Page 83 - Menteşe Dergisi Sayı 9
P. 83

yacı olduğunu söyler. Vali; “Bana   cerası Domuz Kokusunu üretmesi-  söyler. Karşı   taraf  bunun maddi bir
                  bir limon yapacaksın, Türkiye’de   ne neden olur.  Yolda karşılarına çı-  şey olduğunu zannederek; “Söyle ne
                  olmayacak çocuk,  sana bir ay müh-  kan bir domuz, Kolonyacı Ahmet’in   istiyorsun ne kadar istiyorsun? diye
                  let.” der. Ayrılırlar… İki gün içinde   kokusundan etkilenip kaçınca he-  sorar.  “Zambağın içine ne atıyor-
                  kolonyayı yapar Ahmet Bey ama 28   men orada kalem kağıt bulup  “yeni   sun söyle ben sana formülü atayım.”
                  gün sora götürür. Bu kolonyanın   bir ekmek kapısı açılıyor bana” di-  der. Telefonun karşısındaki kolon-
                  hammaddesinin  kokusu, limonun,   yerek, üstündeki bütün kokuları    yacının cevabı manidardır.. “Abi
                  portakalın ağaçtaki yeşil halinin   yazar. Sonra bu kokular üzerinde   domuzlar zeytini yesin yaa.”  Kolon-
                  kokusu. Kokladım. Bazen yeşilken   yaptığı çalışmalar sonucu ürettiği   yacı Ahmet bu konuşmanın sonunu
                  ağacından limon, portakal koparır,   Domuz Kokusu Kolonyasını Kızıla-  şöyle anlatıyor; “Hayırlı işler.” dedi
                  tırnağımla deler onu koklarım. Öyle   ğaç Köyü’nden gelen ve domuzlar-  ve telefonu kapattı. Şehrindeki zey-
                  kokuyordu. Bu kolonya 85 derece   dan  yakınan  bir  kadına  denettirir.   tini sildi o. Formülü benden almadı
                  lüks  limon  kolonyası.    Adı    VALİ   Sonuç başarılıdır. Hatta  komşuları   bana da formülü vermedi..”
                  LİMONU.                       kadının  tarlasında  20  adımda  bir   Kolonya kokularının esansları Fran-
                  57 çeşit kolonya üretiyor  bunun 27   bağlanmış kokulu bezleri  götürüp    sa’dan İstanbul’a geliyor.  Esansların
                  çeşidini kendisi   buldu ve patentini   kendi tarlalarına asmışlar. Keramet   hammaddeleri ise doğadan. Örne-
                  aldı Kolonyacı Ahmet.  Akraba ko-  üstündeki kokuda tabii beş gün sü-  ğin Zambak, Lavanta, Gizli Çiçek
                  kular varmış kolonyacıların bildik-  rüyormuş etkisi. İnsan kokusunu   (esansın hangi çiçekten yapıldığı
                  leri ve buldukları, bulunca da usta   andıran bu kokunun içerisinde bazı   bilinmediğinden adı böyledir), Me-
                  olduklarına inandıkları. O kokular-  çiçekler ve meyvelerin olduğunu   nekşe, Limon, Çam, Sedir, Sandal,
                  dan  yola çıkarak bulduğu bu kolon-  söylüyor Kolonyacı Ahmet.  Günlük, Ardıç, Amber, Şebboy, Şef-
                  yalara isim ararken yaşlı bir kadın   Domuz  Kokusu  Kolonyası’nın  tali, Turunç, Elma, Kavun, Tarçın,
                  gelir dükkana. Oturur ve yazmaya   namı il dışına çıkmış. Ama bu ara-  Kimyon, Kara biber, İğde, Tütün,
                  başlar aklına gelenleri.  Bunların ba-  da  Zambak  Kolonyası  hastası  olan   Gül bunların bazıları.  Zamanla
                  zıları şöyle: Gecelerin Hakimi, Sen-  Ayakkabıcı Günay Gökcan  bir baş-  esansların kokuları da değişmiş,
                  siz Asla, Sadece Seninle, Aşkın Göz-  ka şehre gider. Oradan bir zambak   özellikle 2000  yılından sonra çiçek
                  yaşları, Fantom, Fantezi, Harikasın,   kolonyası getirir ve bizim kolonya-  kokuları farklılaşmış. Ozon tabaka-
                  Mihrace, Bora, Poyraz, Meltem,   cımıza koklatır. Ahmet bey zambağı   sının delinmesinin etkisi olduğunu
                  Nazlı…  Kolonyalarının  yanında   çok beğenir. Ve hemen esansları al-  düşünüyor Kolonyacı Ahmet. Sa-
                  parfüm, gülsuyu üretiyor Kolonya-  dığı İstanbul’daki kişiyi arar. Çünkü   dece Limon ve Çam etkilenmemiş.
