Page 94 - mentese_10
P. 94
Ali Abbas ÇINAR Ali Rıza NAVRUZ Ahu BAŞER
Şair Şair Şair
MUĞLA DESTANI GİTTİN GİDELİ YAŞANMAMIŞ AŞK
Bir destan yazayım Muğla’ya dedim İpek yollarında yorgun bezirgân, Sanırım içlerinden
Halkın pınarından gonca gül der- Gibiyim sevgilim gittin gideli. En çok seni sevdim
dim Girmedi gözüme uykular bir an, En çok gözyaşı döktüğüm
İkibin onsekizde yazdım söyledim Deliyim sevgilim gittin gideli. En çok hayalini kurduğumdun
Tarihe bir damga vuransın Muğla
Gözümde gamzeler canlanır birden Bana en özel olduğunu hissettiren
Muğla dağları da meskendir bize Bu sevda gider mi, söyle bu serden. Beni her şeyin üzerinde görendin
Aman vermez hine, nasipsiz yoza Senden esen meltem ruhum sararken, Saatlerce öptüğüm dudaklarını sahibi
Hepimiz insanca örmüşüz koza Doluyum sevgilim gittin gideli. İçinde kaybolduğum gözlerin şahidiydin
Birlikte irilik derensin Muğla
Bilmem ne yandadır huzurun yolu. Yanında tamamen ben olduğumu
Ayrım ne bilmeyiz insan soyumuz Şaşırdım doğrusu sağ ile solu. Ruhumu Özgür bırakandın
Mevlevi, Bektaşi, Gülşen huyumuz Vakitsiz kırılan bir gülün dalı, Beni en çok önemseyen
Neslimiz aslımız helal suyumuz Dalıyım sevgilim, gittin gideli… Beni koşulsuz hesapsız sevendin
Asıldan asıla geçensin Muğla
Çiçeğim doğrudur hem küsküsünden. Yanında güvende uyuyabildiğim
Efedir zeybektir kızandır kimi Bıkmışım baharın yalan süsünden. Hayatı sorgusuz yaşayabildiğimdin
Toprağı bereket yiğit ekimi Bir ney’in diliyim, en incesinden, Gün doğumunda içime doğan
Erler salınarak meydan(a) çıktı mı Diliyim sevgilim gittin gideli... Her gün batımında içime akandın
Edebi erkanı bilensin Muğla
Düşürdün dillere, bak en sonunda. Sonradan fark ettim içindeki o hüzünlü
Efe oynayınca öne çıkılmaz Geçtim dokuz köyden, şimdi onunda. yönü
Zeybek, kızan önde gerdan kırılmaz Anladım olamam, gülün yanında, Sonradan anladım saklamak zorunda
Bir yemin etti mi asla dönülmez Çalıyım sevgilim, gittin gideli. kaldığın o diğer yüzü
Yiğitlik kitabı yazansın Muğla Gördüm tutsaklığını, başkalarına adan-
mışlığını
Pek nazenin durur Muğla kızları Üzülerek seyrettim bencillikleri uğrunda
Yazın ay aydınlık, güneş kışları yalnız yolculuğunu
Eda gülüş duruş ok bakışları
Gönüle sevdayı yakansın Muğla Günlerce savrulduk ayrıldığımızla
Aylarca kavrulduk yalnızlığımızla
Düğünde ölümde verilir aşlar Zamanla anladık sevgi yetmezmiş
Vurma kırma nedir bunlar yoz işler yarınlarımızda
Dünya hırsı için dökülmez dişler Öğrendik mutluluk yaşanmamış aşkmış
Sevgi muhabbeti dikensin Muğla uzaklarda
İlim irfan bilir edep ar bilir
Çalışkan bilgili insan sevilir
Geveze kibirli arsız görülür
Toprağa tohumu ekensin Muğla
Kimisi denizde balıklar avlar
Kimisi sazlıkta uçuşur kazlar
Kimi kekik der de kekliğe gider
Her huydan insanı görensin Muğla
Hoş yemek yazlık kışlık börülce
Zerde, köfte kebap hepsi uç uca
Keçi eti balık hepsi iyice
Etli otlu yemek taşansın Muğla
94 94

