Page 28 - Menteşe Dergisi Sayı 8
P. 28

İSMAİL ZORBA
                        Eğitimci - Yazar

                                                                            GEÇMİŞ


                                                        ZAMANIN PEŞİNDE….





                       aman sırla dolu perdele-  ratmayan düze vurulmuş hayatın  hayata dair.. Sana doğru gelmekte,
                       rini aralamakta.. Eşyanın  biraz dışına çıkmak, betonla çevre-  içine işlemekte..Ve sen ona doğru
                       ruhu tüm egemenliğini  lenmiş hayat alanını genişletmek..  kollarını  kaldırmış  kucaklamak
               Zkurmuş.. Yaşanmışlıklar,  Karelerden, dikdörtgenlerden kur-  için geleceğine kanat çırpıyorsun..
               kaybolup gitse de yaşayanlar.. Bu-  tulmak, dünyanın kuruluşundan  Her daim duyacağın yaşama se-
               güne birer bir iz bırakmış.. Kimi  beri bir türlü kabullenemediğimiz  vinciyle..Varlığın gerçek manasına
               izlerde acının, gözyaşının hikâye-  bir yuvarlağın etrafında dönme he-  kavuşuyor..Artık son söz: ”Şehir
               leri.. Kimi izlerde mutluluğun, se-  yecanına, aşkına yöneliş..  Benim Kimliğimdir!..”değil  “Şehir
               vincin hikâyeleri.. Doğumla ölüm  Felsefenin  çekiciliğinde  çekilen  Bizim Kimliğimizdir!..”
               denkleminde yaşamın formülüne  fotoğraflar an be an sararken ben-
               dokunuyor ellerimiz.. Şahitlik et-  liğimizi şehrin kimliğimizi oluştu-
               meye hazır gözlerimiz..  Evlerin,  ran bugünün içinden çıkıp geniş
               sokakların, kapıların, camilerin,  zamanın içinde sonsuzlama isteği
               mescitlerin,  pazarların,  hanların,  zamanın çekiciliğiyle tamamlanı-
               kütüphanelerin… Hatta Arnavut  yor..Tükenmişliğin, tüketilmişliğin
               kaldırımlarını meydana getiren  göstergesi yorgunluk sevda bulut-
               taşların, duvarlardaki kireç izle-  larından inen rahmet yağmurları-
               rinin, evlerin bahçelerinden göğe  na dönüyor. Yağmurun  bıraktığı
               yükselme gayretindeki ağaç gölge-  her damlanın dokunduğu yerde
               lerinin ardında insan ruhuna nakış  umut fidanları deriliyor. Gündelik
               nakış yansıyan hayali izdüşümleri..   hayatın daralttığı alanı genişletiyo-
               Hatta dahası bir yangının küle dö-  ruz..
               nüştürdüğü yitimin ardında kalan  “Ben”, “biz”de çoğalıyor. Çünkü
               izlerin, ve belki de terk edilmiş,  Muğla sokaklarında, evlerinde “ha-
               kendi içlerine çekilmiş virane si-  yat”ın ta kendisi var. Sanal gösteri-
               yah-beyaz fotoğrafların gölgesine  ler sona eriyor. Her şey canlı..Bir
               sığınan evlerin bir hatırayı canlan-  o kadar sade, bir o kadar samimi,
               dırma sinyalleri.. Gençlerin göz-  bir o kadar vefalı ve de bir o kadar
               lerinden fışkıran canlılık, damar-  insan!.. Gökyüzünü görüyorsun,
               larından akan cevvalliğin dokusu,  toprağa dokunuyorsun, su  sesiyle
               belki de ana hemen oracıkta sahip  muştulanıyorsun..Kuş sesleri; hele
               çıkan paylaşımın güzellikleri taze-  kumrular, hele bülbüller..Kanat
               liyor bizleri.. Aslında başında bir  sesleri bile içine doluyor..Beyaz
               gezi değildi adımlarımızın peşi sıra  badanalar ruhunu temizlemekte..
               düştüğümüz yolun telaşı. Bir arayış  Komşunun dostluğunu, vefakar-
               ,  bir  tanıklık,  üzerinde  durulması  lığını, sıcaklığını yansıtmakta..
               önceden planlanmış hedeflerin bir  Çocuklar daha başka bir çocuk..
               göstergesi : “Şehir Benim Kimli-  Özgürce, sınırlanmadan çocukça
               ğimdir!..”                    gülüyor, ağlıyor, kıskanıyor.. Ben
               “Şehir Benim Kimliğimdir!..” ,  yaşıyorum diyorsun..Gülen gözle-
               evet, parolamız buydu. Hedefte  rin sıcaklığını yalnızlığın üşüttüğü
               ulaşılmak istenen tüm ayrıntılar bu  ruhunu kuşatıyor, kucaklıyor..Çay,
               sözde saklıydı. Rutinleşmiş, kanık-  kahve tadımında başlıyor dost-
               sanmış biraz da tüketilmekte olun-  luklar doğumdan ölüme devam
               masına rağmen farkındalık ya-  ediyor..Ayak seslerini duyuyorsun







    28 28
   23   24   25   26   27   28   29   30   31   32   33