Page 21 - Menteşe Dergisi Sayı 13
P. 21

sonbahar yağmurlarıyla göle
                  döner. Bütün kış su altındaki
                  toprak mayısla birlikte suyunu
                  derinlere çeker, tava gelir. Artık
                  kuyuların dışında su bulaca-
                  ğımız ne bir dere ne bir pınar
                  vardır.
                  Biz, tarlayı drene ederek sula-
                  rın bir yerde toplanabileceği
                  bir çukur açmıştık. Amacımız
                  yağmur sularını burada topla-
                  yarak kışın kök çürümelerini
                  önlemek, yazın da bu suyu su-
                  lamada kullanmaktı.  Doğrusu
                  bu suyun kuşların da imdadına
                  yetişeceğini hiç düşünmemiş-
                  tik.
                  “Nihayet suya iniyor alay
                  Kanatlarında son gayret
                  Önce içlerinden biri
                  Belki en cesuru,
                  Belki bilgesi
                  Daldırıp gagasını
                  Kana kana içiyor
                  Nefes bile almadan.
                  Ardından diğerleri            Rııırr ır u,                  korkutmak zamanı değil.
                  Su su olmaktan memnun         Rrr u, rrr u ırrk u!           Şimdi suyumuzu, bağımızı
                  Hazır yeniden tırmanmaya      “Burası el yurdu              bahçemizi  son yurtlarını da
                  herkes                        Burası yaban                  yaktığımız cümle mahkukatla
                  Hayat denen merdiveni.”       Yangınlar sarmış olsa da      paylaşma zamanı.
                  İçimde, öngörmeden de olsa    kapızları                      Bugün onlara dünden çok
                  iyi bir iş yapmanın sevinci ışıl-  Küle dönse de belenler   ama çok daha muhtacız.  Çün-
                  dıyor. Bir an asmaları unutuve-  Barınmaya yeni kaya kovukları  kü bana “Yangınlar Çağı”na
                  riyorum.                      Uçmaya uçurumlar bulmak       girdiğimizi söyledi o gökçe
                  Hani dilimi anlasalar, acılarını   gerek”                   güvercinler.
                  yüreğimde hissettiğimi söy-   Korkularım dağ, içim ezik.
                  leyeceğim en önce. Böyle bir    Onlar, alafı hâlâ yanaklarımı
                  felaket yaşattığımız için yöne-  yalayan rüzgârları yararak dağ-
                  tenlerim adına, insanlık adına   lara doğru uçup giderlerken
                  özür dileyeceğim onlardan.    dilimden,
                  “Gitmeyin!” diyeceğim. “Kalın   “Çöktük yurtlarına kurdun
                  buralarda. Bu bağ bahçe, size   kuşun
                  de yeter, bize de…”           Sürdük bayırlara,
                  Bir an içlerinden biri başını   Sürdük başı karlı boranlı dağ-
                  kaldırıp bana bakıyor. Sanki   lara
                  benim oradaki varlığımı hep bi-  Şimdi yine kuşatmalardayız
                  liyormuş gibi. Bir şeyler anlatır   Ormanları yakarak
                  gibi ötüyor.                  Parça parça doğrayarak kaya-
                  Irrk uu!                      ları
                  Uu ! Uuu!                     Sulara ağılar katarak.”
                  Irr u…                        dizeleri dökülüyor. Bağda ne
                  Ürperiyorum. Hem de çok…      kadar korkuluk varsa topluyor,
                  Sonra hep birlikte ötüyorlar:  kırıp atıyorum.
                  “Uuuu Uu, Uuuu u,              Şimdi kuşları korkuluklarla


                  Menteşe Kültür-Tarih-Sanat / Fehmi ÖZSOY




             21 21
   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26