Page 56 - mentese_10
P. 56
Nuran YÜKSEK
Eğitimci - Yazar nın yaşamlarından hayallerinden
kesitler. Dönemin siyasi gelişmele-
ri, din, siyaset ve halkın üzerindeki
yansımaları.Gelişmelerle, yanlış öğ-
retilerle geleceklerin de çeşitli trav-
malar yaşayacak olan çocukların,
İFTARLIK GAZOZ’ DAN gençlerin çaresizlikleri.
MİNDOS MANDALİN Niyetim elbette filmi anlatmak de-
ğil,hisettirdikleriyle bir kez daha
yürüyüşümüzdeki
yaşanılanla-
GAZOZUNA rı sorgulamam. Filmden çıkınca
gözlerimde yaşlar, kalbimde insan
olmanın ve insan kalabilmenin ça-
resizliğini taşıdığım bir yük vardı
sanki. Bir an önce yalnız kalıp doya
doya ağlamak istiyordum. Hasret
kaldıklarımız, ilk gençlik yılların-
daki yaşadıklarımız, hayallerimiz
yanlış politikalar ve önyargılarla
insanların ellerinden alınan değer-
leri,anaların henüz bıyıkları bile
terlememiş çocuklarının acılarıyla
yanan yürekleri .
Bugün, sonuç ne?, değişen ne?
koca bir HİÇ.
İFTARLIK GAZOZ filmi sadece
‘’güzel‘’ veya ‘’çirkin‘’ deyip geçile-
cek sıradan bir film olmamış .Üze-
rinde yaşananların, hatta yaşanma-
ya devam edilen bir çok konunun
düşünülmesi ve tartışılması gerek-
azar gününü keyifli geçirmek de olsa evde yemek yapmak iste- tiğinin mesajlarını veren kıymetli
için MUĞLA’ nın ULA ilçe- memenin sonucudur diye düşüne- bir yapıt olmuş.
Psinde çekilen “İftarlık Ga- rek bizde biletlerimizi almak için Bizler Ege’de özellikle Muğla’da
zoz’’ filmini izlemek üzere Mittawn kuyruğa girdik. Komedi, hoş bir Bodrum’da yaşadığımız için çok
AVM’ye gittik. Arabamızı zorla film izleyeceğimiz için mutluyduk. şanslıydık. Bu coğrafyadaki insan-
park edebileceğimiz bir yer bul- İlk 15-20 dakikası komedi olan lar, inançlarını, sonuna kadar öz-
duktan sonra girdiğimiz alışveriş film ilerledikçe içimde daralmaya gürce yaşar. Herkes birbirine say-
merkezinde tam bir izdiham yaşa- başlamıştı sanki. Hiç düşünmeden gılıdır. İnanç, din her zaman akıl
nıyordu. İnsanlar soğuğun etkisiyle komedi diyerek izlemeye başladı- çerçevesinde sorgulanabildi. Peki
de olsa gerek adeta akın etmişlerdi ğım film sanki bir zaman tünelinin ne oldu da bugünlere gelindi. Barı-
kapalı alışveriş merkezine. Oto- içine çekiyordu beni . şı, özgürlüğü içselleştiren bölgeler-
parkları ateş pahası olan, insanla- 1970 li yıllar..Bizim kuşağın ilk de dahi korku, tedirginlik, mutsuz-
rın, gençlerin ve çocukların ilgisini gençlik yılları Türkiye’sinde , barış luk hakim olmaya başladı.
çekmek için hiçbir etkinliğin olma- huzur ve sevdaların her daim ya- Ülkemizde olduğu gibi yöremiz-
dığı, çakma sahte markalardan baş- şandığı, aydınlık ,güler yüzlü in- de de tarım neredeyse yok oldu,
ka açık doğru dürüst hiç mağaza sanların kenti MUĞLA’ da geçer oluyor. Tütün işlenen tarlalarda
bulunmayan Bodrum Çarşısı’nın konu.Orada yaşayan bir ailenin yukarıdan bakıldığında geceleri
neden boş olduğu gün gibi açıktay- çocuğudur Adem.Gazozcu ustası ellerindeki fenerlerle binlerce ateş
dı. Neyse içim acıyarak yürürken olan Cibar Kemal usta ,yörenin top- böceğinin dalgalanması zannetti-
özellikle yiyecek bölümlerinde hiç rak ağası (Muğla’ nın en güzel yay- ğiniz insanların coşkusu yok artık.
yer olmadığını gördüm...Her gün lalarından birinde olan Süpüroğlu Tütüne olduğu gibi yanlış politika-
fasfoodun olumsuzluklarını duyan restoranın sahibi partili arkadaşı- larla birçok tarım ürününe uygu-
büyükler çocuklarının ellerinden mız Saadettin Bey’in oyunculuğuy- lanan kotalarla yok edilen değerle-
tutarak sıra bekliyorlardı fasfood la da heyecanlandık), ünüversiteli rimiz ve insanların umutsuzlukları
cafelerin önünde. Belki bir günlük hayatı sorgulayan oğlu, yöre insa- hakim artık.
56 56

