Page 15 - Menteşe Dergisi Sayı 13
P. 15

boyalı, kiremit kaplı çatısı-  olamazdım.                   ilçe merkezine taşınmamıza
                  nın altında dört tane ahşap   Boş bir defter, kurşun kalem,   ve yaşıtlarımdan bir yıl erken
                  çerçeveli pencereler sanki göz   kokulu silgi verdiler elime.   okula başlamama, sebep oldu.
                  kırpıyordu bana.  Okulun nere-  Öylesine sıkıca tutuyordum ki   O kocaman fiyonklu kurdeleler
                  deyse binanın yarısı kadar olan   kimse onları benden alamazdı.   ve dantel işlemeli beyaz yaka
                  ahşap kapısı iki tarafa açılıyor-  İşte ilk o zaman okula gittim.   tüm hayatım boyunca da yolu-
                  du. İçeri girip, karşımızda duran  İlk öğretmenim Ali öğretmen   ma ışık oldu…”
                  tek tarafa açılan kapıyı üç kere   beni sınıfa aldı, en öndeki bir   “Aslında sen şanslısın tatlı kız.
                  tıkladı annem. İçeriden “Girin”   sıraya oturttu. Ablalarımla aynı   Senin yaşıtlarının gittiği okullar
                  diye tok bir ses geldi. Okulun   sınıftaydım, fakat sıralarımız   var, annen ve baban seni seve
                  tek öğretmeni takım elbiseyle   ayrıydı. Sonradan anladım ki,    seve götürür dedim. Ağabe-
                  karşıladı bizi. Ablalarım ve si-  tek bir sınıf var. 1. Sınıftan 5.   yin de kendi okuluna gider.”
                  yah önlüklü çocuklar oturuyor-  Sınıfa herkes aynı sınıfta öğre-  Dedim. Annesinin babasının
                  du sıralarda dizi dizi. İlk etapta   nim görüyor. O zamanlar köy   elinden tutup, lüleli saçlarını
                  ürktüm ve annemin eteklerine   okullarının sistemi öyleydi...   sallaya sallaya uzaklaştı.
                  tutunup arkasına saklandım.   Benden mutlusu yok, çaldırıyo-  Çocukluğumun en özel anısı
                  Annem Öğretmene rica etti     rum okula gidiyorum diye. Tabi   koca fiyonklu kurdeleleri ve
                  “Çok ağlıyor susturamıyorum   okulun son haftası olduğunu   dantel yakamı tekrar hatırla-
                  bir gün sınıfa alır mısınız” dedi.   çocuk aklımla anlayamamıştım.  manın neşeli hüznüyle gülüm-
                  Öğretmen de benden uslu       Yaz tatili başlamıştı. O küçücük   serken, küçük kızın kıvrılan
                  olacağıma dair söz aldı. “Yarın   kalbimde,  yere göğe sığdıra-  yanağından bir makas alıp,
                  gönderin ablalarıyla” diye    madığım mutluluğum sadece     güneşin ufuk çizgisine yaklaş-
                  cevap verdi.                  üç gün sürmüştü…              tığı an’a doğru yol koyuldum.
                  O an dünyanın en mutlu        Yaz boyunca yaşadığım üç      Küçük kızın beni sessizce
                  çocuğu bendim. Bundan son     günlük eğitim hayatımı anlata   dinleyişi, anne babasının mem-
                  derece emindim. Annemin eli-  anlata bitiremiyordum. Yeni   nun edici bakışları, o iki sokak
                  ni bırakmadan fındık ağaçları-  eğitim dönemini dört gözle   köpeğinin ayaklarımın etra-
                  nın arasında, şarkı söyleyerek,    bekliyordum. Nihayet tatil bitti,  fında sevgiyle sırnaşmalarının
                  seke seke dans ederek evin    okullar açıldı. Ben yine o müt-  lezzetli tadıyla, o sisli dağların
                  yolunu tuttum.                hiş hazırlıkların mutluluğuyla   gölgesindeki köy okulunun,
                  Bende istek biter mi! Önlük   ablalarımın peşi sıra okula   bu gün olmayışının buruk tadı
                  isterim, beyaz yaka isterim,   gittim. Ablalarımın sıraları   kaldı ağzımda…
                  saçlarım örülecek, kurdele    değişti. Çünkü sınıflarını geç-  Sevgi ve Dostlukla
                  takılacak. Annem nasıl baş et-  mişlerdi. Fakat Ali öğretmen
                  sin! Akşam fabrikadan dönen   beni yine aynı yere oturttu. Hiç
                  babam duruma el attı. Çünkü   hoşlanmamıştım, ağlasam da
                  babalar, Kızlarının gözünden   delirsem de sıramı değiştirme-
                  süzülen bir damla yaşa kıya-  di. Ben hala birinci sınıftaydım.
                  mazlar…                       Çok hevesliydim. Okumayı
                  O ilk günü hiç unutmam. Ca-   yazmayı çabucak çözdüm.
                  nım babam, marangoz ustasıy-  Diğer birinci sınıflardan daha
                  dı, tıpkı bir ahşaba nakış işler   önce okuma yazmayı sökme-
                  gibi saçlarımı iki yana örmüştü.   me rağmen, Ali öğretmen beni
                  Annem, her gün ablarımın saç-  hiç dikkate almıyordu. Başka
                  larında özenerek seyrettiğim   çocukların yakalarına taktı-
                  kocaman fiyonklu kurdeleleri   ğı kırmızı kurdeleyi bir türlü
                  saçlarıma takmıştı.  Ablama   benim yakama takmıyordu...
                  artık küçük gelen siyah önlüğü-  O yıllarda okula kayıt yaptır-
                  nü giyindirmişlerdi, annemin   ma yaşı yediydi. Ben kayıtsız
                  elleriyle işlediği dantelden   öğrenci statüsündeydim.
                  beyaz yakayı da takmıştım.    Ama beş yaşında, okul aşkıyla
                  Aynada kendime bakmaya do-    yanan o küçük kızın bu durumu
                  yamamıştım. Prenses kıyafeti   anlaması mümkün değildi…
                  giyindirseler o kadar mutlu   O yaştaki okuma hevesim,


                  Menteşe Kültür-Tarih-Sanat  / Ayser ÖZBULUT




             15 15
   10   11   12   13   14   15   16   17   18   19   20