Page 38 - Menteşe Dergisi Sayı 13
P. 38
Dört Mevsim Yunus
İlyas DOĞAN Dört Mevsim Yunus
Eğitimci-Yazar
ört mevsim; Anadolu’mun yükselir gökyüzüne. Düğün dernek kurulur. Halaya
dağlarında, ovalarında, Nasırlı eller bereketli toprakların durur yedi rengiyle Anadolu’m.
Dbozkırlarında “Yunus, bağrına binlerce tohum serper. Çalınan horondur, bardır, zey-
Yunus!” diyerek başlar. Tanıktır İlk filizler delirircesine güneşi bektir. Efelerin dizleri yeri inletir
bu aşka kundaktaki bebeler, ak- arar artık. Bir sabah hasret biter Aydın’da. Göz göze gelir sevdalı-
sakallı dedeler, güller, sümbülle ve filizler boy verir. Çocuklar lar koca çınarın altında. Hayalleri
Her mevsim, deryaya ulaşmayı doğar; adları Başak, Buket, yarına dair: dostluk, muhabbet,
bekleyen bir damla su gibidir. Kardelen, Gülistan olur. Şimdi kardeşlik… Yunus’un gönlü dolar
Küçümsemeyin damla oluşunu. harman zamanıdır yıldızların sevinçten ve haykırır ötelere:
Milyonlarca damla coşkun bir altında. Yunus çıkagelir ekinlerin Yaratılanı severiz, yaratandan
nehirdir. Nihayetinde başını arasından selam ile. “Bereketli ötürü.
taştan taşa vurarak ana kucağı- olsun!” der. Kış… Kış erenlerin dağ başların-
na ulaşır. Yaz… Yaz sarı sıcak rengidir da yaktıkları bir ateştir. Bu ateş
İlkbaha İlkbahar nazlı bir gelindir Antalya’nın. Maviyle yeşil kucak yüreklerini yakar, kor eder. Onlar
Çukurova’da. Al duvağı açılma- kucağadır. Sakız ağaçlarının göl- yandıkça daha da pişer. Hakk’ın
mıştır henüz. Taze sürgünlerle gesinde yeni dünyalar kurulur, katında arınırlar benliklerinden.
başlar. Torosları aşarak yur- yürekler aşk ile çarpar. Derken Sonra dört bir yanına dağılırlar
dumun dört bir yanına uzanır. Andırın’da yanakları kızarır ki- dünyanın. Zora düşen kim varsa
Her hanesini tek tek dolaşır razların. Dallar sarkmaya başlar el uzatırlar cömertçe. Âşıklara
şehirlerin, köylerin. Düşkünlerin, çocuklar uzanabilsin diye. Yıldızlı aşk, dertlilere derman olurlar.
hastaların, dargınların odasına bir gecede Yunus iner gökten Binlerce yoksula azık olurlar. On-
dolar. Onlara merhem olur her binbir çocuk ile. Şenlenir sofra- lar Mevlana’dır, Hacıbektaş’tır,
sabah. Hal hatır sorar Berçe- lar, anaların yüzü güler. Yunus’tur. Onlar, geçmişten
nek’te. Mahzuni’yi arar umut Sonbahar… Sonbahar koca bir günümüze uzanan bir köprüdür.
dolu gözlerle. Ona Yunus’un çınardır köy meydanlarında.
kelamını getirir. Birden türküler Tüm insanlar burada toplanır.
Menteşe Kültür-Tarih-Sanat / İlyas DOĞAN
38 38

