Page 27 - Menteşe Dergisi Sayı 13
P. 27

Fuiii! Fuiii! Fui!            “Hey binek taşı! Ne atlar kaldı,   ses.
                  “Ya gerçekten bir insansa?”   ne katırlar.  İnsanlar bile çekip   Herakleitos  hoş geldin, diyo-
                  “Yok canım, yıllardır kimselerin   gitmişken hâlâ kimi, neyi bek-  rum ben de.
                  uğramadığı bir evden bana     lersin böyle?”                ***
                  birinin ıslık çalması olacak şey   Daha bu soruyu sorarken binek  Birkaç yıl önce yayladan yer
                  mi?”                          taşına oturuyorum.            aldım deyince;
                  Avlu kapıya yaklaşıp bir delik-  Nereden estiyse  Epikür’ün;   “Bizim de yaylada bir yurdu-
                  ten içeriyi gözlemeyi düşünü-  “Non Fui, Fui, Non  Sun, Non   muz var.” demişti kırk yıllık şair
                  yorum. Kapı öylesine köhne    Curo” “ Yoktum, varım, olmaya-  arkadaşım. Sevinmiş; “Birlikte
                  ki… iki babaya tutunmuş, itsem   cağım, umurumda değil.”  sözü   şiir söyleşileri yaparız.”  diye
                  göçecekmiş gibi. Bir iki adım   aklıma geliyor.             eklemiştim.
                  geri çekilip dikkatlice inceliyo-  Epikür’ün mezar taşında yazı-  Ne var ki onun  “Ben, yaylaya
                  rum.                          lıymış bu söz.                12 yaşında gittim. Götürün
                  “Öyle çoksunuz ki,            Fui…yani “varım”…”Şimdi”nin,    beni buradan, diye ağladığımı
                  Kanatlarınız sarkık, yorgun   “yaşadığımız anın” bundan     hatırlıyorum. Bu yaştan sonra
                  Tokmaklarınız menteşeleriniz-  güzel anlatımı olamaz diye   hiç gidemem.” sözleriyle adeta
                  den paslı                     geçiriyorum içimden.          yıkılmış; insanı böylesine güzel
                  Böylesine hasretken sevgilere  Bence, böyle terk edilmişlik-  bir doğa parçasından koparan
                  Hanginize dokunsam            lere direnen kapılara;  “adhuc   yaman koşullar, gerekçeler
                  Parmaklarım sebebiniz ola-    fui”  “hâla yaşıyorum.” yazmalı.   olmalı, diye düşünüp susmuş-
                  cak.”                         Taze otları iştahla yiyen kap-  tum.
                  Yan taraftaki binek taşı gözü-  lumbağaya ilişiyor gözlerim.  ***
                  me ilişiyor.                  Demek ki yaylanın kışuyurları   “Yeni gelin olmuştum.” diye
                  Atların eşeklerin en değerli   da uyanmış.                  söze başlamıştı yaşlı kadın.
                  ulaşım aracı olduğu yıllarda   Her şey değişiyor. Yaylada da,   “Kendimi yayla, göç ve tütün
                  daha çok da kadınlar bu taşları   yayla da…                 muhabbetleri içinde bulmuş-
                  basamak yaparak hayvanlara     “Değişmeyen tek şey değişi-  tum. Ay dolmadan tası tarağı
                  binerlermiş.                  min kendisidir.” diyor içimdeki   atlara yükleyip yaylaya göçtük.


                  Menteşe Kültür-Tarih-Sanat / Hamdi TOPÇUOĞLU                              devamı sayfa 28’de




             27 27
   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31   32