Nesîmî!
mektedir. Ben o dergâhta içtiğim belî diyen müminler ve ne’am diyen Sen şimdi Tanrı sırrına sırdaş olarak
bir damla ilâhi aşk şarabıyla sarhoş kâfirler de mest olmuştur. Tekkenin söyleten kudretin diliyle mest bir
oldum, Ey zâhid! Sen benim işsiz şeyhi ve meyhanenin piri mest oldu- şekilde sırların mânâsını söylemek-
güçsüz olduğumu zannetme. O sev- ğu gibi, Kâbe, kilise; Müslümanların tesin” diyor.
gili beni birlik şarabıyla mest ettiği giydiği hırka ve kâfir papazların be- Velhâsıl-ı kelâm sözlerimi yazıda
için ben o kadar sarhoşum ki, kıya- line bağladığı kuşağın ucundaki ip- yer alan görseldeki;“ Bir güneşdir
mete kadar ayılmam mümkün değil. ler bile mest oldu. Küfür ve iman ile Nesîmî kim anın neçeler zerresine
Dünyayı ciddiye almayan ve ahdin- diğer gören gözlerden seven, sevi- hasrettir” ifadesine getirmek isti-
de durmayan bir kişi olarak benim lenle sevgili ve gayriler(rakip ve ağ- yorum. Bu güneş metaforu Nesîmî
yerim bir tekke köşesidir. Ben belî yar) de mest oldular. Dönen kadehin için son derece önemlidir. Kâinatın
denilen âlemden âşık ve şarhoş ola- dönüş zamanı başlayıp inkâr edenin ve varlığın yaratılış sırrı olan “Ben
rak gelmişim. Her şeyi kuşatan akıl inkârı ortadan kalkınca, sufi olan gizli bir hazineydim, görünmeyi di-
coşunca kâinat vücut bulur. Dün- da bu meyden mest olup ikrar etti. ledim” sözü çerçevesinde güneş her
ya baştanbaşa “Kaf u nun” emrine Tanrı ilâhî aşk şarabının bir damla- şeyi kuşatan Tanrı’nın benzetileni-
itaat ederek oluşur. Bu durumda sıyla âlem mest edince, kadeh, şarap dir. Zerre ise aslında varlıktır. Asıl
insan, cin, bütün uçan ve yürüyen ve sâki de mest oldu. Bize de şarap varlık olan ve okyanusa benzeyen
mahluklar mest olur. Su, hava, top- mahzeninden can veren şarap gelin- Tanrı nezdinde bu varlığın anlamı,
rak ve ateş olarak bilinen ve hayatı ce, bizim de başımız ve sarığımızın bir hava kabarcığı veya bir atom
mukim kılan dört unsur(anâsır-ı üstüne sardığımız tülbent de onun hükmündedir. İslam tasavvuf felse-
erbaa) da mest olur. Alemdeki her bir damlasından mest olduk. Çeng, fesi içinde yer alan vahdet-i vücuda
şey her ne varsa bu meyden etkile- def, ud, neyin de başı dönerek figan göre; “Her zerre güneşte zahir olur”.
nip, gök yüzü, yer ve gezegenler de etmeye başladılar ve tekkede söyle- Nesîmî’nin zamanında yanlış anla-
dahil mest olup dönmektedir bunu nilen sözlerin de dili dolaşıp onlar şılmasının sebebi bu hükmü; “Gü-
böyle bil. Tanrı’nın aşk şarabından da mest oldu. (Hatta) mest olup aşk- neş her zerrede zahir oldu” şeklinde
sarhoş olup şaşkınlığa düşen dönen la “Ben Hakkım” diyen Mansur bile söylemesiyle gerçekleşmiştir. Bir
gök kubbe ve yer yüzü, insan, dün- âşık olarak idam edildi. Sen de âşık bakıma Yunan ve Batı felsefesinde
ya ve devreden ay da mest olmuştur. olup aşk şehrine gir ve orada Tan- Mistisizm denilen yaklaşımla aynı
Âdem, Havva, Melekler, cenetteki rı’yı apaçık gör. O şehirde güzellerin değerde olan bu söz, ucu Panteizme
huri ve gılmanlar ve bütün insan- yüzü, âlem, dört bir taraf ve pazar kadar uzanan bir çeşit Tanrı’ya şirk
lık(hatta) cennetteki bal şerbetinden da mesttir. Efendi, tüccar ve köle koşmaktır. Devrin uleması onun
daha tatlı olan kevser suyu ile kökü de aşk şarabının kadehinden sar- hakkında hüküm verirken bu yanlış
yukarıda dalları aşağıda olan tuba hoş (olduğu gibi) yol, ev, bu kapı ve anlamadan hareket etmiştir. Oysa
ağacı; cennetteki muhafızlardan duvar da mesttir. Yedi yer, yedi gök, bu hüküm şimdi meseleye hakim
olan Rıdvan ve diğerleri de mest ol- yedi derya, yedi Mushaf, yedi hat ile olanlarca kolayca anlaşılabilecek
muştur. Peygamberlerden Nuh, Da- yedi, beş ve dört de Tanrı’nın lütfun- niteliktedir. Hâl böyle olunca, bu-
vud, Süleyman, Zekeriyya ve Şu’âyib dan nasiplenip mest oldular. Biz de(- gün ‘nicelerin onun zerresine hasret
ile Îsa, Mûsa ve Tanrı tarafından Nesîmî de) Tanrı’nın cemâline ula- olduğu’ sözü de doğrulanmaktadır.
sevgili olarak seçilmiş ve kendisine şarak kavuştuk. Bu vesile ile içinde Geniş Dîvânı üzerinde pek çok fark-
çok hamdedilen Ahmed-i Muhtar bulunduğumuz gaflet uykusundan lı çalışma yapılabilir. Nesîmî’nin, sa-
unvanlı adı güzel Hz.Muhammed mest olarak uyandık. Gönlümüz de natına ilgi duyan araştırmacıları ve
de mest olmuştur. Mertlerin şahı, Tanrı’nın tecelli nuruyla aydınlandı eserlerinin de farklı akademik çalış-
Tanrı’nın aslanı ve din sahiplerinin ve varlığımız da bu sayede (âdeta) maları beklediğini belirterek sözle-
kılavuzu; velilik sırrına vakıf olan Tur dağı gibi oldu. Öyle ki bu saye- rimi tamamlamak istiyorum.
ve cihad yolunda döne döne sava- de canımız da Tanrı cemâline eren
şan Haydar-ı Kerrâr olan Hz. Ali Musa gibi mest oldu. Şimdi Mehdi
de mest olmuştur. (Bu durumda) devridir. Zamanın sahibi olan(Faz-
Peygamberler, Veliler ve kendileri- lullah)bize doğru yolu açtı. Yüzünü
ne Tanrı tarafından keramet bahşe- güneş gibi dönerek bize fazl şeklin-
dilen ulu kişilerin hepsi, Tanrı’nın de gösterdi. Aradaki hicap şeklin-
meclisinde uyandırılıp akıllandılar. deki peçeyi kaldırarak zatını ortaya

