Page 45 - mentese_10
P. 45
Onlara güvenip okullar açtılar. Bu
nedenledir ki Tonguç; sık sık köy ens-
titülerinin “… ulus enerjisinden doğ-
muş” kurumlar olduğunu söylerdi.
Oldukça büyük başarılar elde et-
tiler. Başarılı olmakla kalmadılar
ve bu sistem dünya eğitim tari-
hinde şerefli yerini aldı. Bu başarı;
ulusun gücüne inananların başa-
rısıydı, bu Atatürk çizgisinin sür-
dürülmesi halinde başarılı so-
nuçlar alınacağının göstergesiydi.
Öyleyse Türk Ulusu’nun genlerinde
var olan “çalışkan” ve “zeki” olmak
niteliklerini yeniden kavramalı-
yız. Özlediğimiz başarılara ulaşmak
için, alacağımız yolu bu nitelikler-
le donanmış olarak sürdürmeliyiz.
tı. Pazarören toprağı ekime uygun kanat gerdi. Böyle olmasaydı, halkın Biline ki; Atatürk ışığı, Atatürk
olmayan ve çevrede hiç ağaç bulun- gücünü sezmeseydi niceydi hali- çizgisi de yolumuzu sonsuza dek
mayan yaklaşık 30 haneli bir köydür. miz? Söylemeye gerek yok. Bilirsiniz. aydınlatacaktır.
Bu köyde ilkel bir hayvancılık ve ta-
rım vardır. Kısaca burada, bu olum- İşte Atatürk aydınlanmasına gönül
suzluklar içinde kurulan Pazarören veren aydınlar, cumhuriyetin temel
Köy Enstitüsü; ulaşım, sağlık, iklim, taşlarına sahip çıkanlar yola devam
çevre koşulları, iletişim açısından etti. Aydınlanma yolunda adımlar
yokluklar içindeydi. İşte Pazarören atmayı sürdürdüler. Bunlardan iki-
bu ortamda doğmuş ve yeşermiştir. si Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı
Emeği geçen köy enstitülü öğrencile- Tonguç’tu. Bunlar Köy Enstitüleri-
rinin bitmez, tükenmez çabası, onla- nin oluşumunu gerçekleştirirken,
rın çalışma gücü başarıyı da getirdi. ulusun uyuyan gücünden yararlandı.
Yılmadılar Köşkerler dağından içme Uyandırdılar onları, kişiliklerini ka-
suyu getirdiler. Banyo ve tuvaletlerde zanmalarına ortam hazırladılar, ışık
sular akmaya başladı. Çevre aydın- tuttular onlara, onları canlandırdılar.
latması için üretecek (jeneratör) sağ-
landı. Daha önceleri aydınlanmada
kullanılan gaz ve lüks lambalarına,
gemici fenerlerine gereksinim duyul-
madı. Okul büyüdü, binaları, labora-
tuarları çoğaldı. Bir bilim yuvası oldu.
Bu güç, yorulmak bilmeyen bu ça-
lışma yeteneği nerden kaynaklanı-
yordu? Birden bire ne olmuştu da
bilimsel bir imece başlamıştı? Köy
çocukları ne oldu da boylarından
büyük bu işlere kalkıştılar? Bu; ulu-
sumuzda var olan yaratıcı güçten
kaynaklanıyordu. Bunu ilkin Atatürk
sezdi ve değerlendirdi. Ulusuyla kol
kola, omuz omuza verip kafa tut-
tu yedi düvele. Yetmedi, ulusumuza
Cumhuriyeti, Cumhuriyet Devrim-
lerini sundu. Ulusumuz da O’na
Atatürk dedi. Türk’ün Atası dedi, kol
(1) Mustafa Balbay,Heyecan Yaşlanmaz, Cumhuriyet Kitapları, s.110, Mart 2009.
(2) Engin Tonguç,Bir Eğitim Devrimcisi İSMAİL HAKKI TONGUÇ Yaşamı, Öğretisi, Eylemi, s.296, İzmir 2009.
(3) Sabahattin Eyuboğlu, Mavi ve Kara, s.246,İstanbul 1973.

