Page 46 - mentese_10
P. 46

Mehtap BİRGİLİ

                      İnş.Müh. - Yazar                  YILDIZ TOZU






                     oca Nasrettin çocukluğumdan beri en etkilendiğim   bir bölümünü su oluşturur. Her su molekülünde iki ha-
                     bilge kişilerdendir. “Fıkra” diye tanımlanan ve onun   fif hidrojen atomu ve daha ağır olan bir oksijen atomu
               Hadının  anıldığı  halk  söylenceleri,  yüzümde  gülüm-  bulunur. Atomlar aslında proton, nötron ve elektron
               semeye neden olsa da ruhumda derin izler bırakmıştır. Gül-  denen daha da küçük parçacıklardan oluşur. Protonlar
               mecesinin egemen unsuru, ince ve iğneli sözlerde belirir.   ve nötronlar da kuark adı verilen çok daha küçük par-
               Olgu, olay, kişi ve kişilikler üzerindeki çelişik yapıyı; halkın   çacıklardan meydana gelir. Bildiğimiz kadarıyla elekt-
               anlayacağı dil ve üslupla kısa ve öz olarak anlatır. Bireyi iyi   ronlar ve kuarklardan daha küçük parçacık yok. O halde,
               tanır; toplumun aksak yönlerini çarpıcı biçimde ortaya ko-  neden yıldız tozundan yapılmış olduğunuzu söyledim?
               yar. Üstelik efsanevi bir kimlik değildir. Anadolu insanının   İçinde yaşadığımız evren, 13 milyar yıl önce Büyük
               kıvrak zekâsını hümanist bir görünümle sergiler. Manidar   Patlama dediğimiz gerçekten de şiddetli bir patlamayla
               latifelerinin odağına, çoğu zaman hak ve adaleti oturtur.   başladı. Fakat o patlama sırasında, proton, nötron ve
               Nükteleriyle insanı düşünmeye ve sorgulamaya yöneltir.  elektronlardan sadece en hafif elementler meydana gel-
                                                              di. Vücudumuz için son derece önemli olan oksijen ve
               Bu bağlamda, aklımda bir soru olarak kalan Nasrettin Hoca   karbon gibi daha ağır elementlerin oluştuğu yer, sıcaklı-
               fıkralarından birini sizinle paylaşmak isterim. Fıkra şöyle:  ğın yüz milyonlarca dereceyi aştığı yıldızların merkezin-
               Hoca’ya; “Yeni ay girince eskisini ne yaparlar?” diye sormuşlar.  deki harlı fırınlardır. Peki, bu elementler vücudumuza
               Hoca kısaca; “Kırpıp kırpıp yıldız yaparlar!” demiş.  nasıl girdi? Dünyadaki maddelerin yapısına katılarak
                                                              vücudumuza girmelerinin tek yolu, bu yıldızlardan ba-
               Yaşamım boyunca pek farkında olmasam da bilimsel açıdan   zılarının çok uzun zaman önce patlayarak, çekirdek-
               bu sorunun cevabını merak ettiğimi önüme çıkan bir kitabın   lerindeki elementleri uzaya saçmış olmasıdır. Derken,
               satırlarda fark ettim. O satırlar; 2012 yılı basımı “Küçük İnsan-  yaklaşık dört buçuk milyar yıl önce galaksimizin bulun-
               lardan Büyük Sorular (Hayli Mühim İnsanlardan Basit Cevap-  duğu bölgede uzaydaki maddeler içe çökmeye başladı.
               lar) / Big Questions From Little People” kitabında yer alıyor.
                                                              Güneş ve etrafındaki gezegenlerle birlikte güneş sis-
               Kitabın fikri, editörün çocuğunun sorduğu basit sorulara dün-  temi  ve  yeryüzünde  yaşamı  oluşturan  bütün mad-
               yanın sayılı uzmanlarının nasıl cevaplar bulacağına dair me-  deler  böyle  oluştu.  Sizin  anlayacağınız  şimdi  vü-
               rakla şekillenmiş. Gemma Elwin Harris’in derlediği NSPCC   cudunuzu oluşturan atomların çoğu yıldızlarda
               (Birleşik Krallık’taki önde gelen Çocuk Koruma Derneği)   meydana gelmişti! Hatta sol elinizdeki atomlarla sağ
               yararına çıkan bu kitap için; on ilkokulda çalışma yapılmış.   elinizdeki  atomlar  farklı  yıldızlardan  gelmiş  ola-
               Yaşları  dört  ile  on  iki  arasında  değişen  binlerce  çocuktan,   bilir. Siz gerçekten de yıldızların çocuklarısınız.”
               yanıtını en fazla merak ettikleri soruları yazmaları istenmiş.
               Çocuklar kendi elleriyle merak ettikleri soruları yazmış. İl-  Hoca Nasrettin’in sözleriyle buluşan bu cevap yüzümde
               ginç bulunan sorular, bilim adamlarınca cevaplanmış. O soru-  hoş bir gülümsemeye dönüştü. Ve aklımın kıvrımların-
               lardan biri de bizim Nasrettin Hoca fıkrasındakine benziyor.  dan bu sözlerini çağrıştıran bir İrlanda çocuk şarkısı geçti.

               Çocuklardan biri “BEN NEDEN YAPILDIM?” diye sormuş.   Şarkının sözlerini şöyle;
               Soruyu Parça Fizikçisi ve Evren Bilimci Profesör Lawrence
               Krauss cevaplamış.                             Karanlıkta ışığın parlıyor.
                                                              Nereden geliyor, bilmiyorum.
               Cevap ne mi dersiniz? Sıkı durun! Profesör Lawrence Krauss   Çok yakındaymış gibi görünüyor, oysa o kadar uzak ki.
               soruyu “Yıldız tozundan” diye cevaplamış.      Bilmiyorum, adın ne?
                                                              Ne olursan ol; Parla, parla küçük yıldız!
               Bizim Bilge Hocamızın cevabına olan benzerlik şaşırtıcı değil
               mi? Doğrusu bu cevapla buluşmak beni çok heyecanlandırdı.   Yıldız misali parlama tavsiyesinde bulunan ve ru-
               Merakla bir bilim insanının  “BEN NEDEN YAPILDIM?” soru-  humu coşturan şarkının sözlerinin ardından Al-
               suna verdiği cevabı merakla ve dikkatle okumaya koyuldum.  bert Einstein’ın; “Gerçeğin ve güzelin peşinde
                                                              koşmak, öyle bir etkinlik alanıdır ki, hayat boyu
               Profesör  Lawrence  Krauss’un  yazdıkları  şöyle;  çocuk kalmamızı sağlar.” sözlerinin derinliğine daldım.
               “Yıldız tozundan. Yani bir bakıma öyle. Vücudunuzda ve et-
               rafınızda bulunan her şey atom adı verilen küçücük parça-  Akıl almaz gibi görünse de bizler yıldız misa-
               cıklardan meydana gelir. Atomlar bir araya gelerek element-  li parlayan koskoca evrenin düşünen ve sorgula-
               leri oluşturur. Hidrojen, oksijen ve karbon, vücudunuzdaki   yan çocuklarıyız. Belki bu yüzden içimizdeki ço-
               en önemli üç elementtir. Vücudunuzdaki hücrelerin büyük   cuk için aydınlık ufukların özlemini çekiyoruz…


    46 46
   41   42   43   44   45   46   47   48   49   50   51