Page 44 - mentese_10
P. 44
ATATÜRK IŞIĞI KÖY
Mehmet ERBİL
Ressam - Yazar
ENSTİTÜLERİ
tatürk’ün 5 Mayıs 1925 yılın- Anadolu’nun çorak toprakları suya neğin; Arifiye Köy Enstitüsü’nün yeri
da kurulmasına karar verdiği kavuşacak, suyla doyan toprak ye- diz boyu çamuruyla bataklık bir yer-
AAtatürk Orman Çiftliği’nin şerecekti. Bataklıklar kurutulup di. Sivrisineklerle yaşanmaz bir ortam
kısa sürede yeşermesi büyük heye- ağaçlarla süslenecekti, her taraf- halindeydi. Köy Enstitülü öğrenciler
can yarattı. 1924’lü yıllarda bugünkü ta üretim olacak, verim artacaktı. burayı da; yaptıkları binaları ve dik-
Gençlik Parkı ve çevresi karabulut Dağlarda, ovalarda çalışan insanlar tikleri ağaçları ile yaşanır hale getirip,
gibi sivrisineğin uçuştuğu bir batak- bilgiyle, teknolojiyle üretimi artıra- okul haline dönüştürmeyi başardılar.
lıktı. Bu bataklık ancak 1940’lı yıl- cak, Ege bölgesi halkının söylediği
larda kurutulabildi. İşte bunun gibi gibi; Anadolu’nun “dağlarından yağ, Susuz, ıssız, çıplak Kepirtepe bozkı-
bataklık alanlar bu yolla canlandırıl- ovalarından bal” akacaktı. Ziraat rında kurulan Kepirtepe Köy Enstitü-
mış, olmaz denen yerde ağaçlar boy işlerinde öğrenilen bilgilerle Ana- sü öğrenci ve öğretmenleri, toprağın
vermeye başlamıştı. Bunlar görülüp dolu köylüsü aydınlanacak, örnek gevşek bir yapıda olması nedeniy-
örnek alınması gereken büyük proje- alacağı öğretmenlerden çok şeyler le bina yapımlarında çok zorluklar
lerdi. Zaten Atatürk, “Burayı biz ıslah öğreneceklerdi. Dağlarda, kırlarda çektiler. Temellerin sağlam olması
etmezsek, kim ıslah edecektir? Vatan açan çiçekler boşa açmayacak, arı- için, oldukça geniş ve derin temel
toprakları kutsaldır, kaderine terk cılık çalışmaları yoğunlaşarak bala kazıları yapmak zorunda kaldılar.
edilemez.” (1) demekle herkesin dik- dönüşeceklerdi. Bölgesel özelliklere Onlar kazdıkça gevşek olan toprak
katini çekiyordu. Büyük adam, Ulu göre donanımlı yetişen köy enstitülü kazılan yerler yıkılıp geliyordu. Bu
Önder; topraktan, ziraat ve tarım iş- öğretmenler, kocaman aydınlıklarını koşullarda sürdü binaların yapımı.
lerinden geri durmayacağını böylece yayarak köylümüze yol gösterecekti. Su için yaklaşık 100 metre derin-
göstermişti. O’nu izleyenler, 1940’lı liğinde iki artezyen kuyusu açıldı.
yıllarda, Köy Enstitülerini kurmaya Su bulunmuştu ve Kepirtepe de ye-
karar verenler, bu nedenle elverişli ol- “Köy Enstitüsü kurucularının bir baş- şermeye hazırdı. Kepirtepe’ye suyu
mayan alanları seçip, okullar kurdu- ka ilkesi, her türlü eğitim ve öğretim sağlayan kuyuya okul müdürü Nejat
lar. Olmaz denen yerleri yeşertip köy- işine, çevrenin en kötü şartları içinde İdil’in adı verilerek “İdil Suyu” den-
lümüze örnek alanlar oluşturdular. başlamaktı. Sulak, uğrak, yumuşak miş, çabası saygıyla karşılanmıştı.
yerlerden mahsus kaçıp Enstitüleri en Pazarören Köy Enstitüsü, 1567 m
Hasanoğlan Köy Enstitüsü de böy- olmayacak diye bilinen yerlerde ku- yüksekliğinde olan Pazarören düz-
le bir yerde kurulmuştur. Okulun ruyorlardı. Böylece iş ve masraf artı- lüğünde kurulmuştur. Kayseriye 81,
kurulduğu yer “Keklik Kırı” diye yor, zaman kaybediliyor ama öğrenci- ilçeye 29 km uzaklıktadır. Ortasından
bilinen yerdir. Özellikle seçilmiştir. nin gideceği yeri yadırgamaması, her Zamantı Irmağı geçmesine karşın,
Bomboş, çıplak bir toprak parçası çeşit zorluğu yenmeğe alışması gibi bu ırmak sulamada kullanılamamış-
olan bu alanın ancak bazı yerlerin- paha biçilmez bir insan değeri, bir
de ekim yapılabiliyordu. Bu neden- öncülük gücü kazanılmış oluyordu.
le burada; Hamurbasan sırtı denen Üstelik okul, hazıra konan, verilenle
yer, bina yapımları için belirlendi. yetinen bir kurum olmaktan çıkıp ya-
ratıcı, yeşertici bir çehre kazanıyordu.
Kepirtepeli öğrenci Recep Bulut’un; Köy Enstitülerinin en fazla yadırgan-
“… Her taraf çırılçıplak, sessiz ve mış, çatılmış olan kaba sabalığı, ter
bomboştu.” (2) dediği bu alan başta kokusu, tozu toprağı arkasında işte
onların çabaları olmak üzere, diğer bu cömert, bu soylu düşünce saklıy-
köy enstitülülerinin katkılarıyla çağ- dı. Kaldı ki bugün Köy Enstitülerini
daş bir köye ve bir ormanlık alana gezenler, ilk durumlarını bilmedik-
dönüşecekti. Öyle de oldu. “Çorak leri için, hepsinin en güzel yerlerde
bir yeri yemyeşil etmek, bir bataklığı kurulmuş olduğunu sanabilirler.” (4)
kurutmak, susuz yere su getirmek, Eyuboğlu haklıydı. Okulların geliş-
köy enstitülerinde ahlak eğitiminin miş, büyümüş halini görenler hep
ta kendisi oluyor, vatan sevgisi, insan böyle sandı. Oysa yılların çabası,
sevgisi, bilim sevgisi bu işler içinde öğrencilerin, öğretmenlerin bitmez
kendiliğinden kazanılıyordu.” (3) çalışma gücü bu hale getirmiştir. Ör-
44 44

