Page 52 - Menteşe Dergisi Sayı 9
P. 52

Hasan İzzettin Dinamo’nun ha-  zamanlar bu dev yapıtın ilk cildine,  yaşıyordu. Menekşe’nin kışkırtılan
               pisliklere, sürgünlere karşı elinde  aldığım tarihi not düşmüşüm: 13  gecekonducuları ona çok çektir-
               tek silahı vardı: Yazmak. Birbiri  Nisan 1967. Arka kapaktaysa şöyle  mişler,  bu  balıkçı  köyünü  zaman
               ardına şiir kitapları çıkarıyordu:  bir tanıtım yazısı vardı: “KUTSAL  zaman ona cehennem etmişlerdi.
               Deniz Feneri (1937), Karacaahmet  İSYAN bir ulusun bağımsız yaşa-  Parasızlık, hapishane, gecekondu
               Senfonisi (1960), Özgürlük Türkü-  yabilmesi için neler yapması ve  bir de kışkırtılmış halkın gerçek
               sü (1971), Mapusanemden Şiirler  nelere katlanması gerektiğini gös-  işkencesi...”
               (1974), Sürgün Şiirleri (1975). Yedi  termektedir. Bu eser salt tarihî bir  Yaşar Kemal’in yazdıklarını okur-
               yıl askerlik yapan Hasan İzzettin  roman değildir; dış düşmanlarla iç  ken  Türk  edebiyatının  bu  direnç
               Dinamo, şiirle yetinmemiş, ro-  düşmanların el ele vererek özgür-  simgesine hayranlık duymamak
               man dalında da yapıtlar vermişti:   lüğünü boğmaya çalışanlara karşı  elde  değildi  gerçekten:  “O  bütün
               Kutsal İsyan (1966 - 1967), Kutsal  Türk ulusunun açtığı savaşın kanlı  bunların üstündeydi. Menekşeli-
               Barış (1972 - 1974) adlı Kurtuluş  ve mutlu öyküsüdür.”     leri anlıyor, onlardan söz ederken
               Savaşı’nı konu edinen nehir ro-  İnsan düşünüyor Hasan İzzettin  hüzünle gülümsüyordu. Kimse
               manlar yazdı. Bu iki dev yapıtın  Dinamo’yu okurken:  Seksen yıl-  için, ona en çok kötülük yapanlar
               yanı sıra şu romanlara da imzası-  lık bir ömre onca kitabı nasıl sığ-  için bile kötü bir söz söylediğini
               nı attı: Ateş Yılları (1968), Savaş ve  dırmıştı?.. Üstelik kötü koşullar  duymadım. Menekşelileri, evini
               Açlar (1968), Öksüz Musa (1973),  altında nasıl yaratmıştı bu yapıt-  taşlayanları, evini yakmaya kal-
               Musa’nın Mapusanesi (1974), Mu-  ları?.. Yaşar Kemal’in yazdıklarını  kanları, arkasından sövenleri ba-
               sa’nın Gecekondusu (1976).    okuyunca daha çok şaşırıyor insan:  ğışlamış gitmişti. Hapisanelerden
               Nâzım Hikmet, Kurtuluş Sava-  “1963’te Basınköy’e taşındığımız-  dahası da çektiği açlıktan, para-
               şı’nın “Kuvayı Milliye Destanı”  da, bizi burada ilk karşılayan Ha-  sızlıklardan, acılardan onda salt
               diye nasıl ünlü destanını yazdıysa  san  İzzettin  Dinamo  oldu.  Basın-  hüzünlü bir gülümseme kalmıştı.
               Hasan İzzettin Dinamo da belgesel  köy’ün az aşağısındaki Menekşe’de  Yaşama; aydınlık, umutlu, yiğitçe,
               romanını yazdı; Kutsal İsyan. Bu  bir gecekonduda oturuyordu. Ora-  bütün gücüyle sarılıyordu.”
               sekiz ciltlik, üç bin dört yüz sayfa-  da bir ağacın altında romanlarını,  Hasan İzzettin Dinamo, gecekon-
               lık dev yapıt, hiç elden düşmeden  şiirlerini yazıyor, çevirilerini yapı-  dusunda şiirler, romanlar yazarken
               soluk soluğa sürüklüyor insanı. O  yor; karısı, kızı, bir de kedileriyle  bir  yandan  da  edebiyatın  başka
                                                                           alanlarına da yöneliyordu. 1978
                                    “Pamuk zeytin yemiş üzüm ülkesi ege    yılında “Umutsuzluğu Dağıt Yü-
                                         atalan ve Göllüce köylüleri       zünden” adlı şiir kitabımı yayım-
                                        elleri gözleri ve yürekleriyle     lamıştım.  O  zamanlarda  usta  ka-
                                      hançer gibi saplanmışlar toprağa     lem Dinamo ise Edebiyat Cephesi
                                          bir ağızdan söyledikleri         dergisinde, “Okuduğum Kitaplar”
                                           türküsüdür emeğin               başlığı altında kitap tanıtım yazıla-
                                  yaşamak sevinci fırtına durmadan büyüyen  rı da yazıyordu. İşte Edebiyat Cep-
                                 karnında toprağın çoğaltıyor buğdayı pamuğu  hesi’nin Ocok 1980 tarihli sayısın-
                                  buğday pamuk emeğimizin yediveren gülleri  da benim kitabımdan da söz etti:
                                   ürettiğimiz pamuk zeytin yemiş ve üzüm  “Necati Yıldırım’ın şiir kitabını
                                    başkaldırmayı ve direnmeyi öğretiyor   şöyle bir karıştırayım dedim, gözü-
                                         atalan ve göllüce köylüleri       me bir şiir değdi: Emeğin Türküsü.
                                               diyorlar ki                 Ege bölgesinin sıcak havası içinde
                                     yaşamak boktan şey mi be kardeşim?    insancıl şiirin zengin lirizmiyle do-
                                                yaşamak                    laşan  Necati  Yıldırım’ın  bu  şiirini
                                           bereketli bir toprak            okurlarıma aktarıyorum:
                                      torbalı’da elmalı’da bölüşeceğimiz   Eğri oturup doğru konuşmak ge-
                                     insan kavgasını büyütmeli emeğin”     rek!.. O bakımdan Hasan İzzettin
                                                                           Dinamo, edebiyatımızın direnç
                                                                           simgesi, yüz akıydı. Hapisler yatsa,
                                                                           sürgünler olsa da bütün kötülük-
                                                                           lere karşı daha çok yazarak diren-
                                                                           mişti. O yüzden hiçbir iktidara,
                                                                           hiçbir kimseye boyun eğmeden
                                                                           gecekondusunda bir ömür boyu
                                                                           durmadan hep yazmış, yazmış,
                                                                           yazmıştı!.. İnsan nasıl aramaz böy-
                                                                           le bir yazarı?..



    52
   47   48   49   50   51   52   53   54   55   56   57