Page 36 - Menteşe Dergisi Sayı 8
P. 36

Pahalı bir şaraptı. Eskiden bu kadar   taş gibi mumun ısındıkça eriyen ve   sıyrılayım derken, yaşam nasıl bir
               pahalı şarabın yanından dahi geçe-  sağa sola bükülen halini andıran iç   şeydi onu dahi unutur hale gelmişti.
               mezdi. Arkadaşlarla köpek öldüren   huzursuzluğunu dış güzelliğiyle ka-  Sınırladığı, set çektiği, üstünü örttü-
               diye tabir edilen sirkemsi tattaki   mufle ediyordu. En azından o öyle   ğü geçmişi, dünyevi hayat keyifle-
               alkollü içecekle kafayı bulur, mono-  sanıyordu. Bedenindeki öfke topuk-  rinin üzerindeki örtüyü aralamayı
               poly, scrabble, tabu oynar, gülmek-  larından dışarı çıkmaya çalışıyor,   dahi aklından geçirmemişti. Bir
               ten az daha altına ederdi. “Ne gün-  boş sokağı çınlatan ince, sivri ses   süre sonra dank eden beyni, onun
               lerdi be.” diye iç geçirip hayıflandı.  kadının heyecanını bastırıyordu. İlk   yanlış yolda ilerlediğini, bozulan
               Sol merdivenden yukarı topukları-  kez tek başına yemeğe gelmişti. Yıl-  kimyasının en kısa zamanda tamir
               nı yere vurdura vurdura çıkan ba-  lar ondan da çok şey alıp götürmüş-  edilmesini ima eden sinyaller gön-
               kımlı, alımlı röfleli sarı saçlarının   tü. En azından o öyle düşünüyordu.   dermişti. Neyse ki kadın sinyalleri
               maşalı uçlarına parmağını dolaya-  Uzun bir süre varoluşçuluk üzerine   doğru zamanda ve doğru mekânda
               rak çıkan bir kadın vardı. Her at-  kafayı tırlatma raddine getirmiş, ni-  almış, cevap vermişti. Artık daha
               tığı adımda etrafını süzüyor, takip   hilizme yaptığı dönüşle Nietzsche’   vurdumduymazdı. Yalnızlık yerine,
               edilip edilmediğinin hesabını yapı-  ye hak verdiği konuların her geçen   dost biriktirmeye kararlıydı. Sevgi
               yordu. Narsizm ile megolomanya   gün artmasıyla kendisinin hayra   haznesini her geçen gün daha da
               dünyasının iki noktası arasında gi-  alamet yolda gitmediğinin muhake-  genişletmekti isteği.
               dip geliyor, öfke, yalnızlık, bunaltı,   mesini yapmış ve birden elini eteği-  Basamaklar bitince sol kapıyı açan
               sitem, güvensizlik ile doldurduğu   ni her şeyden çekmişti. Eteğini öyle   garsona teşekkür edip sağ kapının
               ufacık dünyasından taşırdığı bu   çok şeyden çekmişti ki uzun bir süre   önündeki masanın solundaki boş
               duyguların esiri olmuş yalnız bir   kadınlığını yansıtan sembolik etek   masaya oturdu. Sağ kapının önün-
               kadın giderek yukarı çıkıyordu.   dahi giymemiş, eli erkek eline değil,   deki masada beşamel soslu acılı İs-
               Korkularının hapsi içinde kendin-  gözü dahi teğet geçmemişti. Kokuş-  panyol usulü patatesini yiyen adama
               den emin duruşu altında sallanıyor,   muş yaşam modellerinin arasından   teğet geçen bakışlarını kendi masa-





















































    36
   31   32   33   34   35   36   37   38   39   40   41