Page 77 - mentese_10
P. 77

Prof. Dr. Şadan GÖKOVALI
                          Yazar - Şair                      BACA






                  BACA                          arasına fırlatıyorum. Şimdi hepiniz
                                                gidesiniz, kendi köseğinizin düştüğü
                  Mektebin bacaları             yerde ocağınızı tüttüresiniz…
                  Ders verir hocaları           Babam, öleceğine yakın mallarını
                  Kim yârimi sorarsa            biz  dört  kardeş  arasında  üleştirir-
                  Odur birincileri              ken:
                                                -Susuz derelerde çınar biter mi, oğ-
                  Ay doğar bedir Allah          lansız evlerde duman tüter mi? Ev ve
                  Bu sevda nedir Allah          bahçesi oğlum Şadan’ın, demişti.   zor gibi gelir ama, Muğla bacasının
                  Ya benim muradımı ver         Buna karşın, kendisine iyilik yapan-  yapımında 28 adet kiremit kullanı-
                  Ya beni öldür Allah           ların bile ocağına incir dikenler az   lır. Böylece, içeri yağmur girmesi ve
                                                olmuyor.                      dumanın rüzgarla geri itilmesi ola-
                  Mektebin önü bayır            Halk usta gözüyle görerek varmış bu   naksızlaşır.
                  Gülü dikenden ayır            kanıya. Varın bakın; bazı antik kent-  1983 yılında düzenlenen bir yarışma
                  Yar Allahın seversen          lerdeki tiyatrolarda tonlarca ağırlık-  sonucu Muğla bacası, şehrin sim-
                  Beni ellerden ayır            taki mermer blokları, incir ve zeytin   gesi olarak kabul edilmiştir. Bugün
                       (Türkü)                  ağaçları yerinden oynatmıştır. Hele   de Menteşe Belediyesi’nin simgesi
                                                incir; köklerinden akıttığı sütle taşı   Muğla bacasıdır. Her yıl Eylül ayı-
                  Muğla/Ula-Akyaka’ da, sırtı kayada   eritir, deler. Bunu Güney Ege halkı-  nın sonunda düzenlenen Menteşe
                  gözü ovada evimin verandasından   nın bilmesi doğal, çünkü incirin ana   Kültür Şenliği, baca yakma töreni ile
                  bakıyorum; genellikle çam ve zeytin   vatanı Karia; bilimsel adı “Ficus ca-  başlar.
                  yeşili arasında kırmızı çatılı evlerin   rica” (Karya kavuçuğu).  “Ocağınız sönmesin” diyelim ve bu
                  bacaları gözümü okşuyor.      Yazının burasında, Türk şiirinde   yazıyı (da) bir şiirle noktalayalım:
                  Nice türkü sözü belleğimin merme-  devrim yapan Orhan Veli’nin pek   Bacalar
                  rinde kazılıdır, elim türkü öyküsü   beğendiği bir türkünün sözlerinden
                  yazıya yatkındır ama dilim türkü çı-  alıntı yapılması uygun düşer:   Görürüm, çıkmışlar kararmışlar çatılardan,
                  ğırmaya pek uygun değildir. Yine de,   “Hapisane önünde incir ağacı  Kemik bir kol nasıl fırlarsa mezardan.
                  Muazzez Türüng’ten alınan bu Muş   Doktor bulamadı bana ilacı  Her an, bir haberi kollar gibi yukardan,
                  türküsünü mırıldandım. Baca…   Baştabip geliyor zehirden acı   Dipsiz maviliğin esrarını kurcalar,
                  İşlevi gibi iç ısıtan bir sözcük. Akla   Garip kaldım yüreğime dert oldu  Bacalar.
                  ilk gelen tanımıyla “dumanı ocaktan   Ellerin vatanı bana yurt oldu.
                  çekip havaya vermeye yarayan yol.”   Konusu baca olan bir yazıda, “Muğla   Kimi ince, kimi uzun, kimi de kısa,
                  Noel Baba evlere bacadan girer. Bu   bacası”ndan söz etmemek olmaz:   Dalmışlar baş başa afyon çekerek yasa.
                  da hemen “ocak” sözcüğünün anla-  Muğla evlerini başka yerlerin ev-  Onlar, insanların gözünde kartalsa.
                  mını düşündürüyor:            lerinden ayıran iki özellik dikkati   İnsanlar, onların gözünde karıncalar.
                  “Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıt-  çeker.               Bacalar.
                  ma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan   1)Genellikle yamaca ve güneye (gü-
                  yer.”                         neşe) bakar biçimde inşa edilmiş   Kim bilir, belki de evlerin cinleridir;
                  “ Ocak tüttürmek…”            olmaları,                     Kolları bir davet gibi göğe yükselir.
                  Adıyaman-Nemrut doruğu yolun-  2)Bacaları.                  Ölüler, ölüler, arka arkaya gelir,
                  daki köylerden ya da mezralardan   Menteşe Belediyesi yayınlarında or-  Ruhların mehtaba daldığı taraçalar,
                  birinin adı “Tütenocak”.      taya konulduğu gibi, 1940’lara kadar   Bacalar.
                  Türk kültürünün kayrak taşların-  Muğla evleri genellikle toprak damlı
                  dan, Pir-i Türkistan Hoca Ahmet   idi. Muğla bacasının ortaya çıkışı,   Azap kuleleri, cüceleşmiş devlerin;
                  Yesevi’nin  şakirtlerine  (öğrenci)   alaturka kiremitli çatılara dayanır.   Kör mazgallarda raksı var alevlerin.
                  buyruğu:                      Muğla bacaları, şehrin az rüzgarlı   Öyle evcillerki tepesinde evlerin,
                  -İşte, köseğilerinizi (ucu yanık   ve bol yağışlı iklimine göre tasarlan-  Kopuyor içinde görünmez facialar,
                  odun), Anadolu’ya, Sinop - Antalya   mış. Karşıdan bakılınca inanılması   Bacalar…
                                                                              (Necip Fazıl Kısakürek, 1930)
   72   73   74   75   76   77   78   79   80   81   82