Page 48 - mentese_10
P. 48

Münevver ONGUN
                        Eğitimci - Yazar






               HÜSEYİN ÖĞRETMEN




                  Sıvayalım dedik kolları yeniden  bir sınavla belirleyip yedi sekiz  Bir gün öğretmeni:
                     Karınca yuvalarını eşeleyip  aylık bir kursa almışlar. Kurs biti-  “Sizi sınava götüreceğim. Kazanır-
                     Harman yerlerini deşeleyip  mi kendi köyüne yakın olan Şeref  sanız yatılı okuma hakkı kazana-
                 Ak tohumları tane tane derledik  köyüne atanmış. Süleyman Öğret-  caksınız, başarılı olursanız da öğ-
                  Avuçlarımızla keseledik, heybe-  men giyim kuşamı, konuşmaları  retmen olacaksınız.” der.
                                      ledik.  ve verdiği  eğitimle örnek  bir  öğ-  Başta Hüseyin olmak üzere sınıfın
                                             retmen olmuş her zaman. Cumhu-  en çalışkanlarından beş öğrencisi-
                        Bizden sonraki dostlar!  riyetin kurulduğu yıllarda okuma  ni seçerek Madenler köyüne sınava
                           Armağan olsun size  yazma bilenlerin sayısı yok dene-  götüreceğini söyler. Fakat babası
                             Bu son tohumlar,  cek kadar azmış. Yöneticiler hızla  onun okumasına karşı olduğundan
                   Savurun, üfleyin, eleyin, ekin!  öğretmen yetiştirmeyi, her köye  izin vermez. Zaten ne onu okuta-
                    Bozkırlar bir daha yeşersin…  bir okul açmayı, her okula da bir  cak parası vardır ne de tarlada
                                     Bahattin Uyar  öğretmen vermeyi amaçlamışlar.  çalışan  bir  iş  gücünü  kaybetmeye
                                             Önce eğitmen kursları daha sonra  tahammülü. Hüseyin üzülerek du-
                      üseyin Acar öğretmeni-  da Köy Enstitüleri açarak işe baş-  rumu öğretmenine anlatır. Öğret-
                      mizi  rahmetle  anarken  lamışlar.                   meni:
               Hyitik harmanın son tane-     Hüseyin amca örnek aldığı eğit-   “Sen üzülme!” der.
               lerinden diye düşündüm. Elinde  menini hayranlık derecesinde çok  “Sizin evin karşısından geçerken
               bastonu, titrek yürüyüşü, sevecen  severmiş, onun vereceği bilgiler-  ıslık çalarım, sen koşarak gelir bize
               bakışı  geldi  gözümün  önüne.  So-  den mahrum kalmamak için sabah  katılırsın.”
               rular, sorular ve aldığım cevaplar,  namazında ailesiyle birlikte kalkıp  Hüseyin rahatlamıştır, heyecandan
               uzayan cevaplar… O anlatıyor, ben  çorbasını içerek erkenden okulun  o geceyi nasıl geçirdiğini bilemez.
               gözyaşlarımı saklıyorum.      yolunu tutarmış. Herkes gibi onun  Sabah namazı için ailesinin kalk-
               “Ne zaman, hangi ayda doğmuşsu-  da ayağında ne ayakkabı ne çorap,  tığını görünce yataktan fırlar, ıslık
               nuz ?” diye soruyorum önce.   sadece babasının kendi elleriyle  sesini beklemeye başlar. Pişen çor-
               “Harman zamanı.” diye cevap alı-  yaptığı nalınlar varmış. Küçük Hü-  ba sofraya konmuş, Hüseyin tam
               yorum.  Eskiden  hangi  ayda  doğ-  seyin çok erken geldiğinden oku-  birkaç kaşık almıştır  ki ıslık  sesi
               duğunu bilen yok denecek kadar  lun kapısını kilitli bulurmuş. Ama  duyulur. Elindeki kaşığı tepsiye fır-
               azmış. Birçoğu “harman zamanı”,  bundan da asla pişmanlık duymaz-  latarak dışarıda alır soluğu. Babası
               “zemheride”, “tütün kırmalarda”,  mış. Okul kapısında öğretmenini  arkasından seslense de duymaz ar-
               “zeytinler toplanırken” diye cevap  ve arkadaşlarını sabırsızlıkla bek-  tık Hüseyin. Okuma aşkı ağır bas-
               verirdi. Kendilerinde iz bırakan  leyişini şu cümlelerle ifade etti;  mış evlerinin karşısındaki dereyi
               olaylarla belirlemişler doğum gün-   “Kışın bazı günler çok üşüyordum,  çoktan aşmış, bayırı tırmanmıştır.
               lerini.                       ayaklarım donuyordu. Bir ayağımı  Hüseyin  okulda  yazısı  en  güzel
               Hüseyin Amca öğretmen olmak  dizimin arasına sokup ısıtıyor, o  olan, örnek gösterilen bir öğren-
               için ne sıkıntılar çektiğini, yaşadık-  ısınınca diğer ayağımı sokuyor-  cidir. Sınav esnasında inci gibi
               larının tam bir macera olduğunu  dum.  Öğretmen  gelene  kadar  bu  yazısıyla gözetmenlerin dikkatini
               anlattı bir gün. Yatağan’ın Kediler  böyle devam ediyordu.”   çeker. Görevli öğretmenlerin hepsi
               mahallesinden her gün yürüyerek  Küçük Hüseyin her gün öğretme-  birer birer Hüseyin’in başına gelir,
               gittiği ilkokul üç kilometre uzakta-  ninden erken gelmemesi için uyarı  cevap kâğıdını incelerler. Hüseyin
               ki Şeref köyündeymiş. Öğretmeni  alsa da bundan asla vazgeçmemiş.  bu durumdan biraz tedirgin bile
               Süleyman Uyar’ı çok severmiş. O  Çünkü derslerinden kalma kor-  olur. “Yanlış cevaplar mı veriyo-
               zor şartlarda eğitmen olmayı ba-  kusu onun peşini hiç bırakmamış.  rum acaba?” diye endişeye kapılır.
               şarmış bir köy çocuğu imiş. Asker-  Okuma isteği, okuma aşkı her şey-  Sınav  bitimi  öğretmeni  ve  arka-
               de iken eğitmen olmak isteyenleri  den önemliymiş onun için.  daşlarıyla köyün yolunu tutarlar.






    48 48
   43   44   45   46   47   48   49   50   51   52   53