Page 26 - Menteşe Dergisi Sayı 13
P. 26
Paslı Kapı Tokmakları
Hamdi TOPÇUOĞLU Paslı Kapı Tokmakları
Şair
rimler, yaylanın kışın dereleri, olabileceğini bilmiyorsanız ğa ve hâlâ kesiklere saklanmış
yazın da yollarıdır. İki yanı merakınızın korkuya dönüşe- sulara cümbür cemaat inince
İyaban asmalarından böğürt- bileceğini; dahası “Yoksa iyi fırsat bu fırsat deyip çizmeleri
lenlere bin bir çeşit çalıyla do- saatte olsunlar mı dolaşıyor ayağıma çektim. Berberler, Ay-
nanmış bu yollarda yürümek, buralarda.” diye de düşünebi- valı, Taşhan, Keyfoturağı…Tam
yaylalılar için yaşamın kaymağı leceğinizi biliyorum. dört kilometrelik bir yürüyüş
gibidir. Unutmayın, o sizden şöyle iç- parkurunu çizdim kafamda.
Yaylanın her mevsimi, her ayı, ten bir “merhaba” duyana dek Her dalda tomurcuk. Bir kışı
haftası, hatta her günü farklı- sizi izlemeyi sürdürecektir. daha geçirmiş olmanın sevin-
dır desem bazıları abarttığımı … ci. Ayvalı’ya inerken yüreğim
sanacaktır. Olsun, onlara uzun İrimlerde yürümek, bana göre ağzıma gelecekti:
uzun, karaağaçları, çınarları, Lokman Hekim’in ilaçlarından “Fu i Fu i!”
göç çiçeklerini, göçmen kuşla- da etkilidir. Ağaçların, çalıların, Bu, büyük olasılıkla bir karata-
rı, yayla bülbüllerini, kurbağa otların; velhasıl tüm nebatatın vuktu. Yine de çevreme bakın-
göçlerini anlatmak yerine, tomurcuklanma, çiçeklenme, dım. Görünürde ne bir insan,
inanmayan gelsin yaşasın, günü geldiğinde meyveye dön- ne bir kuş vardı. Çalılıklarda
derim ben. me telaşını izlerken hazzın do- bir kıpırtı gözledim. Ondan da
Benim gönlümde yayla ruklarında gezinirim. Bazen bir eser yoktu.
karatavuklarının yeri farklıdır. ot çiçeğinin başında saatlerce “Dalga geçiyor benimle
Çünkü herkes, her şey çekip beklerim. Yaşamı sorgularım. köftehor!” diye mırıldanarak
gitse de onlar, yaylayı terk İyi insan olmak için çıkarımlar- yürüyorum.
etmez. Karatavuklar, hem da bulunurum. Bu kez beş on metre önümden
başakçı hem üreticidir. Yaylalı- Keşke otların dilini bilsem. Ala- geliyor ses:
lar, kışlıklarını yüklenip gidince madım veremedim kavgasın- “Fui Fuii i!”
onlar ağaçlarda kalan meyve- dan uzak dinlesem, dinlesem, “ Merhaba! Nasılsın? Bu kış çok
leri başaklar. Baharda çimlene- dinlesem derim. soğuktu. Üşüdün mü?”
cek nice tohumları bahçeden Sormadan edemem: Otlar Aslında kendi kendime ko-
bahçeye dağıtırlar. dünyasında sen ben kavgası nuştuğumu bal gibi biliyorum.
Bahar ucunda yolunuz yaylaya var mıdır acaba? Olsun, nasıl olsa birileri, bana
düşerse kesiklerden gelen Bazen aykırı sorular da sora- “Deliye bak!” demeyecek.
değme ustaları kıskandıracak rım. “Fu ii fu, fuii fu, fu fu fu!” diyor
bir ıslık duyduğunuzda irkilir- Böğürtlene sarılan sarmaşık- yeniden.
siniz. lara bakıp yanı başındaki çakal Bu kez ıslık, her irimde birkaçı-
Fu i ii i fu i… eriğinin “lan, zillet – illet, na rastlayabileceğimiz metruk
İlk tepkiniz kesinlikle cibiliyetsiz “ deyip demediğini yurtlardan birinin avlusundan
“Kim bu?” olur. merak ederim. geliyor. Üstelik biraz daha
O mevsimde size ıslık çalan bi- Mesela bir ot, hem de bayram farklı.
rilerinin olamayacağını bilseniz gününde, üstelik de kendisini Merhaba diyemiyorsa “Öhö!”
de döner bakarsınız. Kimseyi Tanrıya bir adım daha yakın ol- dese hiç değilse…
göremez; yola devam edersi- duğunu sanan bir ayrık otunun “Merhaba, kim var orada?”
niz. Daha beş adım atmamışsı- çayır çimene “dangalak” deyip “Fu fu fu i!”
nızdır ki o yine seslenir: demediğini sorgularım. İçimden “İstediğin kadar öt
Fu i ii i fu, fu fu i fu fui… Kaç yıldır olduğu gibi bu yıl da kandıramazsın beni. “ diye
Birkaç saniye önceki yanılgı, nisan yarılamadan irimlerde geçirip yürüyorum.
merakınızı kesmemiştir. Döner sular çekiliverdi. Güneş, uzun Bu kez neredeyse çığlık çığlığa
yine bakarsınız. süren kuru kışa “Yeter artık!” ötmeye başlıyor. Bu bir oyun
Hani onun bir karatavuk demiş olmalı ki dallara, topra- ötüşü değil.
Menteşe Kültür-Tarih-Sanat / Hamdi TOPÇUOĞLU devamı yan sayfada
26 26

