Page 63 - mentese_10
P. 63
SEYYİD NESÎMÎ’NİN
Prof. Dr. Pervin ÇAPAN ŞİİRLERİNE
Öğretim Üyesi
YANSIYAN UNSURLAR
aynaklardan edinilen bilgiler Nesîmî bugünkü sınırlarımızın ve unsurları esas alarak onun sanat
ışığında, Seyyid Nesîmî’nin, siyasî coğrafyamızın dışında bir aynasına yansıyan hususları şiirinin
K1369-1417 yılları arasında coğrafyada yaşadı ve eserlerini ver- örnekleminde değerlendirmeye gay-
yaşadığı kabul edilmektedir. 2019 di. Hatta bizim varisi olduğumuz ret edeceğim. İçinizden bazılarının
yılı Nesîmî’nin 650. Doğum yıldö- Osmanlı Türkçesi ve Türkiye Türk- zihninde; “Klâsik Türk şiiri gibi, sa-
nümü idi. Bu sebeple yıl içinde Türk çesi’nden farklı bir şive ile konuş- mimiyeti bir çok an’ane ve zarurete
dünyasında ve özellikle Türkiye ve tu ve yazdı. XV. yy. Türk Edebiyatı feda eden bir edebiyat için Nesîmî
Azerbaycan’da Nesîmî konulu bazı içinde, Âzerî Türkçesi’nin en büyük örnekleminde, eserden şahsiyete
ilmî toplantılar yapıldı. Bu toplantı- temsilcisi olması onun hem özelliği gitmek tehlikeli ve zor olmayacak
ların gayesi, Türk dünyasında ortaya hem de güzelliğidir. mı? sorusunun şekilleneceğini tah-
çıkan yeni gelişmeler çerçevesinde, Bir sanatkârın hayat ve şahsiyetine min ediyorum. Bu sualin cevabını
Türkçe’nin imkânlarını genişleterek, dair bilgi edinmek için onun eseri- aramak üzere, öncelikle onun ese-
onu yeniden ortak bir yazı dili olma ne müracaat etmenin en doğru yol rine bakarken bu tehlikeyi göz ardı
fonksiyonuna yükseltmektir. Ortak olduğu kanaatindeyim. Bu sebeple etmediğimi bilmenizi isterim. Bu
alfabe, ortak imlâ ve ortak yazı dili- bu yazıda Nesîmî’nin edebî şah- noktada Nesîmî’nin bana çok yar-
ne doğru olumlu adımlar atılan Türk siyetinin yapı taşlarını oluşturan dımı dokunduğunu da belirtmeden
dünyasında, bu oluşumlara katkı
sağlayacak unsurlardan yararlan-
mak gerekmekte ve bu teşebbüsleri
hızlandıracak kültürel çalışmalara
ihtiyaç duyulmaktadır. İşte Nesîmî,
dün olduğu gibi bugün de Türk dün-
yasının müştereken benimsediği en
büyük şairlerden ve düşünce ufku
itibarıyla da dayanak noktalarından
biri olduğu için, böylesi toplantılara
zemin teşkil etmektedir. 650 yaşın-
daki bu genç, doğumu münasebe-
tiyle anılırken geçmişte dil, kültür,
inanç, felsefe ve tasavvuf edebiyatı
bağlamında taşıdığı köprü görevi-
ni, çağdaş ve güncel bir fonksiyonla
yine sürdürmektedir.
Yukarıda Nesîmî’den 650 yaşında bir
genç diye söz ettim. Burada asıl kas-
tetmek istediğim mânâ, nüfus kâğıt-
larımızda yazılı biyolojik yaşlarımızı
yeterli görmememiz gerektiğidir.
Türk medeniyetinin mirasçıları ola-
rak bizler Balasagunlu Yûsuf’la bin,
Ahmed Yesevî ile dokuzyüz, Nevâî
ile altıyüz, Bâkî ve Mimar Sinan’la
beşyüz, Âkif’le yüz yaşlarımızı aş-
mış bulunmaktayız. Eğer biyolojik
yaşlarımızla yetinirsek insanlığımı-
zı, insanca varlığımızı, yeryüzün-
de meydana getirdiğimiz kültür ve
medeniyetimizi inkâr etmiş oluruz.
Dil ve kültürel mirasımız asırlara
sığmadığı gibi, coğrafyalara da sığ-
mıyor. Siyasî sınırlara sığması da hiç
mümkün değil.

