Page 58 - mentese_10
P. 58
Oktay YİVLİ
MSKÜ Öğ. Üyesi
GÜZ SANCISI
araran, sarıdan kızıla, kızıl-
dan sarıya dönüşen yaprak- Kışın gelişiyle her şey içine kapa-
Slar; yazın bittiğini, güzün nacaktır. Ne gölgelerdeki baygın
çoktan geldiğini fısıldar bize. Bir uykular ne yaprakların hışırdayan
şair kalkar, “Yazın bittiği her yerde sesi, ne mavi ne yeşil, ne gökyüzü
söylenir.” der. Güz, hüzünlerle ka- ne kuşlar… Her şey yeniden bi-
pımızda belirmiştir. çimlenecektir koyaklarında. Güz
Güzle hüzün: Bir yangından arta yorgunu bizler, birer birer mağa-
kalan o soluk sarı, o yanık kırmı- ralarımıza çekileceğiz. Güz hüznü
zı… Başlangıç için nasıl da istekle bile aranacaktır kış boyunca.
yok oluşa hazırdır. Mevsim dönü- Güz ötelerde, kırlarda, dağlarda
mü, ağzımızda “hüzün ki en çok tüm görkemiyle yaşamaktadır.
yakışandır bize” dizesi yankılanır. Şehirde birkaç eski bahçede, terk
Son kuşlar, gri bulutlarla göğümü- edilmiş kır yollarında, unutulmuş
zü süslemeye başlar. Ahmet Muhip bir iki ağaçta yaşamaya çalışır oysa.
Dıranas’ın, akınına imrendiği bu- Kendisini kıyımdan saklamış ağaç-
lutlar şehrin üstüne demirlemiştir lar ve yıkık dökük bahçeler de ol-
âdeta. Yüzünü, zaman zaman gö- masa yazın ne zaman bitip kışın ne
rüp yitirdiğimiz güneş, dudağında zaman başladığını bilemeyeceğiz.
bir gülüşle el sallar gibidir uzaktan. Hazırlıksız, şiirsiz, şarkısız öylece
Artık içimizi ısıtan onun sıcaklığı kendimizi kışa teslim edeceğiz de-
değil, yazdan kalma birkaç iyi anı- ğil mi? Ne yazık!..
dır. Doğanın gizli korulukları, dağlar,
Güz, son tren için çalınan kampa- tepeler, ırmaklar, göller neredesi-
na, yolcular için yapılan son anons niz siz? Şehirden çok uzak bir ül-
gibidir. Bu uyarı, yedeğimizde ne kede misiniz? Bir gün biz de güzü
varsa geçmiş günlerden kalma, doya doya yaşamak için göçmen
naftalinli sandıklara özenle sakla- kuşlarla unuttuğumuz beldenize
mak gereği içindir. geleceğiz…
Kuşlar telaşla damlara, çatılara
konarlar. Aceleyle göğe uzanırlar.
Sonbaharın tartışmasız geldiği
kanat seslerinden bellidir. Ora-
ya buraya uçuşan kuşları geç fark
ederiz nedense. Bütün yaz nerede
konaklamıştır onlar, ne yiyip iç-
miştir, güzle nereye gideceklerdir
bilinmez.
Güzle birlikte insan kalbi de deği-
şir. Daha ince, daha kırılgan, daha
dalgındır eskisinden. Mevsimler
kalbimizin saati gibidir. Değişen
onlar değil, bizlerizdir sanki.
58 58

