Page 83 - mentese_10
P. 83

MUĞLA’DA YAŞANMIŞ
                           Tülay KAYAR                      GERÇEK BİR KADIN HİKAYESİ…
                           Yazar
                                                            GÜLEDA VE NİCELERİNE

                                                            SAYGIYLA…




                                              İKİ KURŞUN BİR MENEKŞE



                       ir  kadın  tanıdım. Hiç kim-  kaloriferin soğuk ılıklığına dayar,   Menekşe’ye, kalbi hızlandı, elleri
                       seden doğmamış gibi, hiç   biraz ısındıktan sonra yerine oturur,   titredi…Geçer diye boşuna bekledi,
                  Bdoğurmamış       gibiydi…Ha-  o  gece  gördüğü  rüyayı  anlatmaya   geçmedi. O ders yılı bitiyordu nasıl-
                  yatında kimsecikler olmamış gibi,   başlardı,  öğretmen sınıfa girinceye   sa, tekrar okula geldiklerinde bu an-
                  hiç kimseyle konuşmamış gibiydi…   kadar.                   lamsız kalp çarpıntısı biterdi elbette,
                  Bir apartmanın üçüncü katında   Menekşe ince, uzun ve arkadaşları-  her şey  yoluna girerdi, kalbi eski
                  otururdu.  Küçük  bir  balkonu  var-  nın güzel bulduğu bir kızdı. Esmer   ritmine dönerdi her halde. O ümitle
                  dı, apartman boşluğuna bakan ve   tenine uyan siyah saçları, kapkara   girdi yaz tatiline.
                  hiç çiçeği olmayan…Evinin başka   gözleri vardı. Karşıdan bakıldığında
                  yerinde başka balkonları var mıydı,   erişilmez gibi görülür, erişildiğinde   Leyla gibi bir yaz tatili geçirdi, çi-
                  hatırlamıyorum. Apartman boşlu-  uzaklaşılmaz olurdu.  Yüreği sıcak,   çeklerin en güzelini adında taşıyan
                  ğuna bakan diğer balkonları tepe-  kendisi soğuktu. Kolay dost olmaz,   genç kız.  Dalgın…Nedensiz yere
                  den görürdü Menekşe’nin balkonu,   dostunu kolay bırakmazdı. Güzel   öfkeleniyor,   kimseciklerin görme-
                  görse de farkında olmazdı Menekşe,   güler, gülerken bir ışık yayardı. Gü-  diği  yerlerde  ağlıyor,  bazen  kendi
                  ne  balkonlarda  yaşananların  ne  de   zel ağlar, ağlarken ortalık kararırdı.  kendine gülüyor ve hayal kuruyor-
                  rengarenk çiçeklerle dolu saksıla-  Bir  gün  arka  sıradan  bir  şeyler  is-  du. Bu kez hayallerindeki sırça sa-
                  rın…O’nun hayatı kendi haresinin   teyecekti ki; en arka sırada oturan   raylara, başarılı hayatlara, görkemli
                  içinde geçerdi, kendi solgun ışığının   Mustafa’nın kendisine baktığını   mutluluklara Mustafa’da giriyordu.
                  içinde…                       gördü. Üstünde durmamaya çalışsa   Mustafa’nın kendisini takip eden
                                                da,  sinirlendi  önce. Çünkü  Musta-  gözleri O’nu her yerde buluyordu.
                  On altı yaşında bir gece kafası-  fa’yla aynı sınıfta olmak bile sinir   Gözlerini kapadığında, gözlerini
                  nı yastığa koyduğunda gözlerinin   bozucuydu onun için; düşünceleri,   açtığında, yürürken,  otururken,
                  önünden bir şeyler geçmeye baş-  görüşleri bambaşkaydı, birbirlerin-  okurken ve uyurken bile….Musta-
                  ladı. Düşünceleri şekilleniyor, film   den adeta nefret ediyorlardı. Kafası-  fa’nın gözleri kahverengiydi. Koca-
                  gibi akıyordu. Gözlerini açtığında   nı Mustafa’nın bakışıyla meşgul et-  man gözleri vardı Mustafa’nın uzun
                  da film devam ediyordu. Ertesi gün   medi sonra…Ve unuttu. Ta ki ikinci   uzun kirpikleri vardı. Yakışıklıydı…
                  en yakın arkadaşına; “Ben bir rüya   kez Mustafa’yı kendisine bakarken   Ve  artık Menekşe hep Mustafa’dan
                  gördüm.” diyerek, hayallerini anlat-  yakalayıncaya kadar… Okul yaz ta-  söz etmek istiyordu, sözü hep Mus-
                  tı. Arkadaşı O’na; ” Ne uzun bir rüya   tiline girmek üzereydi. Son sınavlar   tafa’ya getirmek istiyordu…Musta-
                  bu.” diyecek ve kendi uzun rüyasını   konuşuluyor, yaklaşmakta olan bay-  fa’yı bilmek istiyordu.
                  da   anlatmayı  ihmal  etmeyecekti..   ram hazırlıkları sürüyordu. Sınıftaki
                  İki genç kızın birbirlerine hayalleri-  herkesin ayrı telaşı vardı. Böyle bir   Koca bir yaz tatili böyle geçti. Tek-
                  ni anlatmaları böyle başladı. Kısacık   gün, Menekşe sınıfta koşuştururken     rar okula döndüklerinde biraz daha
                  teneffüslere uzun rüyalar sığdırı-  kafasını kaldırdığında, Mustafa’yla   büyümüşlerdi.  Sıraları paylaştılar,
                  yorlardı. Bu böyle sürdü gitti, genç   göz göze geldi yine. Mustafa O’nu   bir  yıl  önce  oturdukları  arkadaş-
                  kızlar anlattıklarının rüya değil ha-  izliyordu. Ne yapacağını bilemedi   larıyla oturdular yine. Birbirlerine
                  yal  olduğunu  birbirlerine  hiç  itiraf   önce, sonra gitti yerine oturdu, son-  yazın ne yaptıklarını anlattılar. Şa-
                  etmediler ama hep bildiler. Bu ara-  ra da sağına soluna bakındı, başka   kalaştılar, güldüler… Ama Menek-
                  da Menekşe, arka sıralardan birinin   şeylerle  meşgul  oldu  ve  merakına   şe’yle Mustafa hiç konuşmadılar,
                  dikkatini çekmeye başlamıştı. Genç   dur diyemedi, döndü arkasına bu   hatta hiç bakışmadılar. Çünkü her
                  kız bu ilginin hiç farkında olmamış-  kez kendisi baktı. Evet, Mustafa   ikisi de okulun açılacağı günün ge-
                  tı oysa. O her zamanki gibi, sallana   Menekşe’ye bakıyordu. O ana ka-  cesi bir kez daha düşünmüş ve böy-
                  sallana gelir, üşüyen ellerini  demir   dar hayalini kurmadığı bir şey oldu   lesine ayrı düşünürken,  bir sevdayı
   78   79   80   81   82   83   84   85   86   87   88