Page 46 - Menteşe Dergisi Sayı 13
P. 46

eski grubun fotoğraflarına
                                                                           gelince, kim bunlar, diye sordu.
                                                                           Ben de çok eski grup fotoğrafı,
                                                                           bak bakalım beni tanıyabile-
                                                                           cek misin,  dedim. Inceledi,
                                                                           bir bana baktı, bir fotoğraflara
                                                                           baktı. Ve sene kaç, diye sordu.
                                                                           Ben de 1965 yılları, dedim. Be-
                                                                           nim bugüne kadar bakmadığım
                                                                           gözle, mesleki açıdan baktı-
                                                                           ğında, o yıllarda tişört diye,
                                                                           bır şey yoktu, bunları nereden
                                                                           buldunuz, dedi. Kendimizin
                                                                           yaptığını söyleyince bu defa,
                                                                           tamam ama renk ve baskıyı
                                                                           nasıl gerçekleştirdiniz, dedi.
                                                                           Ve devam etti, o yıllarda tişört
                                                                           yok, renkli tişört yapmışsınız,
                                                                           üzerine de baskı yapmışsınız.
                                                                           Siz tekstil tarihine geçecek
                                                                           çalışmaların adımını atmışsınız.
               ama o feryat figan halinde    hem de salaksın, dedim.       Haberiniz yok, diye söylene
               arabaya binerken yanımdaydı,   Kahkahalar ve takılmalarla   söylene fotoğraflara bakmaya
               diyordu. Bana sen inerken     sabah Muğla’ya geliverdik.    devam etti.
               düşmüş olabilir, hadi kardeşim   Her programa orkestra olarak   O zamanlar düğünler Mahfel-
               sen nasıl olsa ıslaksın, arkadaş   tek tip kıyafetle çıkardık.  O yıl-  de yapılırdı. Orkestra, havuzun
               dediğin böyle günde belli olur,   larda büyük orkestralar, müzik   üstüne kurulan platformla
               karşıya geçte bakıver falan,   grupları hep tek tip giyinirlerdi.   kapatılırdı. Karşıdan bakma-
               diyor. Ben de kendin git bak,   Muğla’da ilk olarak biz aynı   ya gelen gençlerden, havuza
               biraz önce dalga geçiyordun,   kıyafetlerle halkın karşısına   düşenler de olurdu.
               dediğimde, şaka söyledim,     çıktık.  Çalışma odamda o yıl-  Şimdilerde Askeri Gazino olan
               kardeşim, dedi. Soyunmaya     lardan kalma bir kaç fotoğraf   yer bir çok Muğla’linin hafı-
               başladı,  Ülkü abiye, abi bak   var. Bundan 4-5 yıl önce Istan-  zasında yer etmiştir.  Atatürk
               biraz önce geçtik, hadi araçla   bul’da tekstil işi yapan bir ar-  Büstünün  önünde çekildiği-
               geçelim, alalım diye laflar etti.   kadaşım yıllar sonra ziyaretime   miz fotoğraf, bizim Atatürkçü
               Ülkü abi de suyun içinden zor   geldi. Biraz sohbetten sonra   gelenekten geldiğimizi göste-
               çıktık, girersem belki çıkamam,   duvardaki fotoğraflar dikkatini   riyor. Bu durumun  söylenmesi,
               araba orada kalır, gibi söylem-  çekti.  Her fotoğrafı inceliyor,   insanı mutlu ediyor.
               lerde bulundu. Ve Şenol ara-  merakla soruyordu. Sıra bizim
               banın ışıklarıyla ayağında şort,
               elinde şemsiyeyle suya indi,
               yürümeye başladı. Su daha da
               yükselmişti. Şemsiye neresini
               koruyacak, neye yarayacaksa
               karşıya güç bela geçti. Eğildi
               kalktı, elinde bir şeyler salladı,
               geri dönüşü muhteşem oldu.
               Tezahüratla karşıladık, yü-
               zünde bir yanda trenckotu
               bulmanın mutluluğu, bir yanda
               da üşümenin verdiği titreme
               halindeydi. Ben, hadi ben bir
               kere geçtim, aptalım ama sen
               iki defa geçtin, sen hem aptal,


               Menteşe Kültür-Tarih-Sanat / Gökan ÇAĞLAV



    46 46
   41   42   43   44   45   46   47   48   49   50   51