Page 27 - Menteşe Dergisi Sayı 9
P. 27
İSMAİL ZORBA
Eğitimci - Yazar BİR EVİN HİKÂYESİ
“Evlerimiz büyüdü, fakat aileleri- ruhumuzda bıraktığı izler de hep duvarlarımıza kireçle kirecin aklı-
miz küçüldü. bir yaşanmışlık göze çarpardı. ğında paklığı, temizliği, safiyeti de
Artık daha rahatız ama, zamanı- Evlerimiz başlı başına bir kimlik, aktarıyorduk. Her badana sonrası
mız az. bir şahsiyet arz ediyordu. Öyle evimiz mis gibi kokardı. Bu temiz-
Şimdi artık penceremizde çok şe- merhametli bir yüreği vardı ki, kim lik evlerimizde hamam sobasından
yin olduğu; başı dara düşüp sığınsa onu kucak- yayılan sıcağın, buharın önünde
Ama odamızda hiçbir şeyin olma- lar teselli eder öyle yollardı. Kim temizlenen, paklanan bedenimize,
dığı zaman… ” demiş; “yerin kulağı var diye?”, ser ruhumuza da eşlik ederdi. Temiz-
Dalai Lama verir sır vermezdi. Evimizde dar- lik evlerimizin olmazsa olmazla-
gınlar barışır, hastalar, muhtaçlar rındandı. Evle birlikte her şey aynı
e zaman bir rüya gör- yoklanır, müşküller çözülür, özne anda paklanırdı.
sem hep aynı evdeyim. “insan” olsun her kapıyı çalan tanrı Evlerimizde insana saygıyı öğren-
Çocukluğum, benli- misafiridir, kabul edilirdi. dik. Her ev kendi içinde yaşardı
Nğim ve de ruhum hep Evimizin gözleri her zaman güzeli tüm haysiyetini, özelini. Her ev
o eve ait. Merhametim de o evden görürdü; kötülükleri, çirkinlikleri güneşe bakar ama; birbirinin içine
miras, sevgim de.. Gözyaşları da görmezden gelirdi. Çünkü hayatı girmez. Sırt sırta verir; birlik olur,
aktı o evde, kahkahalar da atıldı.. içinde saklardı. Tabiat tüm güzel- dirlik içinde yaşardı. Komşuluk
Ne zaman evim aklıma gelse gü- likleriyle içimizdeydi. Kanaryala- en büyük değerdi. Akrabalardan
lümseyen dost yüzler gözümde rımız, güvercinlerimiz, tavukla- önce komşular gelirdi. Komşunun
canlanır. O ev, hayatımda doğan rımız, kedilerimiz, köpeklerimiz, külü diğer komşuya emanetti. Ha-
bir güneş gibi bütün sıcaklığıyla hatta biraz abartalım, atımız da tırlarım çocukken sıklıkla hasta
selamlar benliğimi.. hayatımıza eşlik ederdi. Evimiz olurdum. Komşularımız hep ihti-
O evin ruhunu özlüyorum. Rah- ekolojik dengeyi de kendi içinde mam gösterirlerdi. Yolda oynarken
metli babaannemin sessizliğiydi o kurmuştu. Yer yer ziyaretlerini ek- biraz terlesem gördükleri an ikaz
ev, sabrıydı, şükrüydü. Babamın sik etmeyen tavan arasında tıkırtı- ederlerdi. Evler birbirinin ağabe-
nizamı, adaleti, bilgeliğiydi. Anne- larını duyduğumuz farelerden, fır- yi, ablası yeri geldi annesi, babası
min sevgisi, şefkati, edebiydi. Abim satını bulduğu an ziyaretini eksik olurdu. Evlerimiz dostumuz, arka-
evimizin şenliği, ablam evimizin etmeyen karıncalardan, hamam daşımız, can şenliğimizdi.
güzelliğiydi. Ve akrabalarımız, aile böceklerinden envai doğa canlı- Ne zaman bir rüya görsem hep
dostlarımız, komşularımız, soka- larına evsahipliğini esirgemezdi evimdeyim. Hayâllerim bile evim-
ğımız, mahallemiz kısacası evimiz evimiz. le başlıyor. Evimizden madden
mütemadiyen bir şehirdi. Kana Ve bahçemiz.. Erik, kayısı, elma, kopalı yıllar oldu. Kalbimin bir
kana içerdik hayatı. Yaşadığımızı ıhlamur, zeytin bilumum meyve köşesinde bir yer hala orası için
tüm ruhumuzla hissederdik. ağaçları. Güller, begonyalar, küpe atıyor. Ruhum hala orada kendini
O evde şimdiki zamanların mak- çiçekleri, aşk merdivenleri adını bulmakta. Sılay-ı rahim denilen
yajıyla kapatılmış, sadece ken- zikretmesi satırları zenginleştire- şey bu olsa gerek. Terk ettiğimiz
disine verilen rolü oynamakla cek saksı çiçekleri.. evlerimiz değil aslında çocukluğu-
mükellef aktörler yoktu. Hiçbir Ve evimiz kendine has sesler çıkar- muz, şenliğimiz, kahkahalarımız,
yaşanmışlık sahte değildi. Her şey tırdı. İntizamlı, munis ve sıcacık. hayâllerimiz..
özünde, ruhunda olması gerektiği Merdivenlerin gıcırtısı, üst katta
gibiydi. Evimiz bizim için hava gi- dolaşırken çıkardığımız tıkırtılar,
biydi, su gibiydi. soğuktan şişmiş pencerelerin çı-
Evimiz kargir yapılı, iki katlı, kardığı inleme sesleri, rüzgarda
önünde büyük bir bahçesi ve de açık bırakılmış çıkma kapının sesi.
hayatı olan eski zaman Muğla ev- Her biri mazide de kalsa yaşanmış-
lerindendi. Kırmızı kiremitli çatısı, lığa dair izler bırakırdı benliğimiz-
klasik bacası ile şehirdeki tanıdık de.
simalardan biri olarak yerini al- Evimiz mis gibi kireç kokardı. İçi-
mıştı. Ama fiziki yapısının yanında ne iki insanın sığacağı kalınlıkta

