Page 40 - Menteşe Dergisi Sayı 13
P. 40

bakalım. Emanete hakkınca
               sahip çıkabilmiş miyim?” dedi.
               Ayşe hikâyeyi okumaya baş-
               ladı.
               Yıllar önceydi. Cumhuriyet’in
               ilanından üç yıl sonra. Eşlerini
               İstiklâl Harbi’nde şehit vermiş
               kapı komşusu iki dul kadın
               kasabada kurulan dokuma
               kooperatifine üye olmuşlar-
               dı. Devletin sermaye olarak
               verdiği tezgâhlar ve ipliklerle
               evlerini geçindirmenin yolu-
               nu bulmuşlardı. Nefike’in iki,
               Gülnur’in üç yetimi vardı. İki
               ahret kardeşi birlik olmuşlar,
               canla başla çalışıyorlardı. Altı
               ay geçmeden kooperatife olan
               borçlarını ödediler. Şimdi üre-
               timden hisselerine daha çok
               pay düşüyordu.
               Bir gün Gülnur kesik kesik
               öksürmeye, günden güne zayıf-
               lamaya başladı. Nefike,“Ah-
               retlik bak iyice elden ayaktan
               düştün. Hastalık, bu. İhmale
               gelmez Hükümet doktoruna
               bir görün.” dedi. Nefike’nin
               sözlerine hak veren Gülnur
               mahallenin okumuşlarından
               birinin eşliğinde doktora gitti.
               Ahretliğinden gelecek haberi
               heyecanla bekleyen Nefike,
               kapı tokmağının sesiyle avluya
               koştu. Gelen Gülnur’du. Tir tir
               titriyordu. Benzi kül gibiydi.
               Hemen içeriye aldı. Ocağın    bakalım iyileşecek miyim?”    mektup geldi. Sonra ardı arkası
               hemen yanı başındaki sedire   Nefike, “Derdini veren Allah   gelmedi. Nefike mektuplar
               yatırdı, üstünü örttü. Bir zaman   dermanını da verir ahretliğim!”   yazdırdı ama cevap gelmeyin-
               sonra Gülnur’un titremesi geçti   dedi. İşte her şey o cümleyle   ce ahretliğinin vefat ettiğine
               ama ağlamaya başladı.         başlamıştı. Nefike, Gülnur’a   hükmetti. Önce kirada olan ah-
               Nefike, “Hayırdır, ahretliğim.   çocuklarına kendi çocukları   retliğinin evini boşalttı. Kendi
               Niye ağlıyorsun?” diye sorunca,  gibi bakacağını, tezgâhına sa-  evinde beş yetimle bir düzen
               “Ben ağlamayayım da kimler    hip çıkacağını söyledi. Böylece   oluşturdu.
               ağlasın ahretliğim. İnce hasta-  İstanbul’daki sanatoryuma   Ayşe hikâyeyi okumayı bitirdi.
               lığa yakalanmışım. İstanbul’da   gidebildi.                 Annesine ve kardeşlerine bak-
               bir adada hastane varmış.     İki evin yükünü omuzlanan     tı. Hepsi gözyaşları içerisinde
               Ancak orada sağlığıma kavu-   Nefike sabahları kendi evinde,   annelerine sarıldılar.
               şabilirmişim. Doktor her türlü   akşamları ahretliğinin evinde   Yaşlı kadın tek tek kızlarının al-
               masrafı karşılar, seni gönde-  tezgâhın başından kalkmıyor-  nından öptü.Ocağın başındaki
               ririz dedi, demesine… Ama üç   du. Beş yetim de birbirinden   çerçeveyi eline aldı. Fotoğrafı
               yetimim ne olacak? Ekmek      ayrılmıyor, hep birlikte tez-  okşadı. “Emanete sahip çıkabil-
               teknesini kim çevirecek. En bü-  gâhın önünde çalışıyorlardı.   dik değil mi Gülnur?” dedi.
               yüğü daha sekiz yaşında. Hem   Önceleri Gülnur’dan bir iki


               Menteşe Kültür-Tarih-Sanat / İsmail ZORBA



    40 40
   35   36   37   38   39   40   41   42   43   44   45