Page 45 - Menteşe Dergisi Sayı 13
P. 45

anlatılamaz. Güçlükle eşyala-
                                                                              rımızı arabaya taşıdık ve yola
                                                                              çıktık,  Muğla’ya. Ama Köyceğiz
                                                                              çıkışında bizi bir süpriz bekli-
                                                                              yordu. Dere öylesine çılgınca
                                                                              akıyordu, geçmek mümkün de-
                                                                              ğil. Çünkü köprü yoktu. Sadece
                                                                              3-4 metre eninde dere içinde
                                                                              beton dökülmüştü.
                                                                              Dere içine iniyor ve beton
                                                                              dökülmüş zeminden geçi-
                                                                              yordunuz. Derenin başında
                                                                              durduk. Ne yol var, nede iz.
                                                                              Sadece dereye inilen toprak
                                                                              bir yol belirgin durumda. Göz
                                                                              gözü görmüyor ve yağmur
                                                                              inadına daha da kuvvetleniyor.
                                                                              Ya sabahı bekleyeceğiz, ya
                  O zaman Vehbi Bey “Sizin için   daşımızdı. Rahmeti bol olsun.  da birimiz inip yolu belirleye-
                  neler gerekiyorsa liste halinde   Grup olarak bizi taşıyan bir   ceğiz. Neticede ihale benim
                  yazın ve Orhan Beye götürüp   araç vardı. Ula ilçesinden Ülkü   üzerimde kaldı. Üstümdekileri
                  verin, o bana iletir, dedi. Ayrıca   Gürbüz adlı sevdiğimiz bir ağa-  çıkardım ve o yağış altında
                  sevdiği bir şarkıyı çalarsak   beyimize aitti. Nereye gitsek   araçtan indim. Hayatım boyun-
                  memnun olacağını söyledi.     hep onunla yolculuk ederdik.   ca unutamayacağım sağanak
                  Bizde teşekkür edip yanların-  Muğla dışına gidersek ekip   yağış altında aracın ışıklarından
                  dan ayrıldık. Istediğini yerine   kalabalık olurdu. Neredeyse   faydalanarak dereye indim. Bir
                  getirip programa devam ettik,   10-12 kişi olurduk.         sağa bir sola giderek dereyi
                  geceyi bitirdik.              Yine böyle kalabalık ekip-    belirlemeye çalışıyordum.
                  Vehbi Beyle Orhan Abi, karşı-  le Köyceğiz’e gidiyoruz. Bu   Belirledikten sonra araca gel
                  dan el sallayarak gittiler. Son-  doktorların ve avukatların   işareti yaptım. Ben önde araba
                  raki günlerde liste konusunda   birlikte düzenlediği yemekli   arkamda, su dizlerimin çok
                  araştırmalara başladık. Neleri   bir eğlence veya kutlama.   üstünde yavaş yavaş karşıya
                  yazacağımızı nelerin eksik    Daha doğrusu uzun bir prog-   geçtik.  Bu arada Şenol Oskay,
                  olduğunu, abartmadan yazdık.   ram. Öyle bir yağmur yağıyor   camı açmış bağırıyor ama ben
                  Ama Ahmet Gülarslan bizim-    ki, tam bir karakış günü. Göz   ne dediğini anlamıyorum.
                  le aynı fikirde değildi. Kendi   gözü görmüyor, inanılmaz   Karşıya geçtim,  araba da
                  aramızda tartışmaya başladık.   yağmur altında arabadan     arkamdan geçti. Araca girdim,
                  Tartışma dağılma noktasına    inemiyoruz. Yağmur dinecek    giyineceğim ama öyle üşü-
                  geliyordu. Ahmet Gülarslan    gibi görünmüyor. Eşyaları arka   müşüm ki, titriyorum. Tabii bu
                  yardımı kesinlikle kabul etmi-  taraftan mutfak içinden taşı-  arada takılmalar devam ediyor.
                  yordu. Tartışma uzadı gitti ve   yabiliyoruz. O yıllarda yollar,   Bizi ıslattin diyen var, devamlı
                  anlaşamadık. Dağılmaktansa    köprüler öylesine yapılmış,   gülen var ama benim çenem
                  liste yapmayı bıraktık.       dar toprak stabilize yollar. Ula,   birbirine vuruyor. Şenol’a ne
                  Yükselecek Demirel Ilkadim    Karabortlen Çiçekli üstünden   diye durmadan bağırıyordun
                  Gazetesinde çalışıyordu, o za-  gidebiliyorsunuz. Köyceğiz’e,   diye sorduğumda,  gülerek
                  manlar. Sanatcı kişiliği hep ön   Ortaca’ya ve Fethiye’ye ancak   suya girecek, senden daha
                  plandaydı. Aynı jenerasyonuz,   bu yoldan gidebiliyorsunuz.   aptalı yok ki, dedi. Sinirden
                  gazetesinde gruptan haberler   Aletleri kurduk, saati bekle-  Şenol’u boğacağım. Bir kaç
                  yapar, yaptığımız müzikten    meye başladık. Salon öyle     dakika sonra Şenol, birden cid-
                  övgüyle bahsederdi. Hatta bir   kalabalık ki, iğne atsan yere   dileşti,  yeni aldığım pardesum
                  şiirinin beste yapılmasını iste-  dusmez. Her gelen sırılsıklam.   yok, diye söylenmeye başladı.
                  misti. O zaman yapmıştık ama   Programa başladık,  saat 3.30   Bir taraftan da pardösüyü
                  şimdi pek hatırlayamıyorum.   da bitirebildik. Gök delinmiş   arıyordu.  Arkadaşlar salonda
                  Sevgi dolu, iyi kalpli bir arka-  sanki öylesine bir yağmur ki,   unutmuş olabirsin, diyorlar



                                                                                            devamı sayfa 46’da
                  Menteşe Kültür-Tarih-Sanat / Gökan ÇAĞLAV


             45 45
   40   41   42   43   44   45   46   47   48   49   50