Page 32 - Menteşe Dergisi Sayı 13
P. 32
O da harika bir öğretmen oldu.
Şu an da emekli. O, köyü kal-
kındırmak için her boş araziye
kendi parasıyla zeytin fidanı
alıp zeytinlik oluşturuyorlar.
Hatta birkaç hasat da yapmış-
lar. Baba evine bir yazlık ev
yapmış, köye dağdan su ge-
tirtmiş, organik tarım yapmaya
başlamış. Her zafer kazandığın-
da beni arar, anlatır olan biteni
heyecanla. Velhasıl oğlumla
gurur duyuyorum... Halen bu
cümleyi duyunca çocuk gibi
seviniyor. Güç buluyor.
Tahta Düğmeler nerede diye-
ceksiniz değil mi? Haklısınız.
Uzadı gitti yazı.
Yıllar önce Kars’ta öğretmen
yaparken, “Öğretmenler Günü”
için aramıştı beni.
“Öğretmenim sizin torbama
koyduğunuz hırka olmasaydı
ben o küçücük yaşımda o gur-
menim, hemen yola varıyo- babanın bahçesi, tarlası var. bete dayanamazdım. Her gece
rum.” diyordu. Kendini de iyi kötü yetiştirmiş hırkayı elimi alır, düğmelerini
Akşamleyin de geç vakit sayılır. Tabii çok çocuk dışın- incelerdim. Bazen ağlar, elim-
dönebiliyordu. Lojman bütün da... de hırka uyur kalırdım. Halen
ovayı gören yüksek bir tepenin Hazırlıklar yapılmıştı iyi kötü. düğmeleri aklımdadır.” demişti.
başındaydı. Bu arada, dolunay- Bir bohça yapmıştı anası. Yola Gözlerim doldu, şaşırdım.
da benim için bir görsel şölen çıkacakları sabah bana uğradı Düşündüm hırkanın düğmele-
başladığını da unutmadan ya- babasıyla. Sarıldım. Mektup- rini. Sanırım tahta düğmelerdi.
zayım halen o büyülü güzellik laşmaya söz verdik. Benim halen sevdiğim. Çocu-
gözümün önündedir. Bozkırı “Gurbet zordur çocuğum. He- ğuma birer pırlanta olmuşlardı,
tümüyle aydınlatan o gümüşi men bir defter tut. Her sıkıldı- gurbet gecelerini ışıtan.
ışık... ğında bu deftere duygularını İşte öğretmenlik buydu. O
O yüzden benim küçük ço- yaz, yaz ki rahatlayasın...” diye küçücük yüreklerde bir dam-
cuğumun akşamleyin geri tembihledim. lacık yer kazanmaktı. Onların
dönüşünü ta uzaklardan Baktım çocuğumun bir göm- yüreğine bir tek sevgi tohum-
hemen görür, ocağa çay koyar, lek, iyi kötü elde örülmüş bir cuğu bırakmaktı. O yüzden
yiyecek bir şeyler hazırlardım. yeleği var sırtında. Ceketi yok yeniden dünyaya gelsem, yine
İlkin bana uğrar, günü birlikte belli. Ben onu düşünmemiştim. öğretmen olurdum. İlla da köy
değerlendirir ve ödevleriyle Benim sırtımda da bir hırka var. öğretmeni...
de ilgilenirdim. Çünkü benim Ki onu da anacığım örmüştü. Benim Çalıkuşu’luğumdan
küçüğümün evde sekiz kardeşi Hemen onu çıkardım, “Ben küçücük bir öyküydü ama her
daha vardı. Hiçbir şeyde ona yokken bu senin yanında dur- anımsayışta beni, kurtarılan bir
sıra gelmiyordu... sun. Beni anımsarsın.” Dedim, tek “Deniz Yıldızı”na götüren.
Hadi şimdi sonbahar... Ya kara kırılmasından korkarak. Öğretmenliği bile isteye seçen,
kışta ne olacak…? Durmadan Gözleri güldü. “Hiç yanımdan gönül hoşluğuyla yapan,
dua ediyordum. ayırmam.” dedi. sevgi dolu tüm “Öğretmenlerin
Ve çok sürmedi, küçüğüm Ke- Çocuğum, sık sık yazdı. Bizim Günü” kutlu olsun.
çiborlu İmam Hatip Okulu’nu o köyden tayinimiz çıktı ama
kazandı. İnanın mutluluktan ne okulu bitene, telefonlar yaygın-
yapacağımı şaşırdım. Aslında laşana kadar hep mektuplaştık.
Menteşe Kültür-Tarih-Sanat / Hümeyra GÜN
32 32

