Page 26 - Menteşe Dergisi Sayı 8
P. 26
İSA KÜÇÜK
Vali - Yazar - Şair
27 Temmuz 2013, Cumartesi Şükrü ERBAŞ
rtalık kan gölü; ölüm, cevap, kanayan bir çığlık olur…
acı ve ıstırap fışkırıyor “Çünkü” ile başlar her cevap: “Yağ- O sorunun ve cevapların şairi ile
televizyon camların- muru, rüzgarı ve güneşi/ Bir gün 26 yıl sonra, 2008 yılında Bartın’da
Odan, gazete sayfaların- olsun ekinleri akıllarına gelme- karşılaştık. Sanki iki eski tanış…
dan… Çocuklar ellerinde çiçekler- den/ Düşünmezler/ Ve birbirle-
le silahlara doğru koşuyorlar. Daha rinin sınırlarını sürerek/ Toprak- Lise tarih öğretmeni Keramettin
fazla ateş; her sabah “bir teneffüs larını büyütmeye çalışırlar/….. / Çetin’in özverili çabası ile başlayan
daha yaşasalardı.” diyoruz. Her yıl, Evlerinde kitap, müzik ve resim ve tamamen o ve kendisine inan-
“Meçhul Öğrenci Anıtı”nın “çe- yoktur/……./ Karılarından en az mış öğretmen arkadaşlarının gay-
lenkleri” çoğalıyor… on adım önde yürürler/ Ve bir er- retleri ve sanat sever Bartınlıların
keklik işareti olarak/ Onları her- o öğretmenlere güveni ile, yokluk-
Gazeteleri açar açmaz, televizyona kesin ortasında azarlarlar/……/ lar zorluklar içinde sürdürdükleri
bakar bakmaz ölüm, ölüm, ölüm… Harmanı kaldırdıktan sonra yılda “Edebiyat Günleri” etkinliğinin
İçinde yaşadığımız dünya kan bir kez/ Şehre giderler!.../………/ bana bir hediyesi!
gölü. Güm, güm, güm… Mısır’da Yarı gecede yıldızlara bakarak/ Şair Şükrü Erbaş’tı o etkinlikte ilk
kimine göre 120, kimine göre 130 Başka dünyaları düşünmek gibi bir günün ve tüm haftanın açılış ko-
kişi öldürülmüş! Niceliğin, sayının tutkuları yoktur/ Gökyüzünü, ba- nuşmacısı. (Açılış için “protokol
önemi ne kadar belirler ne kadar harda yağmur yağarsa/ Ve yaz gü- konuşmaları”nı kaldırmıştık.)
derinlere iter ne kadar göz önüne neşleri ekinlerini yetirirse severler” Bir hafta sürecek olan program,
serer bu acıyı bilmiyorum! Kimse Daha yüzlerce soru, binlerce cevap o büyük ve canlı edebiyat şöle-
bilmiyor, bilmeyecek! Silah tüccar- yazmış. Şairi kutlamak gerek! Bil- ni onunla başlayacak. Öncesinde
ları sevinecek… miyorum, siyasal tarih ve sosyoloji bir “selamlaşma toplantısı” şehrin
bölümleri üniversitelerin, haber- ileri gelenleri ve gelmeyenleri ile.
Diyarbakır’dan bir acı; 8 kişi öl- dar mıdır bu şiirden, bu şairden? “Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?”
dürülmüş. Arazi kavgası… Daha hakkında da konuşacak mısınız
geçen hafta Muş’tan gelmişti ben- Bu şiiri ilk olarak 1989 yılında diye sordum, “Sizde mi Vali Bey!”
zer haber; Mera, ot kavgası… 7 Ovacık’ta okumuştum. Soğuk ve diye cevapladı. Sanki vuruldum,
ölü… Yalnızca toprak ve mülkiyet kar her yeri bir buz örtüsü gibi “Hata mı yaptım?” diye sordum.
duygusu mu bütün bu kavgaların, kaplamış; altında kalan her şey ve “Yo hayır. Bu şiir için benim hey-
ölme ve öldürmelerin sebebi? Şair herkes ya donmuş ya ölmüş. Buzla kelimi dikmek isteyen de var beni
Şükrü Erbaş, yıllar önce bir sanat- kaplanmış o sert kışın içinde, gü- asmak isteyen de siz hangisisiniz?”
çı duyarlılığı ile cevap vermemiş neşe uzak bir köy evinde, her yer diye yanıtladı. “Ben heykel dikme
miydi bu soruya bir başka soruyla: buzla kaplıyken, odun sobası gibi taraftarıyım!” Bir süre sessizlik
“Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?” gürül gürül yanan bir mektubun oldu. “O şiiri burada okuyup tar-
içinden çıkageldi bu şiir… Aydın- tışmayayım, yeni şiirler getirdim.”
“Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?” lattı, ısıttı ve yol gösterdi bana. Şai- dedi coşkuyla çantasını göstererek.
sorusunu binlerce kez sorar şair rini hep merak ettim, kimdir, nasıl “Ama gerçekten o şiir yüzünden
Şükrü Erbaş. Her bir soru, 10 bin bir adamdır? Açtığı patikadan gü- başıma gelmeyen kalmadı. Cum-
yıllık Anadolu toprağının katman- venle geçtim. Şiirde yüzlerce soru, hurbaşkanı Süleyman Demirel bile
larından biner kere gürleyerek ko- binlerce cevap arayışından sonra, bu şiir için – bir toplantıda beni
pup gelir kulaklarımıza, kalbimize, cevabı sonunda bulur şair ve bir kenara çekti- ‘Şükrü, benim köy-
usumuza… Binlerce, on binlerce cümle ile sunar okuyucularına: lülerimle fazla uğraşma!’ dedi; bu
defa cevap bulmaya koyuluruz yol- “Söyleyin, söyleyin ah! Köylüleri nedenle o günden beri köylülerle
lara. Yüreklere, gönüllere… Her nasıl kurtaralım?” fazla uğraşmıyorum” diye de ekle-
26