                  cı Ahmet. Neler ürettiğini kendisi-  esanslar Fransa’dan oraya gelmekte   Demek ki  hala  direniyorlar.  “Me-
                  ne sorduğumda;  “Koku verici her   ve bütün Türkiye’ye aynı kişi tara-  nekşe menekşe gibi kokmuyor.” di-
                  şey” diye yanıtlamıştı, haklıymış…  fından dağıtılmaktadır. Sorar; “Abi   yor anlatırken; “Eskiden Kara Kedi
                  Örneğin bit kovucu, sivrisinek ko-  bana gönderdiğin zambak esansıyla,   diye bir esans vardı, Datçalı Akif
                  vucu, domuz kovucu gibi kokular    şu şehirdeki kolonyacıya gönderdi-  Amca zamanındaydı. Ceket  eskirdi
                  üretiyor. Bir gün 65 yaşında Fransız   ğin zambak esansı aynı değil mi?”    o koku çıkmazdı. İnsanların 2-3 ce-
                  bir turist dükkana gelir. Ve Fougere   “Aynısı Ahmet.” der. “O halde be-  keti de yoktu o zamanlar.”
                  (Fujer) esansı ister. Bu esans aslın-  nim zambağım neden onunki gibi   Tam da bu sırada yad ettik eski ko-
                  da Gizli Çiçek kolonyasının esansı-  kokmuyor?” “Sen daha 30 yıllıksın   lonyacıları. Datçalı Akif Amcayı,
                  dır. Şaşırır Kolonyacı Ahmet, oysa   Ahmet’ciğim,  onlar  120 yıllık”  ce-  Zekeriya Amcayı,  ve onun formülü
                  turistler buraya geldiğinde Limon,   vabını alır. Evet zambağın içine ne   olan Feraye kolonyasını, Kolonyacı
                  Lavanta ve Zambak isterler. Çünkü   katıyorlarsa o da onların sırrı… Bir   Ergün Toptalın babası  Kolonyacı
                  bu kolonyalarda boyar madde yok-  gün Ahmet Bey’in telefonu çalar.   Fettah Amca’yı  ve  civar  köylerden
                  tur o yüzden renkleri beyazdır. Ama   Telefonun karşısında o güzel Zam-  gelenlerin daha çok  uğradığı  Mus-
                  kadın Fougere istemektedir ısrarla.    bak kolonyasını yapan firmanın sa-  tafa Amcayı… Kolonyacı Ahmet
                  Nedenini  sorduğunda    bu  kokuya   hiplerinden biri vardır. Şehirlerinde   Bey Datçalı Akif Amcaya çocuklu-
                  dört saat sivrisinek gelmediğini öğ-  çok zeytin olduğunu ve domuzların   ğunda dedesiyle gittiğini hatırladı.
                  renir. Kadın Akyaka’da oturmakta   zeytine dadandığını söyleyerek, Ko-  Dedesi  de  Kara Kedi  diye bilinen
                  ve bu güzel beldemizin sivrisinek-  lonyacı Ahmet’ten Domuz Kolon-  esansı kullanırmış. Pazar camiinin
                  lerine maruz kalmaktadır sıklıkla.   yası’nın formülünü ister. “Olur” der   müezziniymiş. “Hacıların kullandı-
                  Bunu öğrenen Kolonyacı Ahmet   bizim  kolonyacımız,  bu sefer  karşı   ğı gibi bir kokuydu.  Gençler müm-
                  kendisinin de Akyaka’ya balığa git-  taraf heyecanlanır. “Biz de sizden   kün değil kullanmazlar o kokuyu,
                  tiğinde maruz kaldığı sivrisinekler   bunu beklerdik, çünkü Muğla ve bi-  ayrıca dede kullanırken  senin de
                  için bir kolonya üretir ve başarılı   zim şehir uzak nasılsa, birbirimizin   kullanman o dönemde ayıp kaçar-
                  olur, tabii Fougere ile…      pazarını etkilemeyiz” der. Kolonyacı   dı” diyor. Biraz o nedenle biraz da
                  Başka bir gün gene bir balık avı ma-  Ahmet bu sefer bir koşulu olduğunu   çocukların çocuk kokusunun bütün
   78   79   80   81   82   83   84   85   86   87   88