Page 82 - Menteşe Dergisi Sayı 9
P. 82

yapmaya başladı,  kendisini geliştir-
               diği gibi defteri  de geçmişti.
               Artık yeni yeni kolonyalar yapabi-
               lirdi. İşte “FERİŞTAH” kolonyası
               tam da böyle bir zamanda geldi.
               Kolonyacı Ahmet bu hikayeyi şöy-
               le anlatıyor; “İlk perakende dük-
               kanını  saatli  kule  civarında  açtım,
               kirasını Topalların Turan Ercan’a
               ödüyordum. O zamanlarda cezaevi
               Konakaltı’ndaydı,  dükkanımın kar-
               şısında Vakıflar Bankası vardı. Cıvıl
               cıvıldı oralar, adeta Muğla’nın İpek
               Yolu.  Emin olun ben beş yılda ev
               sahibi oldum o yıllarda, yirmi beş
               yıldır bu sokakta havanda su dövü-
               yorum.”  Çünkü Adliye aşağıya gitti,
               Vakıflar Bankası gitti, avukatlar git-
               ti…” Birgün Feriştah Teyze diye biri
               geldi. “Bana bir kolonya yapacaksın
               içerisine de şu, şu, şu çiçekleri koya-
               caksın.” Çiçeklerin ismini vermem
               meslek sırrı, . “Olur mu acaba?” de-
               dim. “Olur, amcan beni bu kokuy-
               la tavladı” dedi. Eski aşklar tütün
               tarlasında başlar ya, Feriştah teyze
               tütüne gitmiş, Orada da kadınların
               yaptığı işler erkeklerin yaptığı işler-
               den ayrıdır.  Delikanlı bu kokuyu
               sürmüşmüş. Bu kokuyla tavlamış
               Feriştah Teyzeyi. “ Kolonyacı Ah-
               met  o  zaman 10 yıllıktır, artık  de-
               neyimlidir. Kolonyayı önce bir şişe
               yapar, ardından kendisi için 5 lt. ya-
               par.  Rengi yeşil olan bu kolonyaya   oğulları bile kolonyanın anneleri   babam beni içeri atardı.” diyor an-
               “FERİŞTAH” adını koyar,  denemek   için yapıldığını daha iki sene önce   latırken. Etrafına bakar, yanında
               için piyasaya sürer, oysa daha paten-  öğrenirler. TRT 9 kez çekime gelir.   oturan  biri  dikkatini  çeker.  Adam
               tini almamıştır. Ama ürün bir hafta-  Feriştah Teyze’yle tanışmak ister-  Kolonyacı Ahmet’e; “Ne oldu de-
               da biter. Sonrasında kolonyanın adı   ler. Kolonyacı Ahmet bunu Feriş-  likanlı bir numaran mı var?” diye
               duyulur ve üretimi 100 litreye kadar    teh Teyze’ye iletince; “Seni maymın   sorar. Ahmet Bey; “Hayır abi, te-
               çıkarır.  Sağlık Bakanlığı’ndan pa-  seni, bütün Moğle (Muğlaya) beni   dirgin oldum.” der. Adam;  “Onlar
               tent almak için başvurur. Bakanlık   tamışa ettin, sakın getirme, daşların   benim için buradalar.” der. Kolon-
               uluslar arası prosedürleri inceler,   hepinize.” der.  Ahmet bey; TRT’yi   yacı Ahmet gayet merak ve sami-
               ve bu formülde bir kolonyanın ol-  dünya seyrediyor demedim, desem   miyetle; “Siz kimsiniz abi?” diye
               madığını bildirir.  Hatta isminin   beni “Şırkcek diyor.” Kolonyacı Ah-  sorar. Adam; “Ben Vali’yim.” der.
               FERİŞTAH olmasını yadırgarlar.    met her bayram Feriştah teyzeye bir   Dönemin Muğla Valisi Yücel BÖL-
               Kolonyacı Ahmet Feriştah’ın Ege’ye   şişe kolonya götürür yanında hedi-  GEN’dir.  Vali  Yücel BÖLGEN de
               özgü bir isim olduğunu formüldeki   yeleriyle.  Eli maşalıdır teyzemizin;   Adanalı’dır, Kolonyacı Ahmet’in
               çiçeklerin analiz raporuyla Avru-  “Kaç para len bu.” diye sorar bir   babası da Adanalı’dır. O bunu gene
               pa’dan geldiğini bu çiçeklerin Muğ-  kere, o paranın alınmayacağını bile   herkese söylediği gibi “babam Ada-
               la’da da yetiştiğini bu güne kadar   bile…                  nalı, annem Muğlalı ama ben “gelek,
               hep Amerika’nın Avrupa’nın taklit   Kolonyacı Ahmet , bir Cuma  günü   gidek” demem, “gelipduru, gidipdu-
               edildiğini, bu kez özgün bir kolonya   Kurşunlı Cami’nde Cuma hutbesi   ru” derim diyerek anlatır. Vali Bey;
               olan Feriştah’ın piyasaya sürülme-  dinlerken, etrafı polisler tarafından   “Sen ne iş yapıyorsun?” diye sorar.
               si gerektiğini anlatır. Ve Feriştah’ın   sarılır. Yıl 1981 aylardan Mart’tır.   O  da  Kurşunlu  Camiden  görünen
               patentini alır. Feriştah Teyze’nin   Korkar. “Gerçi bir suçum olsaydı   imalathanesini göstererek kolon-







    82
   77   78   79   80   81   82   83   84   85   86   87