Page 52 - mentese_10
P. 52
ra kimse karışmıyordu. “Bizi çift işkence görmüş, çok hapis gör- dan şu dizeler dökülmüştü:
ranzalı, aydınlık, genişçe bir ko- müştü. Onlardan yaşlıca olan biri,
ğuşa verdiler.” diye anlatıyor Meh- uyarmıştı Hasanoğlanlı gençleri: Kim bilir kaç kişi şimdi yollarda
met Başaran: “Bize karışan yoktu. “Uykularınızda bile izleneceksi- Aydın Muğla arası yayan
‘Şunu yapacaksınız’ diyen yoktu. niz. Gizli raporlar verilecek her ay Hatırla sözcüklerin en güzellerini
Yatakların üzerinde geçiyordu vak- hakkınızda...” Yol gösteren yaşlı- Dayan Memet’im dayan
timizin çoğu. Durgun görünümlü ca adam, şair Mehmet Başaran’ın
kente, çıplak dağlara bakıyorduk dikkatini çekmişti: “Orta boylu, Şair Mehmet Başaran, kimi zaman
pencerelerden. Baskılar kalktı şişmanca, saçları kırarmış biriy- geriye dönüp baktığında kendini
üzerimizden. Dışarıya çıkıp duvar di bunu söyleyen. Bambaşka bir çok şanslı görüyordu. Neden şans-
dibine oturmak, koğuşların orta- saygı gösteriyordu sürgünler ona. lı görüyordu?.. Çok genç yaşta üç
sındaki alanda aşağı yukarı gezin- Bilgisi, ağırbaşlılığı, ışıklı gözle- büyük ustayla karşılaşmıştı. Sanatı
mek serbestti... Oldukça anlayışlı riyle güven dağıtıyordu çevresine. da sorgulamayı da olaylara bakışı-
davranıyor, yakınlık gösteriyordu Beşinci yılındaydı askerliğinin. nı da bu üç büyük ustadan öğren-
subaylar...” ‘Usta’ diyorlardı ona.” Sonra adını mişti. Onları her zaman saygıyla
öğrenince de sevinçten uçmuştu: anıyordu: “Eşsiz bir insan, değerli
Bu arada Ankara’dan gelen sürgün- “Ustanın Hasan İzzettin Dinamo bir bilim adamıydı Orhan Burian.
ler, kışlada daha yaşlı başlı sürgün- olduğunu öğrendiğimde nasıl he- Dil Tarihte çalışıyordu. Sık sık evi-
leri görmüşlerdi. Onların öykü- yecanlanmıştım. Ellerine sarıldım. ne gidiyordum. Yücel’i çıkarıyordu
leri yürekleri sızlatıyordu: “Yaşlı, Susuzluğumuzu giderecek eşsiz bir arkadaşlarıyla. İlk kitabım Ahlat
mahzun yüzlü adamlar alıyordu kaynaktı. Birkaç dil biliyordu...” Ağacı da öğretmenim Vedat Gün-
yöremizi her gün. Adlarını, mes- Memetçik Memet Muğla’da ça- yol’un emeğiyle Yücel yayını ola-
leklerini öğrendikçe ağzımız açık vuş olarak askerlik yaparken ak- rak basıldı. Burian da Eyuboğlu da
kalıyordu. Kimi lise, kimi yüksek lına hep Hasanoğlan düşüyordu. ölümlerine değin dar zamanlarım-
okul, üniversite bitirmişti. Bazıla- Orada imeceyle yaptıkları işleri da yalnız komadılar beni.”
rının da yarım kalmıştı öğrenimi. hiç unutamıyordu: “Hasanoğlan’ı Mehmet Başaran, köy enstitüleri-
Paris’te matematik doktorası yap- anımsıyorum hep. Yıl 1941. İkinci nin mimarı İsmail Hakkı Tonguç
mışlar bile vardı aralarında. Bu Dünya Savaşı’nın en civcivli zama- için Tonguç Baba diye şiirler yazdı:
kışla sürgün tümeniydi...” nı. Kepirtepe, Rumeli gibi göçmen-
liği yaşıyor...” Peki, ne olmuştu?.. O Komadı karanlığın ağaları
Şair Mehmet Başaran düşünüyor- zamanlar Nazi ordusu, Trakya’da Halk uyansın ülke çiçeğe dursun
du: Bir eski sürgünlere bakıyordu, topraklarımıza gelip dayanmıştı. Komadı aydınlıktan korkanlar
bir de kendilerine... Kendileri on- O nedenle dönemin hükümeti, Terledin dayattın bizim için
ların yanında çocuk sayılırdı daha. Kepirtepe Köy Enstitüsü öğrenci- Hey Cılavuzlar Kepirler
Her biri çok karakol görmüş, çok lerini Hasanoğlan’a taşımıştı. İşte Hasanoğlanlar
o günlere dalıp gitmişti: “Kimimiz
köy camisine, kimimiz de çadırla- Elbette Hasan Ali Yücel’i de unut-
ra yerleştirilmişiz. Anadolu’yla ilk madı şair Mehmet Başaran. Köy
karşılaşmamız. Birbirine abanmış enstitülerinin kurucusu, bu büyük
toprak damlı evleri, Orta Anadolu eğitimci için de şiirler yazdı. İşte o
ağzıyla konuşan, ufak tefek kavruk şiirlerden biri, işte Yücel Anıtı’n-
yüzlü insanları, bomboş kırlarıyla dan dizeler:
çarpıyor bizi köy... Tonguç’un bu-
ralara “Canlandırılacak köy” gö- O değil mi zamanı sorguya çeken
züyle bakmasının nedenini daha Açan düşünceyi yeni yönlere
iyi anlıyoruz... En zor koşullar için- Çekip çarıkları koca Tonguç’la
de, bir imecedir başlıyor. Köye çeş- Çobanın yüreğinden bilginin
me, çamaşırlık, yunak yapıyoruz usuna dek Anadolu’yu süren Şair
önce. Sonra istasyona inen düzlüğe Mehmet Başaran, “Yüksek Köy
vuruyoruz kazmaları... Ekipler ge- Enstitüsünde üç yıl öğretmenim
liyor Cılavuz’dan, Pazarören’den, oldu.” diye sözünü ettiği Sabahat-
Çifteler’den...” Sonra düşlerinden tin Eyuboğlu’nu da unutmamış, bir
uyanınca bir de bakmıştı ki kışla- şiirini de ona adamıştı:
da... Pencereden bakınırken ağzın-
52 52

