Page 79 - Menteşe Dergisi Sayı 9
P. 79
yer alan- “Kavaklı” mescidi hariç- zaman kavgayla bitmezdi. Muğla
yerleşkenin içinde bir yazlık mes- insanının barışçı ve hoşgörülü tav-
cit de yer alıyordu. Mimari tarzları rı, en çok büryan âleminde ortaya
aşağı yukarı aynı olan bu mescitler çıkardı.
inşa edilirken genelde temellerden BAĞNAZLIĞA KARŞI
sonra bir buçuk metre kadar yük- HOŞGÖRÜ
selen duvarın üstüne hatıl atılır, ça- Muğlalı dünya ile ahret işini ayır-
tıyı bu hatıllar üzerine yerleştirilen mayı öteden beri çok iyi bilmiştir.
iki metre kadar yükseklikteki dik- Geçmişte Mevleviliğin yaygın bir
meler taşırdı. Dikmeler arası boş- tarikat oluşunun herhalde etki-
luklar, dikmelerden az daha kısa si olmalı… Çünkü bu hoşgörü
olan Muğlalıların “şişe” dediği 4-5 Mevlana’dan kaynaklanmaktadır.
cm eninde, ucu sivri, aralıklı çakıl- Rahmetli Avukat Yalçın Ülkü, bir
mış çıtalarla kapatılırdı Çıtaların Mevlana hayranı, Muğla’yı çok se- Çayırda Ahlat Ağacı
boşlukları, sıcak yaz günlerinde ven bir kişi olarak sohbetlerinde
içerisinin rahatça hava almasını bu ilintiden sık sık söz ederdi.
sağlıyordu. Çatılar mutlaka oluklu Büryan âlemi, bahçede yapıldığı
kiremitle kaplanır, duvarlar sık sık için bazen akşam ve yatsı nama- larına karşın, halkının sergilediği
ayranlanırdı(badana etmek). Ta- zından çıkan yaşlılar sohbet masa- bağnazlık, kendisi gibi düşünüp
bandaki tahta döşemenin üzerine sının yanından geçerledi. Mescitte davranmayanlara karşı uygulanan
yalnızca hasırlar serilmiş olurdu. namaz kılıp evine yönelen büyük- yaptırımlar, son 70 yılda uygula-
Çevredeki hayırseverler her zaman lere “Mehmet Amca” “Hasan Dayı” nan politikaların kentlerimizi uy-
mescidin bakım ve onarımına kat- “Gel bir kadehte sen atıver!” de- gar dünyadan nasıl uzaklaştırdığı-
kıda bulunurlardı. nildiğine çok tanık olmuşumdur. nın hüzün verici bir kanıtıdır.
BÜRYAN KUYUSU Çağrıyı alanlar aynı olgunlukla Bazı üniversitelerdeki gençlerimi-
Semt kahvelerinin bir köşesinde “Afiyet olsun gençler” diyerek yol- zin kendisi gibi düşünüp davran-
mutlaka bir büryan kuyusu bu- larına devam ederlerdi. Çünkü mayan arkadaşlarına karşı giriştiği
lunurdu. Ege Bölgesi’nde genelde gençliğinde O da aynı âlemi ya- taşlı sopalı saldırılar ise büsbütün
“tandır” veya “kuyu kebabı” adı al- şamış büyükleri, aynı hoşgörüyü elem vericidir.
tında kuzu ve oğlak etini pişirme- ona da göstermişlerdi. O anda içki Büryan konusundan buralara
de kullanılan bu kuyulara yalnız içen gençler sanmayın ki inançlara uzanmamın nedeni, Muğla’da bu
Muğla yöresinde “Büryan kuyusu” saygısızdılar. Hayır! Onlar da yeri güzel geleneklerimizi yaşatarak
adı veriliyor. Bitlis ve Tatvan’da geldiğinde inançlarını yerine geti- bütün Türkiye’ye örnek olabilece-
da bu türde pişirilen ete “büryan rirlerdi. ğimizin ayırtına varmaktır.
‘’adı verildiğini işittiğimde, Ana- Eski Muğla’da camiler dolu olur,
dolu insanının kültürel kökeninin meyhanelerde de çok müşteri
sosyologlarca araştırılmasında, olurdu. Kimse kimseye en ufak
ilginç benzerlikler bulunacağını bir sataşmada veya imada bulun-
düşünmüştüm. Çocukluğumuz- maz, kimsenin şu veya bu şekilde
da büyüklerimiz, “Güneşte gezip davranmasını yargılamaya, hüküm
dolaşma” yerine “Çoveşte gezip vermeye kendinde hak görmezdi.
dolaşma” derlerdi. Yıllar sonra Muğlalı geçmişte iki mahallede
Hitit’lerin güneş tanrısının adının oturan yüzyıllarca birlikte yaşadığı
“Çuvaş” olduğunu öğrendiğimde dinsel inançları ayrı olan Rum top-
de benzer duyguları yaşamıştım. luluğuna da aynı hoşgörüyü gös-
Günümüzde kiloya dökülerek sa- termiştir. Onlarla hep karşılıklı iyi
tılan büryan kebabının, pişirilme- ilişkiler içinde olmuştur.
sinden çok, beni asıl etkileyen o Muğla’nın laisizm prensiplerini ya-
kuyu çevresinde oluşturulan dost- şatan demokrat ve ilerici yapısının
luk çemberidir. kökeninde bu davranışlar vardır.
Arkadaşlar, orada maddi külfeti Günümüzde Muğla’dan çok daha
ve hizmeti paylaşırlar, birlikte eğ- nüfuslu, “Büyükşehir” statüsün-
lenirler; en önemlisi de ne kadar deki bazı kentlerin çok daha geniş
içki alınırsa alınsın, eğlence hiç bir sosyo-kültürel çevre oluşturma-

