Page 27 - Menteşe Dergisi Sayı 8
P. 27

di muzipçe gülerek.           duymak, cevap bulmak o sorula-
                  Öğrencilerle yaptığı söyleşide, gü-  ra… Ne müthiş bir şans!
                  zel şiirler okudu, sanat ve şiir üze-  İşte tam da bu nedenle, hepimiz
                  rine, insan ve duyguları ve yaşam  iyinin, doğru ve güzelin peşine dü-
                  üzerine ne “güzel”, ne “doğru” ne  şüyoruz. Öğretmenin olduğu her
                  “iyi” şeyler söyledi: “Gençler, ara-  yerde özgürlük düşüncesi doğup
                  nızda şiir yazan var mı?” diye sor-  gelişiyor; yaşam kaçınılmaz ola-
                  du. Yanıt gelmeyince, “Aranızda  rak güzelleşiyor. Peşine düşmeye,
                  hiç âşık olan da mı yok?” diyerek  “savaşmaya” ve uğruna “ölmeye”
                  başka bir iğne batırdı dinleyicileri-  değer bir hal alıyor yaşamak!  Hem
                  ne! “Âşık olun ve şiir yazın.” dedi.  kendi adıma hem de tüm o gençler,
                  O bunları anlatırken, dört sözcük  öğrenciler adına teşekkürler öğret-
                  gelip ısırdı dilimi, yüreğimde ye-  menim…
                  şerdi. O konuştu/ biz susadık… O,              ………..
                  balyozunu tohuma vurdukça, çat-  “Bizim gökyüzümüz var öğretme-
                  ladı kabuk, yağmur yağdı, güneş  nim/ Sen bize kanat ver” demiştim
                  açtı yeşerdi ortalık; bir salıncakta  bir şiirimde. O kanatlardan biri
                  sallandı duygularımız… O heye-  şiirdir, edebiyattır… Okuduğu-
                  canla, teşekkür konuşması yapar-  muz her sanatçı, her şair, yeni bir
                  ken ben de gençlere “Şairlerin her  kanattır evrenin gökyüzünde bizi
                  dediğini yapmayın, şiir yazmak  gezdiren…
                  tehlikeli olabilir, kendinizi disiplin
                  kurulunda ve karakollarda bulabi-
                  lirsiniz!”  dedim,  önce  bir  homur-
                  danma arkasından da  sessizlik
                  oldu. Sonra gülüştük. “Ama bunlar
                  olmazsa da hayatın tadı olmaz, ya-
                  şamanın zevkini alamazsınız. Âşık
                  olun ve âşık olduğunuz kız/ oğlan-
                  lara şiirler yazın, okuyun. Sevdiği-
                  niz, korkup kızdığınız, heyecanlar,
                  sevinçler ve duyduğunuz hüzünler
                  için şiirler yazın. Onların her birini
                  şiire çevirin. Size bir sırrımı vere-
                  yim: Burada eşim var. Biz liseden
                  sınıf arkadaşıyız. Onun için şiirler
                  yazdım, disiplin kuruluna veril-
                  dim. Sevgimiz daha da kuvvetlen-
                  di, mutluyuz şimdi!” diyerek bitir-
                  dim teşekkür konuşmamı…
                  Etkinliklere gelen, kendilerini din-
                  leme imkânı veren sanatçılar ne
                  önemli bir eksikliğimizi gidermiş-
                  ler, meğer onları duymak, anlamak
                  ne güzelmiş; onlara dokunmamıza
                  imkân vermeleri bizi ne çok “bes-
                  lemiş”, bizi nasıl tamamlamışlar.
                  “Edebiyat Günleri” gençler, öğren-
                  ciler için ne büyük imkân! Şairleri,
                  yazar çizerleri, genel olarak sanat-
                  çıları, o yaşlarda; yaşamın kapısını
                  çalmış, içeriden bir ses beklerken
                  tanımak, duymak, dokunmak,
                  soru sormak ve “içeriden” bir ses
   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31   32