Page 10 - Menteşe Dergisi Sayı 13
P. 10

Moğolca, Korece, Japonca,     yararını, zararına çok iyi bilirler.   ayrı şimdiki zaman biçimi de
               Mançu-Tunguzcanın da bir      Yüzyıllarca doğanın kucağında   bunun en önemli göstergesidir.
               arada olduğu ortak ailenin bir   yaşamak onlara bu konuda bü-  Muğla’nın Kavaklıdere ilçesiyle
               üyesi idi. İşte bu ortak dilde   yük bilgi ve deneyim kazandır-  birlikte çevresindeki birkaç
               ünlüyle başlayan sözcüklerin   mıştır. Bunu dile de taşımışlar   köyde Kalaycı dili/Palleci dili
               başında -*p sesi yer alırdı. Ana   ve doğadaki bütün bitkilere   adında ve 200-300 civarın-
               Altayca alt dillere bölünün-  ayrı ayrı adlar vermişlerdir.   da sözcüğe sahip bir gizli dil
               ce, bu *p- Türk dilinde h-’ye   Bunlardan yazı dilinde bile   konuşulmaktadır. Bölgedeki
               dönüşmüştür. Türk dilinin en   bilinmeyen birkaçını saymak   kalaycı esnafının kendi arala-
               eski ses özelliklerini taşıyan   gerekirse: gazıyak (kaz ayağı),   rında oluşturdukları bu dille,
               Halaç Türkçesinde bu özellik   tagiyek, iplicek, gılıcotu, gara-  yabancılara karşı can ve mal
               korunmuştur. Muğla ağızları da   mık kökü, devetabanı, tavayak   güvenliklerini emniyete almak
               hindi, horu, hu gibi sözcükler-  (tavuk ayağı), tekesakal, iğne-  amacı güdülmüştür. Türkiye’de-
               de Türkçenin bu binlerce yıllık   lik, kuzlak (kuzu kulağı), dünek,   ki birkaç önemli ve özellikli
               eski hatırayı taşımaya devam   turp otu, çıntar (çam mantarı),   gizli dilden biri olan Kalaycı dili
               etmektedir. Demek ki Muğ-     hardal, dalgan (=ısırgan), gap-  de Muğla ağızlarının farklı bir
               la’nın hindisi yalnızca şimdiyi   çıg, kördili, kırkbeş, kişkincik,   yönünü ve ayrı bir zenginliğini
               değil, binlerce yıllık geçmişi   göbek (mantarı), ilibadı, almeci   göstermektedir.
               de bir arada göstermekte ve   otu, narpuz, ganyaşı (otu), guzu  Muğla ağızlarında, bütün Ege
               bu yönüyle hindimiz, dün ile   göbeği…                      Yörük ağızlarıyla birleşen bir
               bugünü bağlayan sağlam bir    Bir dilin zenginliğini gösteren   başka özellik daha vardır.
               dil köprüsüdür.               en önemli belirtilerden biri de   Yüzyıllar boyunca çetin doğa
               Muğla sokaklarında yaz ayla-  nesne, olay ve eylemleri ayrın-  koşullarında yaşayan bölge
               rında gezerseniz sık sık çoveş   tılarına dayanan adlandırmalar   insanın konuşmalarında da söz
               sözünü duyarsınız. Bu sözün   yapmasıdır. Örneğin insanın   konusu doğa koşulları yansı-
               anlamını hepimiz biliyoruz ama   kolu bazı dillerde, omuzdan   mıştır. Bunun dildeki en güzel
               kökeni nedir, Türkçe mi, başka   tırnaklara kadar aynı sözcükle   ve somut örneğini hızlı ve seri
               bir dilden mi alıntı, bakalım…   ifade edilir. Oysa kolun üze-  konuşmada görürüz. Bu seri
               Muğla ağızlarındaki bu sözün   rinde omuz, pazı, dirsek, el,   konuşma, “iş insanları”nın ve
               kökeni Türkçenin çağmak       bilek, parmaklar, tırnaklar gibi   “doğa insanları”nın konuşma-
               “güneş, ay vb. gök cisimlerinin   ayrıntılar vardır. Muğla ağzında   sıdır. Çünkü onların zamanları
               doğması” anlamındaki fiile da-  buna benzer ayrıntılı adlandır-  kısıtlı, mekanları ise çetindir.
               yanmaktadır. Bu fiilden önce,   maları gösteren birçok dil veri-  Bu yüzden dilek ve isteklerini
               güneş anlamında gelen çağaş   si bulunmaktadır. Örn. gelibatı,   hızlı bir iletişim sistemiyle bir
               adı türetmiş. Bu ad daha sonra   gelipduru, geliyoru, gekgelik   an önce ifade etmek zorunda-
               fonetik evrime uğrayarak      fiillerinin hepsi şimdiki zaman-  dırlar.
               çağaş > çavaş > çovaş > çoveş   daki gelmek eylemine işaret   SONUÇ
               biçimine dönüşmüştür. Karyalı   eder. Fakat gelmek eylemini   Dil, zihnin aynasıdır. İnsanlar
               yazarlar Muğla için “güneşli   gösteren bu dört fiilin farklı an-  her ne kadar kamusal alanda
               yağmurlar ülkesi” demişlerdir.   lam inceliklileri bulunur. Eğer   resmî yazı dilini kullanıyorlar-
               Bu söz o kadar doğru ki, Muğla   kişi gelme işini koşarcasına   sa da gündelik yaşamlarında
               halkı bu “güneş ülkesi”nde    hızlı yapıyorsa gekgelik, ondan   içinde yetiştikleri toplumun
               güneşi adlandırmak için ikinci   biraz yavaş yapıyorsa gelipdu-  konuşma dilini kullanılırlar. Bu
               bir sözcük türetmiştir…       ru, biraz daha yavaş ve zaman   dil, onların zihin dünyalarını
               Muğla ağızlarının bir başka   içinde küçük oynamalar varsa   ve bellek güçlerini gösterir.
               özelliği ise “doğa dili” olma-  gelibatı ve gelme işinde hız ve   Ülkemizdeki birçok konuşma
               sıdır. Muğla insanı yüzyıllar   acele kavramı söz konusu de-  dilinden biri olan Muğla ağız-
               boyunca hem bölgenin doğal    ğilse geliyoru fiilleri kullanılır.   ları kendine has özellikleriyle
               koşulları hem de Yörüklerin   Aynı anlama gelen bunun gibi   Türkiye’deki diğer ağızlar ara-
               göçer yaşamlarından kaynak-   dil ögelerinin kullanılması dilin   sında farklı bir konuma sahip-
               lanan bir zorunluluktan dolayı   gücünü ve onu konuşurlarının,   tir. Bir yönüyle Eski Türkçenin
               ömrünü doğada geçirmektedir.   dili yüksek bilinç düzeyinde   ve çağdaş Türk lehçelerinden
               Bu yüzden doğadaki birçok     algıladıklarını göstermektedir.   tadımlık esintiler taşıyan bu
               yabanıl ve evcil bitkinin ismini,   Muğla ağızlarında yer alan 13   ağız diğer yönüyle de yüzyıllar


               Menteşe Kültür-Tarih-Sanat / Prof.Dr. Ali AKAR



    10 10
   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15