Page 54 - Menteşe Dergisi Sayı 13
P. 54

Keser
                           Münevver ONGUN                                                      Keser
                           Yazar






                      ehmet, Konya boz-      madı. Nereye baksa Zühre’nin   Arkadaşları onu yayla kah-
                      kırlarından gelerek    kara kaşlarını, kara gözlerini   velerindeki ziyafetlere davet
               MGüney Ege yaylalarına        görüyordu. Akşam, hemen       ediyorlardı ancak eski Mehmet
                yerleşip oraları yurt edinen bir   konuyu annesine açtı. Kadınca-  Efe’yi arar olmuşlardı. Keyfi
                ailedendi. Oldukça çalışkan ve   ğız hem sevindi, hem endişeye   kırık Mehmet derdini, tasasını
                mert insanlar çok büyük ara-  kapıldı.                     kadehlerde unutmayı umarak
                ziler edinmişler, çevrelerinde   “Ben yarın gider bakarım, kim-  içtikçe içiyor, kendine engel
                sevilen sayılan bir aile olmuş-  miş bu?” dedi.            olamıyordu. Yürürken yerleri
                lardı. Mehmet çok yakışıklı,    Araştırdılar, soruşturdular,   titreten Mehmet Efe’yi kadeh-
                güçlü kuvvetli, dürüst bir genç   aileye uygun olduğuna ka-  ler titretmeye başlamıştı. Yere
                olduğundan arkadaşları ona   rar verdiler. İsteme ve nişan   sert basan körüklü çizmeleri-
                “Mehmet Efe” derlerdi. Körük-  faslından sonra dillere destan   nin gıcırtısı bile duyulmaz oldu.
                lü deri çizmelerini ayağından   bir düğünle Mehmet muradına   Bazen ayakta bile duramıyor,
                hiç çıkarmaz, o çizmeler ve   erdi. Çok sevdiği karısından   bir yerlere yıkılıp kalıyordu.
                “külot pantolon”uyla zeybek   bir çocuk sahibi olup yaylanın   Annesi ve kardeşleri bu duru-
                oynadığında bastığı taşlar   bülbül seslerine çocuk sesleri   ma çok üzülüyorlar, çıkış yolu
                titrerdi adeta. Babasını çok   de karışsın istiyordu.      arıyorlardı.
                küçük yaşta kaybetmiş oldu-  Her şey yolunda gitti, evlilikle-  “Evlenirse hayatı yeniden
                ğundan annesi onun mürüv-    rinin ilk yılı dolmadan kendisi   düzene girer.” diye umdular,
                vetini bir an önce görmek için   gibi kara kaşlı, kara gözlü bir   Mehmet’i evlendirdiler. Ne
                sabırsızlanır, bu konuyu sürekli   kız verdi Mehmet’in kucağına   yazık ki yeni eşinin kızına olan
                dile getirirdi. Sofraya her otu-  Zühre. Dünyalar sanki onun ol-  ilgisizliğini sezince evlilik, ne-
                ruşunda bu konuyu açar;      muştu. Deli divane olup eşinin   redeyse başlamadan bitiverdi.
                “Oğlum, artık yaşlandım, ağa-  ve kızının etrafında pervanele-  Daha sonra yeniden evlense
                beyini, ablalarını everdim, bir   re dönmüştü Mehmet. Zühre   de kendini içki masalarından
                tek arzum kaldı. Senin mürüv-  kendisini evin gelini değil, kızı   alamayan, vakit bulup evine
                vetini görürsem gözlerim açık   gibi hissettiren kayınvalidesi-  gelemeyen Mehmet’i bu sefer
                gitmeyecek.” derdi.          nin adını koymayı önerdi koca-  karısı terk etti. Mehmet git
                “Daha zamanı var, biraz daha   sına. Karısının bu vefalı davra-  gide dönülmez bir yola giri-
                sabret anacığım! Boşuna endi-  nışı ona olan sevgi ve saygısını   yordu.
                şelenme!” diye geçiştirirdi.  daha da artırdı. Bebeğe “Ayşe”   Perişan anacığı “Yayladan
                Bir gün yurtlarını çevreleyen   ismini verdiler.           göçünce içkiden uzaklaşır.”
                irimdeki böğürtlenleri temiz-  “Bakmalara doyamadığım      ümidini taşıdı hep ama bu
                lerken, keçilerini otlatan kara   karım, kızım!” diye mutluluktan   sefer de şehirdeki meyhaneler
                saçlı, kara gözlü bir kıza rastla-  uçuyordu adeta. Doğumdan   ikinci adresi oldu Mehmet’in.
                dı Mehmet. Kızı görür görmez   on gün sonra Zühre ateşler   Kadıncağız her gün biraz daha
                içinde bir sıcaklık hissetti.  içinde uyandı. Ertesi gün   kahrolsa da elinden bir şey
                “İşte benim evleneceğim kız   doktora gittiler ama hiçbir ilaç   gelmiyordu.
                bu.” dedi içinden. “Ben seni   kâr etmedi. Güzel Zühre’sine   Ayşe’ye bakmakta güçlük çe-
                buralarda hiç görmedim. Sen   doyamadan kara toprağa       ken yaşlı babaanneye komşu-
                kimin kızısın?” diye seslendi.  teslim etti Mehmet onu. İşte o   ları olan tapu müdürünün eşi
                “Ahmet eniştemlere gelmiştik,   günden sonra dünyası karardı.   yardımcı oluyordu çoğu zaman.
                onlara yardım ediyorum.”     Yemeden içmeden kesildi. Eski   Bebeği alıp evlerine götürü-
                “Senin adın ne?”             neşesinden eser kalmamış,     yordu. Çocukları olmayan bu
                “Zühre.” dedi ve utanarak ka-  ağzını bıçak açmıyordu. Sesinin   aile Ayşe’yi kendi öz çocukları
                çar gibi uzaklaştı kızcağız.  bülbül seslerine karışmasını   gibi görüyor, onunla olmaktan
                Mehmet o gün çok heyecan-    arzuladığı kara kızını kucağına   büyük mutluluk duyuyordu.
                landı, işini doğru dürüst yapa-  bile alamıyordu.          Bir gece alkol sınırını aşan


               Menteşe Kültür-Tarih-Sanat / Munevver ONGUN                               devamı yan sayfada



    54 54
   49   50   51   52   53   54   55   56   57   58   59