Page 30 - Menteşe Dergisi Sayı 9
P. 30

dedik.                        Saygılarımla.
               Makineye bağladığımızda hasta   MERDİVENLERİ İNERKEN SAR-
               tepki verince yoğun bakıma aldık.”   HOŞUM SANKİ
               dedi. Tabi bizim durumumuzu,
               duygumuzu anlatmaya gerek yoktur   Merdivenleri inerken sarhoşum
               sanırım!                      san ki,
                                             İnsem mi, inmesem mi, kararsızım
               Doktorlar haftanın iki günü yoğun   inan ki.
               bakımdaki hasta yakınlarına hasta-  Yatacak yer bulsam, uyurum belki;
               larını gösteriyorlar ve hasta ile ilgili   Yorulmuş beden, uykusuz gözler,
               gelişmeleri bize aktarıyorlardı. İlk   Duymuyorum hiçbir şeyi, almıyor
               günlerde fazla ümit vermediler ama   beyin,   Savrulmuşum!
               ilerleyen günlerde umudumuzu ar-
               tıran gelişmeleri bize aktardılar.   Diyorum kendime, sanki sarho-
                                             şum!
               Hastamız tam tamına on bir gün yo-  Sanki taş taşımışım sırtımda, yorul-
               ğun bakımda kaldı. Bizde (eşi, kızı   muşum.
               ve ben) her gün otelden hastaneyi   Yer arıyorum, yatıp uzanacak, şöyle
               yol ettik. Rize’de tam bir ay kaldık.   rahat;
               Rize’de tanıdığımız hiç kimse yoktu.   Yürüdüm sokağa, donduruyor
               Kendimizi izole edilmiş gibi hisse-  soğuk,
               diyorduk.  Gerçek anlamda gurbeti   Yüzüme vurdu ayaz, kavrulmuşum!
               yaşıyorduk. Geçekten bu yalnızlı-
               ğa rağmen Rize’li hemşerilerimin   İnsan öğütme makinesi hastane,
               bize karşı sevgi, saygısı ve yardım-  Bazen onarıp gönderiyor,
               cı olmaları bizi çok mutlu etmiş-  Sonuç belli, çaba boşa,
               ti. Demek ki; bizim kuşaktan olan   Hepimiz gideceğiz toprağa,
               insanların varlığının önemi burada   Direnmeli insan umutla yaşamaya!
               ete kemiğe bürünmüştü. Hatta has-
               tanede yaşanan gerçek hikâyeleri de   KARADENİZ MASMAVİ
               dinleyip yazdım.
               Hastanede  gündüzleri  eşi  ve  kızı,   Karadeniz masmavi,
               geceleri ben kalıyordum. Hastamı-  Gökyüzünü kardeş seçmiş kendine;
               zın hızla iyiye gitmesi bizi sevindi-  Sinsice tuzak kurmakta
               riyordu. Ağızdan beslendiği bir gece   Bilinmez ki, kimlere!
               hastamız hortumları çıkarmaya ça-
               lıştı. Tabi bende çıkarmaması için   Arada dalgalanır, kızar coşar!
               sabaha kadar ellerini, ayaklarını tut-  Ne bent dinler, ne de engel.
               mak zorunda kaldım. Sabah olun-  Dalga dalga dolar, taşar;
               ca biraz sakinleşmişti ama bizim   Hüzün çöker, acı düşer gönlüme!
               de yorgunluktan canımız çıkmıştı.
               Merdivenleri inerken adım atacak   Karada farklımı yaşam;
               gücüm kalmamıştı ama şikâyetçi   Hastaneler dert yükü!
               değildim. Yorgunluğuma rağmen   Her gün yaralı, sızlanır odalarda,
               dinlenmeye gittiğimde bir şiir yaz-  Hastane dolar taşar!
               dım. Bu şiirlerden iki tanesini siz-
               lerle paylaşmak istiyorum! Umarım   Yok olmakta doğa baktım!
               beğenirsiniz.                 Benim hâlâ duyarsızlıkta aklım.
               İşte bizim kuşağı farklı kılan bir   Bu insanlar neden uyanmaz!
               örneği size kısa olarak aktarmaya   Neden bakar,
               çalıştım. Benim korkum bu daya-  Yağmur değil sanki akan!
               nışmayı, yardımlaşmayı, acıyı da,   Denize toprak akıyor!
               sevinci de  paylaşmayı gelecek  ku-
               şaklarda görememe  duygusudur.
               Bunun kuşak çatışmasıyla bir ilgisi-
               nin olmadığı düşüncesindeyim!







    30
   25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35