Page 31 - Menteşe Dergisi Sayı 13
P. 31
Tahta Düğmeler
Hümeyra GÜN Tahta Düğmeler
Eğitimci -Yazar
ep dediğim gibi ilk tayi- gerdiğimiz iple voleybol oynu- hem öğrencilerimle-
nim gündüzlü okumama yoruz. İki yıl nedir ki çabucak geçti.
Hrağmen kendi seçimim- Çocuklarımın ablaları benim Artık ayrılık vakti gelmişti.
le, uzaklardı... Ki baya çetin bir yaşımdalar… Geceleyin de on- Diplomalarını alacaklardı.
yerdi. larla oturup nakış dikiş yapıyo- Bazıları zorla okudu. Ama fişek
Eğer sen, Çalıkuşu yüzünden ruz. Arada tütün işinde onlara gibi çocuklarım var, okuyacak-
öğretmen olmuşsan, ilk tayin yardımcı oluyorum. lar... Aldı beni bir düşünce. Bu
yerini belirlerken uzaklar seni Sınıfımda birkaç öğrencimin akıllı çocuklar nasıl okuyacak,
nasıl çeker. ışığı hemen fark edildi. Onlarla Sarıgöl’den gelecek arabaya
Neyse “Sağlık olsun” diyerek da okul dışında özel ilgileniyo- binmek için 7 km yürünecek ,
bir yığın anıyı yüreğime koya- rum. sonra Alaşehir ‘e ulaşılacak?”
rak, bu sefer Batı’nın bir dağ Derken bir traktör aküsü bir Hoş parasız yatılı sınavına
köyüne geldim. Tabii eşim de televizyon aldım. Beş tane girdiler de ya bir aksilik olursa?
sayesinde. bilezik parasına- Oy, oy evimiz Köyden şehre giden bir tek
Köyümüz yine mahrumiyet sinema salonu oldu. Hele Mc- araba yok...
ama bu sefer iki kişiyiz. Millan ve Karısı, Zengin ve Yok- Yaz tatili o sıkıntıyla geçti.
Eşim, birinci, ikinci, üçüncü sul, Avukat Petroçelli dizileri Okullar açıldı. Çocukları mec-
sınıfları aldı. Bana dördüncü ve olduğunda sormayın gitsin. Bir buren ortaokula kaydettirdik.
beşinci sınıflar kaldı. Çocuklar- de rahmetli Muhammet Ali’nin Bazısının şehirde akrabası vardı
la yaş farkımız çok az. Arkadaş boks maçı varsa, saat farkın- ama en akıllısının yürümekten
gibi olduk... Okuldan sonra dan, sabaha karşı olur ya... başka çaresi yoktu.
hep birlikte bağları bahçeleri Bilirim izleyecekler... Erkenden Yavrum, o minicik haliyle
geziyoruz. Elimizde narlar, kalkar, yatakları toplar, odayı sabah gün doğmadan yola ko-
ayvalar... Kim kazanacak diye düzenler, çayı ocağa koyardım. yulurdu. ‘Korktun mu, üşüdün
aramızda koşu yapıyor, marşlar Velhasıl iyice o köyün kızı ol- mü?’ diyen de yok.
söylüyoruz. muştum. Ki halen bağımız kop- Üzüldüğümü anlayınca:
Hafta sonları iki direğin üstüne madı. Hem anne ve babalarıyla “Bi koşu tutturuyorum öğret-
Menteşe Kültür-Tarih-Sanat / Hümeyra GÜN devamı sayfa 32’de
31 31

